Karabağ tüm dünya için gerçek bir tehlikedir

Karabağ'da teröristler, uyuşturucu yetiştiriliyor

Siyasi-ekonomik yıkıma uğrayan Ermenistan yönetimi kaybettiklerini narkoticaret ve diğer sınıraşan suçların gelen kazançla telafi etmeye çalışır. Sonuçta Karabağ tüm dünya için gerçek bir tehlike bölgesine dönüşmüştür. Çünkü bugün kontrolsüz bölge olan Dağlık Karabağ hem terörist gruplaşmaların, hem de dünyada ilaçların en büyük transit mekanına dönüşmüştür. Teröristler ve narkobiznes ağları daha çok kontrolsüz bölgelerde gelişir. Karabağ'dan tüm dünyaya beyaz ölüm tehlikesinin yayalması gerçeği inkar edilemez. Karabağ'ın servetlerinden, verimli topraklarında sadece suç amaç uğruna yararlanan Ermenistan'ın bu dünyaya beyaz ölüm ihracını yakın zamanda bütün dünya kabul edecektir. Bu gün Azerbaycan devletinin temel amacı da Ermenistan gibi terörist, suç, uyuşturucu, silah biznesi yapan bir ülkeyi dünyanın gözü önünde ifşa etmekten ibarettir.

Azerbaycan istihbarat kurumlarının yaptığı araştırmalar dahil əməlyyat haberlerine göre, narkotacirlərin bugün kullandıkları en güvenli yol işte Ermenistan üzerinden geçmektedir. Bu güzergahlar Afganistan-İran-Ermenistan-Rusya, Karabağ-İran-Azerbaycan-Rusya, Karabağ-Ermenistan-Rusya oluşur. Eğer dikkate alırsak, Ermenistan ve bölücü Karabağ yönetimi uyuşturucu ticaretine doğrudan himaye ederler, o zaman bu güzergahların gerçek olma olasılığı daha büyüktür. Azerbaycan resmi temsilcileri de defalarca Karabağ topraklarının ilaçların esas transit mekanı olduğunu belirttiler. Ne yazık ki, bazı uluslararası kuruluşlar bu meseleye de çifte standartlarla yaklaşırlar. Örneğin, BM'nin yıllık raporunda da yer aldı ilaçlar Azerbaycan'dan kullanılarak hareket güzergahı belirlendi. Nitekim, BM bölgemizde uyuşturucu 3 hareket marşrutunu - Afganistan-Azerbaycan, Afganistan-Orta Asya-Azerbaycan ve Afganistan-İran-Azerbaycan güzergahları tanıdı. Tabii ki, bu güzergahı Ermenistan'ın adının salınmaması Ermeni lobisinin ve Hıristiyan dünyanın yakaladığı ikili pozisyon ile izah edilebilir. Fakat inkar edilemez bir gerçektir ki, Dağlık Karabağ hem uyuşturucu ekimi, hem transit, hem de terörist qruplaşmalar hazırlayan kampların bulunduğu önemli bölgelerden biridir. Uluslararası kuruluşlar kendi çıkarları yüzünden Dağlık Karabağ'da uyuşturucu ticaretinin ve terörizm önlemeye gayret göstermiyor. Uluslararası örgütler anlamak istemiyorlar ki, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından halen işgal altında tutulması ve bu bölgelerden çeşitli ulus ötesi organize suç amaçlar için kullanılması olgusu sadece ülkemizin, hem de tüm Avrupa'nın güvenliğini ciddi tehdit ediyor. Ermenistan tarafından işgal edilmiş Dağlık Karabağ ve diğer 7 bölgenin topraklarında - ulusal ve uluslararası kontrol dışı bu "gri bölge" da uyuşturucu üretimi, işlenmesi ve taşınması sadece Azerbaycan değil, insanlık için tehdittir.

Bölgede "ikinci Afganistan" rolünü yerine getiren Dağlık Karabağ topraklarının bu yönde kullanılmasına neden ise öncelikle arazinin kontrolsüz qalmasıdırsa, diğer taraftan, Ermenistan yönetiminin burda ilginç olması da önem arz etmektedir. Ünlü "WikiLeaks" ın yaydığı bilgiye göre, Dağlık Karabağ'ın kontrolsüz kalmasından kullanarak, oradan uyuşturucu maddeler taşınmasında Ermenistan hükümeti, siyasi liderleri ve eski başkan Köçeryanın da payı var. Her yıl taşınan uyuşturucudan elde edilen gelirin bir kısmı eski başkana verilir. Aynı zamanda vurgulanıyor ki, şu anda İran'dan Avrupa'ya taşınan uyuşturucu maddelerin büyük bir kısmı Ermenistan ve onun işgal ettiği Dağlık Karabağ'ın üzerinden yapılır. Beyaz Saray'a bilgi aktaran Amerikalı diplomatlar Dağlık Karabağ'daki uyuşturucu tarlaları başında kimlerin durduğunu da açıklıyorlar. Yayılan bilgilere göre, Ermenistan'ın üst düzey memurları da dahil olmak üzere Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın kardeşinin doğrudan yönetimi altında Karabağ'dan ve İran'dan getirilen uyuşturucu maddeler Rusya pazarlarına oradan Avrupa'ya taşınıyor. "Armenia Today" portalının bir süre önce yaydığı habere göre, Ermenistan'da ağır sosyal durumla ilgili uyuşturucu ve insan ticareti geniş kapsamı aldı ve bu çalışmalar devlet düzeyinde gerçekleştirilir. Site yazdıkları göstermektedir ki, Ermenistan devlet düzeyinde, baş savcının şahsında uyuşturucu ticareti ve pornobizneslə meşguldür.

