Kırgızlarda çocuk terbiyesi



Yeni bir medeniyet tasavvuru için vira Bismillah demek lazım. Türkistan'dan başlamak gerekir kültürümüzün köklerine inmek için dedik ve Kırgızistan'da  Balasagunlu Yusuf Has Hacibten bir sözü aktarmak gerekir.  Çocuk henüz büyümedi ama  kalem tutacak kadar büyüktür. Geçmişin biliği geleceğe ışık tutar. Atalardan, babalardan gelerek devam eden   manevi değerlerin, geleneklerin bu günkü nesillerin yetişmesinde önemli rol oynayabileceği faktörünü her zaman  değerlendirmek mümkün olmayabiliyor. 

 Çocukluk çağlarından başlayarak yeni bir neslin yetişmesinde Kırgız halkının şarkılarının, destanlarının, kültürel mirasın tüm potansiyelini incelemek, yeni bir medeniyet tasavvuru için  oldukça önemlidir. Bu maddi manevi değerler kullanılmadıkça unutulup gidiyor. Çağdaşlaşma sürecini yaşayan  günümüz genç nesli milli köklerinden koparmaktadır, kendi diline örf-adetlerine bigane kalmaktadır.  Buna göre de yeni nesle milli ruhun aşılanması, onlarda milli kimliğin gurur kaynağına dönüşmesi için önlemler alınmalıdır.  İhtiyarların sohbetini keseye topla. Bu ihtiyar insanların hayatta gördüğü, yaşadığı hikmetlere saygı ve onlardan örnek alma anlamındadır. Halk pedagojisi büyük pedojidir ve tüm büyük pedagojiler halka mahsustur. Manevi pedagoji değerlerle zenginleşmiş insan aldığı bilgileri tatbik etmeli ve yaymalıdır. Bu tecrübenin ilk merhalesi ise insanların okula kadarki yaşlardan itibaren terbiye edilmesiyle başlamaktır. Kırgız halkı eski zamanlardan beri konuşma sanatına, söz sanatına büyük önem vermektedir.

Kırgızların asırlar boyunca ağızdan ağıza taşıdığı zengin kültürel mirasın  büyük bir kısmı da okula kadarki zamanda insanın yetiştirilmesi için şart olan şifahi edebiyattır. Kırgızlarda bebeği beşiğine yatırmak bile özel bir gelenek halini almıştır. Çocuk yatağa ninnilerle, şarkılarla koyulmuştur. Beşik şarkıları, uykudan önceki rivayetler büyük bir edebiyat külliyatı halindedir. Beşik şarkıları sevgi, kaygı, annenin çocuğa verebileceği enerjinin ta kendisidir. Bu şarkıların verdiyi manevi gıda çocuğun tüm sonraki hayatını etkileme gücünde olabilir.

Çocuğun doğmasıyla başlayan  olan bir çok adetler ve gelenekler vardır. Doğan çocuğu ilk olarak her hangi bir kadın ellerine alamazdı. Yalnız çocuğun annesinin izin verdiyi kadın onu ilk olarak eline alabiliyordu. Bu kadının çocuk yetiştirmekte tecrübesi olmalı, ılımlı ve hoş huylu birisi olmalı idi. Çocuğa ilk banyo yapılacağı zaman suya azıcık tuz ilave ederdiler. İnanca göre, bu, çocuğun sağlam olmasını sağlardı. Çocuğu ilk defe yıkandığı zaman onu yıkayan önce suyu ağza alıp oradan çocuğun üzerine akıtmalıydı.

Çocuk yıkandıktan sonra atık suyu yurdun/evin/çadırın arka tarafına dökmek gerekiyor. Sonra çocuğun ağzına az bir miktar yağ konur ve yalnız bundan sonra anne ona süt vermeye başlardı. Bundan sonra bebeğe ilk gömleği giyindirirler ve buna ,,köpek gömleği,, (it köynek) derlerdi. Bu gömlek çocukları mutlu büyüyen anne ve ya babaların elbisesinden alınan parçalardan dikilirdi.

