Kafkasyalı Öğrencilerin Türkiye'ye Entegrasyonu için Türkiye'deki Gürcü ve Kuzey Kafkasyalı Toplulukların Önemi

Geçen sefere kadar Ermeni Meselesi ve Gürcistan ve Ermenistan’daki siyasal hayatları üzerinde tartıştık. Bu sefer bu konudan uzaklaşarak Türkiye’ye okumaya gelen uluslararası öğrenciler ve Türkiye’deki halklar arasındaki ilişkiler ve entegrasyon sorunları üzerinde tartışırım.

Özellikle 1991’de Sovyet Birliği dağılıp Soğuk Savaş bittikten sonra Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve Ortadoğu’dan Türkiye’ye gelen öğrencilerin sayısı oldukça artmıştır. Günümüzde de Türkiye’ye okumaya gelen öğrencilerin sayısı artmaya devam etmekte ve bilhassa bu bölgelerden başka Afrika’dan gelen öğrencilerin önemli derecede artış dikkate değerdir. Bu bağlamda Türkiye uluslararası öğrencileri destekleyen sistemi geliştirdi ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde onları destekleyen STK’ları kuruldu.

Kuzey Kafkasya ve Gürcistan ne kadar Türkiye’ye benzeyen kültüre sahip olmasına ve ne kadar çeşitli destekler verilmesine rağmen yine de o bölgeden gelenlerin Türkiye topluluklarına entegrasyonu konusunda bazı sıkıntılar mevcuttur. Bu noktada onların Türkiye topluluklarına entegrasyonunda Türkiye’deki Kuzey Kafkasyalı ve Gürcü toplulukları önemli rol oynayabilir.

Gürcistan ve Kuzey Kafkasya 19. yüzyıldan önce uzun zamandır Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalmış ve Türkler ile oldukça yakın ilişkiler kurulmuştur. Bu bölgeye İslamiyet de Osmanlı İmparatorluğu üzerinden yayılmıştır. Bu yüzden kıyafet, yemek, sanat, dil ve örf-adet gibi çeşitli noktalarda Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye’nin yoğun etkileri bulunmakta ve Osmanlıca (Türkçe) bu bölgede ortak dili olarak kullanılmıştır. Bu durum bu bölgenin kültürünü Türkiye’ninkine yakınlaştırmaktadır. Bu bölgedeki Müslümanların Türkiye’ye karşı olumlu imaja sahip olması da bundan kaynaklanmaktadır.

Fakat aynı zamanda 19. yüzyıldan sonra ise Rusya ve Sovyet Birliği’nin egemenliği altında yaklaşık 200 yıldır kaldığından dolayı örf-adet, kültür, dil ve sanat gibi konularda Rusya’nın etkisi de oldukça yoğunlaşmıştır. Rusya egemenliği altında bu bölgede anadilde eğitim ve yayınlar Türkiye’ye göre daha aktif şekilde yapılırken bu bölgedeki halklar din, gelenek ve örf-adetlerden uzaklaştırılmıştır. Böylece onlar din ve kendi gelenekleri konusunda bilgisiz kalmış ve Türkiye’yle kültürel konularda ciddi ayrışmalar oluşturulmuştur. Bölge halkları arasındaki din-gelenek konusundaki bu bilgisizlik, bu bölgedeki ahlakların çöküşü ve krize girmesi ve bölgedeki selefi hareketlerinin yayılmasına sebep olmuş ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Kafkasya bölgesinin karışmıştır. Yani Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’daki Müslüman halkları kendi anadillerini Türkiye’dekilere göre daha sağlam şekilde korurken, genel olarak örf-adetler ve din ile alakalı bilgiler konusunda nispeten daha eksik kalmaktadır. Bu noktada Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’dan gelen Müslüman öğrenciler Türkiye’ye entegrasyonda bazı zorluklar çekmekte ve Türkiye’deki halklarla uyum sağlayamamalarına neden olmaktadır.