Endişe verici nokta ise, Ermenilerin işgal ettiği erazilerimizde narkomafiyanın ekim alanları ve laboratuarlar içermesidir. Yapılan analizler gösteriyor ki, Afganistan'da ve Dağlık Karabağ'da üretilen, kustar yöntemle küçük laboratuvarlarda terkibi kimyəviləşdirilərək heroine çevrilen uyuşturucular sonradan Ermenistan ve Gürcistan yoluyla Avrupa'ya üretiliyor. Afganistan-İran-Dağlık Karabağ rota nedense BM raporlarına dahil edilmez. Dağlık Karabağ hem ilaç transit, hem de terörist qruplaşmalar hazırlayan kampların bulunduğu önemli bölgelerden biridir. Uluslararası kurumlar korunması arazide uyuşturucu ticaretin ve terörizm önlemeye gayret göstermiyor. Onlar Dağlık Karabağ'da uyuşturucu ticaretin ve terörün arttığını iyi bilirler. Bu kurumlar bir çok ülkede uyuşturucu ticaretine ve bu maddelerin yasadışı hacmini karşı mücadele bilir, transit yollarının adreslerini her yıl kendi raporlarına dahil ediyorlar. Fakat Dağlık Karabağ'daki durumla ilgili olarak hiçbir adım atmırlar. Mevcut durum bir daha kanıtlıyor ki, sorunun kalması uluslararası örgütlerdeki mafya gruplarının çıkarlarına hizmet ediyor. Ama dikkate alırsak, işte bu o yasadışı dövriyyeden elde edilen gelirler bölücülüğün, terörün daha da geniş çapta yayılmasına hizmet eder, tek Azerbaycan devleti değil, komşu devletler, hem de uluslararası kuruluşlar, dünya kamuoyu rahatsızlığını ifade ederek bu yönde daha ciddi önlemler geçirmeli ve Azerbaycan devleti kadar ilgi gösteri etdirməlidi ".

Narkoticaretdən elde edilen gelirlerle terörist grupların hazırlandığı ve onların silah ve mühimmatla donatıldı olunduğunu da dikkate çekek. Ermenistan devletinin siyaseti iki ana sütun - uluslararası terörizm ve narkoticaret üzerine kurulu. Dağlık Karabağ'ın ASALA ve PKK-çıların telim-meşq toplantısı meskenine dönüşmesi de bir gerçektir. PKK'nın insani ve lider kadroları, militanların aileleri Azerbaycan'a, askeri personel ve dağ komutanları ise Ermenistan'a akın etmektedir. Emissarların "DKC" e seferinde amaç ise Türkiye ve Irak'tan kovulmuş PKK endeksli ailelerin Karabağ'a aktarılması konusunda bölücü rejimin yönetimi ile məsləhətəşmələr yürütmektir. 1992'de Robert Koçaryan, Serj Sarkisyan ve Arkadi Qukasyanın girişimi ve Dünya Ermeni Terör Örgütlerinin desteğiyle Lübnan, Irak ve Suriye'den Dağlık Karabağ'a getirilen teröristler Azerbaycanlılara karşı vuruşublar.

Sonda belirtelim ki, BM Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği 4 kararda, Ermenistan'ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarını kayıtsız şartsız tahliye etmesinin gerekliliği yer bulsa da, ne yazık ki, hala bu kararlar icra olunmayıb. Ayrıca, Avrupa Parlamentosu, AKPM, İslam Konferansı Örgütü, Bağlantısızlar Hareketi ve diğer nüfuzlu uluslararası kurumlar Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal olgusunu kesin şekilde tanıyıblar. Uluslararası kuruluşların kabul ettikleri bilinen belgelerde açık gösteriliyor ki, çatışma uluslararası hukuk kural ve ilkelerine dayalı, devletlerin toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmelidir. Ermenistan devleti ise bilinen destekçilerinin desteği ile tüm bunlara atlayarak yayılmacı politikasını sürdürmektedir. Bu olgulara kendi tavrını belli etmeyen uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin susması ciddi teessüf doğurur.
YORUM EKLE