Kimi gerçekler

Kimi gerçekler var ki, onlardan sık sık söz etmek gerekiyor. Ben de birçok yazımda televizyonlardaki konuşmalarımda ve salonlardaki söyleşilerimde yeri geldikçe anlatıyorum.

Diyorum ki, “Osmanlı Devleti kuruluşundan başlayarak Sultan Süleyman dönemine kadar akıl ve bilim yolundan yürüdü. Bu sayede de Kanuni döneminde Dünyanın en ileri ve en güçlü devleti durumuna gelmeyi başardı. Ancak Katip Çelebi’nin Mizan adlı eserinde anlattığı gibi bu dönemde Yavuz Selim’in Mısır’dan getirdiği Eşari Sünni mollaların etkileri sonucunda her şey değişti. Akıl ve bilim yolu terk edildi, nakil bataklığına saplanıldı. Felsefe yasaklandı, akıl bilimleri yararlı yararsız diye ikiye bölündü. Sonuç çöküşü başlattı.”

Atatürk yeniden Türkiye’yi akıl ve bilim yoluna yönlendirdi. Atatürk dönemi Türkiye Türklüğünün uyanış ve sıçrayış dönemi oldu. Yıkılmış bir ülkeden, ihtiyarlardan ve kadınlardan oluşan bir toplumdan, çağdaş bir ülke ortaya konuldu. Atatürk çizgisi sürüp gitseydi, bugün biz Japonya en azından Güney Kore düzeyinde olurduk. Ama olmadı.

Atatürk’ten sonra ortaya dine benzer bir ideoloji çıkarıldı. Yani bir anlamda nakilcilik hortladı. Bir yandan toplumun gelişmesi yavaşladı öte yandan eski Eşari Sünnilik giderek artan oranlarda topluma dayatıldı.

Çok ilginç bir çelişkidir, okullarda zorunlu din dersleri adı altında Eşarilik öğretilirken, İmam Hatip Okulları beslenirken, Üniversitelerde adına İlahiyat Fakültesi denilen Yüksek İmam Hatipleri yaygınlaştırılırken, bunun nasıl bir gelişmeye yol açacağı görülemedi. Öte yandan da Devletin himayesi altında gelişen doğmatik inançların gereğini yapmak isteyenlere kırbaç yöntemleri uygulandı. Türkiye’nin uzun yılları tavşana kaç tazıya tut örneği gibi geçti.

Sonunda olanlar oldu bugünkü iktidar Türkiye’yi ele geçirdi. Bunlar siyasi ideolojilerine adına İslam dedikleri Eşari Sünniliği kaynak yapan insanlar.

Bugünkü iktidar siyasetini din ile hatta mezhep ile iç içe yürütüyor. İşte bu durum ülkemizin geleceğinde çok ilginç gelişmelere yol açacak gibi görünüyor.

Açıkça söylüyorum bu iktidar eğer bütün dinlerin ve İslam dininin de temelleri olan bir takım insani değerlere uygun işler yapsaydı iktidarları çok daha uzun olur ve hem topluma hem de inandıklarını söyledikleri dinlerine yararlı olurlardı.

Ama öyle olmuyor.

Üstü örtülen yolsuzluklar, insani değerleri hiçe sayan uygulamalar, benzeri ancak totaliter diktatörlüklerde görülebilen zalimce uygulamalar sonunda birbirine zıt iki gelişmeye yol açıyor. Bunları bağnazca sevenler arasında İslam algısı gittikçe çürük bir hale geliyor. Yani her türlü yanlışı, haksızlığı, zulmü yap yeter ki beş vakit namazını kıl, orucunu tut ara sıra Hac’ca sık sıkta Umre’ye git öteki tarafta bakire Huriler seni kucaklamak için sıraya girerler. Öte yandan aklını vicdanını koruyan geniş kitleler bu durum karşısında dinden soğuyorlar. Yeni yetişen nesiller arasında gittikçe deizm yani Tanrıyı bilmek, dinlere inanmamak ya da ateizm yani Allahsızlık yaygınlaşıyor. Bunların kendilerinden olmayan veya hoşlanmadıkları herkese ve her kuruma karşı tutumları sonucunda karşıt enerji gittikçe büyüyor. Büyüyen ve kabına sığmayan bu enerji zaman zaman kitle patlamaları biçiminde ortaya çıkıyor. Bunlar toplumun öncü depremleri.

Bu gidiş böyle sürüp giderse bu iktidarın yerinde yeller esmesine yol açacak büyük gelişmeler olmak ihtimali yüksektir. Ve bunlardan sonra kimse Türkiye’de ılımlı bir iktidar beklemesin. Rüzgar ekiliyor, fırtına biçilecek. Ne mi olacak? Devrim niteliğinde işler olacak. Yeni iktidar büyük halk desteğiyle gelecek ve Türkiye’de keskin bir laiklik dönemi başlayacak. Okullardan din dersleri kaldırılacak, İmam Hatip Okulları, İlahiyat Fakülteleri, Diyanet İşleri Başkanlığı devlet desteğinin ve kamu bütçesinin dışına atılacak. Toplum bütün gücünü ve enerjisini akıl ve bilim yolunda gelişmeye yönlendirecek.  İşte o zaman inançlar asıl yerlerine, kişileri erdemli yapan vicdanlardaki yerlerine yükselecek. Dileriz ki, yeni gelecek olanlar, yüksek insani değerleri, işlerinin ve işlemlerinin temeli yapacak insanlar olurlar. Yani, adalet, eşitlik, hoşgörü, kardeşlik, merhamet, sevgi ve saygı…

 

 

YORUM EKLE