Türkiye’deki Kuzey Kafkasyalı ve Gürcü topluluklar ise farklı sorunlarla karşı karşıyadır. Genel olarak Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye içinde “anadilde eğitim ve yayınlar” gibi Kafkasyalı halkların dillerinin gelişmesine yönelik politikalar günümüze kadar uygulanmamıştır. Özellikle 20. yüzyılının ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de kentleşme hızlandırıldığından onların anadilleri asimilasyonla karşı karşıyadır. Gerçekten de Ubıhça 20. yüzyılın sonunda son konuşmacı olan Tevfik Esenç’in ölümü münasebetiyle ölü dili olmuştur. Diğer yandan, din ve kendi örf-adetleri ile ilgili bilgiler ise Türkiye’deki Kafkas topluluklarında daha sağlam şekilde korunmaktadır. Yani Türkiye’deki Kuzey Kafkasyalı ve Gürcü topluluklarında anadil bilgileri “anayurtları”ndakilere göre eksik kalırken din, ahlak ve kendi eski gelenekleri günümüze kadar sağlam şekilde korunmaktadır.

Bu açıdan bakarsak, Türkiye’deki Kafkas toplulukları “anayurtları”ndakiler ile aynı etnik kimliklerini paylaştıklarından dolayı bu bölgeden gelen öğrencileriyle kaynaşmak konusunda Türkiye’deki diğer topluluklara göre daha çok avantaj sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’dekiler Türkiye’nin kültür, hukuk-idare sistemleri ve toplum yapılarını çok iyi bildiğinden ve Kafkasya’dakilerin “unuttukları” kendi eski örf-adetleri ve dini bilgilerini hala sağlam şekilde koruduğundan Kafkasya’dan gelen öğrencilerin Türkiye’ye entegrasyonu konusunda çok büyük katkıda bulunabilir. Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’dan gelen öğrencilere destek hareketlerinde Türkiye’deki Kafkas topluluklarının ön sırada yer almaları bu noktada oldukça önemlidir.

Aynı zamanda Kafkasya’dan gelen öğrencilerin Türk topluluklarına entegrasyonu sürecine Türkiye’deki Kafkas topluluklarının girmesi Türkiye’deki Kuzey Kafkasyalı ve Gürcü topluluklara da büyük katkı sağlayabilir. Kafkasyalı öğrencilerle etkileşim içinde olmak hem anayurtları hakkındaki doğru ve objektif bilgilerin sağlanmasına hem de Türkiye’dekilerin “unutmuş oldukları” anadilleri ve kültürlerinin tekrar hatırlanmasına katkı sağlanır. Dolayısıyla Kafkasyalı öğrenciler ve Türkiye’deki Kafkas topluluklarının bir araya gelip etkileşim içinde olması her iki tarafa da olumlu toplumsal gelişmeleri getirebilir.

Günümüzde Kafkas Vakfı, Türkiye-Gürcistan Dostluk Derneği ve Abhaz Kültür Dernekleri gibi STK’ları dil kursuları, kahvaltı programları ve burslarıyla Kafkasyalı öğrencileri ve Türkiye’deki Kafkas topluluklarının bir araya gelmelerine fırsat vererek uluslararası öğrencilerin Türkiye topluluklarına entegrasyonu ve Türkiye’deki Kafkas topluluklarının sosyo-kültürel gelişmelerine katkı sağlamaktadırlar. Fakat Türkiye’deki Kafkasya topluluklarının bir kısmı ve öğrencilerin bir kısmı siyasi görüşleri gibi sebeplerden dolayı kendi bünyesi içinde kapanmakta ve iki taraf arasındaki etkileşim hala yeterli seviyeye kadar ulaşmamaktadır.

Türkiye’ye okumaya gelen Kafkasyalı öğrencilerin Türkiye topluluklarına entegrasyonu için günümüzde Türkiye’deki Kafkasya topluluklarının önemi daha da artacaktır. Hem Türkiye’deki Kafkas topluluklarının sosyo-kültürel yapılarını daha sağlam şekilde devam ettirilmesi için hem de Kafkasyalı öğrencilerin daha yüksek seviyede Türkiye’ye entegre olması için Türkiye’deki Kafkas topluluklarının siyasal-dini fikirleri ayrımı yapmaksızın daha aktif şekilde etkileşim sürecine katılmaları ve uluslararası öğrenci dernekleriyle daha kapsamlı işbirliği içinde bulunmaları oldukça önemlidir.

YORUM EKLE