Bu gömleği önce bir köpeğe giydirirler, daha sonra bebeğe giydirirdiler ki, bu da çocuğun yaşamasını dilemek anlamına gelirdi. Kırgızlarda çocuklara ad vermekte  ise özel bir törenle yapılırdı. Köyün   ihtiyar saygın bir adamını davet edip çocuğa ad vermesini isterler, o da kendi isteğine göre bir ad seçerdi. Bazen çocuğu doğduğu günün adını verirdiler. Bebeğin doğum haberini aileye yakın olan birisi yurda haber verirdi. Adamlar bu haberi getirene hediye verirdiler. Haberi getirene verilen hediyeye ,,süğünçü,, deniyor. Bebeğin doğduğu günden kırk gün geçtiğinde ,,kırkı,, ve ya ,,kırk gün,, töreni yapılır. Bu 40 gün boyu bebeğin yaman ruhlardan korunması çok önemli sayılırdı.

Doğduğundan 3 gün bazen ise ,,beşik toy,, denilen güne kadar yurtta/çadırda ışıklar yakılır, bebeğin beşiğinin yanına değişik bıçak koyulurdu. 40. gün tamamlandığında  köylüler davet edilir, bebeğin ailesi imkanlarına göre bir hayvan keser ve ziyafet verirdi. Aynı günde bebeğin saçları kesilirdi ve buna ,"kırkın" derler. 40. gün bebek için özel elbiseler — çapan, topu (kafa giyimi), gömlek (köynek) dikilirdi. Bu gün bebeğe giydirilen gömlek ,kırk köynek, olarak isimlendirilikdi. Bebek doğarken onun göbeğini kesen kadın göbeğin yerini 40 kaşık su ile yıkardı. Göbek kesilen gün 40 adet yağlı ekmek (may tokoç) pişirilir ve çocuklara dağıtılırdı.

Kırgızlarda çocuğun beşiğe koyulduğu merasim için ocağa ,,Umay anne,, (Umay ene) dualarının okunması  gerekirdi. Bu dua çocuğu kötü ruhlardan koruyacağına inanılır. Yaşlı bir kadın, çoğu zaman bebeğin babasının annesi bebeğin beşiğini kolları üzerine alıp yurdun ocağının çevresinde sağdan sola olmakla 3 kere çevrilir. Ocağa yağ parçası atarak ,,Bay bol,, (zengin ol) ,,kuday tilegenin bersin,, (Tanrı dileklerini versin), ,,köp yaşa,, (çok yaşa) diye dua okunurdu. Sonra Umay anneye hitaben ,,Umay enesi uktat,, (Umay annesi buna uyku ver) ,,Beşik enesi bek karma,, (beşik annesi sıkı tut) ve ya ,,Umay ene, Batma- Zuura, balamdı sakta,, (Umay anne, bebeğimi koru) gibi dualar söylenir.

Okula kadarki dönemde ise çocuğun yetişmesi, karakterinin oturması için çocuk oyunları önemi bir dönemdir. Bu oyunlar çocuğun  ritim ve müzik doyguları ile uyum sağlar, çocuklarda karakterin oturmasına yardım eder. 

Tarih boyu ve tarihten önceki dönemlerden başlayarak Kırgız halkı bu adet ve geleneklerle   çocuklarını yetiştirmiş, onların Kırgız toplumuna kaynayıp-karışmasını sağlamış ve milletin simasını bu yollarla muhafaza etmişler. Çocuklara verilen dikkat ve kaygı  sarf edilen emek mutlaka etkisini gösterir.   Kırgızlar çocuğun, özellikle erkek çocukların yalnız fiziki gücüne değil, aynı zamanda ruhunun ve müzik zevkinin de gelişmesine ciddi önem vermişler ve çocukları bu prensiplerle terbiye etmişlerdir. Bu gelenek çağdaş terbiye ve pedagojinin metotları ile ters değil, aksine, daha da zenginleştirir.

Bu gelenekleri devam etmek de her bir Kırgız ailesinin, genç anne ve babaların kutsal borcudur. Türk dünyasının kültürel zenginliklerini yeni bir yorum ile yoğurarak medeniyet tasavvuruna katkı sağlamak Türk milliyetçilerinin içine düştüğü açmazdan çıkmasını sağlayacaktır.

Dr. Hasan Oktay
KAFKASSAM  Başkanı
Bu yazı hazırlanırken Abdalıyeva Gülzada Koşoevna'nın
"Çağdaş cemiyette ananevi terbiye metotları" isimli Rusça tebliğinden yaralanılmıştır.
YORUM EKLE