Kılavuzu Karga Olan Bahçeli

Ata sözleri, derya dolusu mürekkeple yazılabilecek bir düşünceyi tek bir cümleye sığdırabilen, milletin yüksek milli feraset ve kültüründen bin yıllar içinde damıtılmış hikmet damlalarıdır. Adeta Türk milletinin hikmet deryasının inci ve mercanlarıdır. Beni büyüleyen bu incilerden birisi de “kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz” sözüdür. Kişinin danışık ettiği kimselerin veya dostlarının nitelik ve vasıfları, onun, işlerindeki başarısını belirleyen önemli bir unsurdur. Kurtla yoldaşlık ederseniz nasibinize taze av eti düşer, ama kargayla danışık ederseniz yüzünüze gözünüze pislik bulaşır. Bu söz hayatın olduğu kadar siyasetin de gerçeğini özetler. Siyasette de kılavuzunuz karga ise başınız beladan kurtulmaz.

Bugün MHP’nin içerisine sokulmaya çalışıldığı duruma bakınca Türk milliyetçileri olarak Sayın Bahçeli’nin bozkurtlar yerine kargalarla danışık ve yoldaşlık etmeye başladığından ciddi şekilde endişe etmekteyiz.

Sayın Bahçeli, 7 Haziran gecesi daha seçim sonuçları bile kesinleşmeden ekranlara çıkıp “ben oynamıyorum” diyerek MHP’yi siyasetin dışına itti. Madem iktidar oyununun forveti olmayacaktık neden takım kurup sahaya çıktık? Neden milletin mübarek oyunu isteyip parlamentoya girdik? Sayın Bahçeli’nin ifadesiyle AKP ile HDP veya CHP koalisyon kursun diye mi ? MHP olarak biz neciyiz? Biz parti değil miyiz? Sizce MHP, Türk siyasetinin konu mankeni mi yoksa, siyaset sahnesinde bir köşeye konulmuş saksı mı?

Elbette hayır! Sayın Bahçeli’ye rağmen hayır!

Milliyetçi Hareket Partisi de en az AKP kadar iktidar hedefli bir siyasi partidir. Hem de Türk demokrasisinin en köklü partilerindendir. MHP Türk Milliyetçiliği fikrinden beslenen ideolojik tabanlı bir siyasal hareket olması nedeniyle diğer merkez partilerinden kolayca ayrılmaktadır. Ancak bu farklı tutum MHP’nin iktidarı öncelikli hedefi haline getirmesine mani değildir. Aksine Türk Milliyetçiliğinin siyasal hayattaki yansıması olması nedeniyle MHP, diğer partilerden ve menfaat gruplarından daha fazla iktidar olma istek ve gayretine sahip olmak zorundadır.

Çünkü; Türk milletinin milli menfaatlerine uygun bir siyasal iktidarın kurulması, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, ve kültürel sorunlarının milli bir anlayış çerçevesinde çözülebilmesi ancak milliyetçilerin iktidarı elde etmesiyle mümkün olacaktır. Türk milletinin milli birlik ve beraberliğinin korunması, bölünmemesi, ayrışmaması, çatışmaması en fazla Türk Milliyetçilerinin meselesidir. Türk devletinin ülkesi ve milletiyle varlığını ve bağımsızlığını koruması en çok Türk Milliyetçilerini kaygılandırmaktadır. Bölücü terör, akan şehit kanları, toprağa düşen canlar, gözü yaşlı analar Türk milliyetçilerinin yüreğini daha büyük acıyla dağlamaktadır.
Terörün kökü kazınsın, kanlı bölücü tehdid savuşturulsun, analar artık ağlamasın, mezhep çatışmaları yaşanmasın, mübarek dinimiz siyasetin payandası yapılmasın, işsizlik, yoksulluk sona ersin, gençlerimiz iş güç sahibi olsun, esnafımız, çiftçimiz kazansın, yaşadığımız kanlı ve çatışmalı coğrafyada Türkiye bir barış, huzur ve refah adası haline gelsin diyorsak Türk Milliyetçiliği fikrinin siyasal temsilcisi olan MHP behemehal iktidar olmak zorundadır. Bu zorunluluk MHP yönetim kadrolarının Türk Milletine karşı tarihi bir sorumluluğudur.

Sayın Bahçeli varlığını ve meşruiyetini dahi reddettiği HDP’yi AKP ile birlikte Türkiye’yi yönetmeye teşvik ederek, yada milli reflekslerini kaybetmiş bir CHP-AKP koalisyonunu destekleyerek bu tarihi sorumluluğunu yerine getiremez. Türk milliyetçileri böyle bir şer projesinden hayır bekleyemez. HDP-AKP koalisyonu kurulsun, Türkiye yıkıma sürüklensin, sonra millet MHP’yi tek başına iktidara getirsin, öyle mi? Bunu mu umuyoruz? Peki AKP-HDP işbirliği ile yıkılmış, enkaza dönmüş bir Türkiye’ye mi talibiz? Geriye MHP’nin yöneteceği bir Türkiye kalmadıktan sonra biz iktidar olsak ne fayda. Eski tabirle “Bağdat harap olduktan sonra.”

Devlet beye bu akılları verenler bozkurtlar değil olsa olsa kargalardır. 2002 Hezimetinden sonra partiden kovduğu fakat daha sonra Koray Aydın tehdidinden korkup geri çağırdığı teşkilatın “çetin” adamına, “İsrail ajanı” diye suçladığı ama burnunu sürttükten sonra vekil yaptığı “sivil general”e, alkolden beyni uyuşmuş ama Bahçeli muhaliflerinin karşısında “yalçın” dağlar gibi duran “Prof.Dr. Konyakçı”ya, 40 kapı dolaşmış, 40 kapıyı da batırmış, şimdilik MHP’de karar kılmış yardımcılara, ortaokul mezunu Türkçeyi bile zor konuşan danışmanlara, tetikçi köşe kapaççılarına, lise terk milletvekillerine danışarak bu politikalar belirlenmektedir, her halde. Bunun için Sayın Bahçeli’nin burnu siyasal pisliğe batmış durumdadır.

Sayın Bahçeli bilmez mi ki, “kendi himmete muhtaç dede, kime himmet ede” Bu adamların kendileri akla muhtaçken siz nasıl bunlara akıl danışırsınız. Siz Türk siyasetinin en yaşlı ve en tecrübeli liderlerinden biri olarak bu adamların ne MHP’ye ne de size başarı getirmeyeceğini bizden iyi biliyor olmalısınız. Ama derdiniz “küçük olsun, benim olsun” ise bilemeyiz, o sizin kendi liderlik anlayışınız. Fakat kendi liderlik zaaflarınızın faturasını Türkiye’ye, Türk milletine ve biz MHP’li ülkücülere ödetemezsiniz.


YORUM EKLE