Kafkasya ve Vatikan

Dilimiz yalın olmalı. Derdimizi herkesin anlayacağı şekilde anlatmalıyız. Gördüğümüzü denge, menge gözetmeden yorumlayabilmeliyiz.

Bir kere Türk düşünce adamları eğer samimiyetle dünyayı okumaya karar vermişler ve çözüm üretmeye niyetlenmişlerse, Vatikan gerçeğini öğrenmeliler ve Vatikan’ın dini merkezden ziyade sosyal, siyasi ve en önemli ekonomik merkez ve oyun kurucu olduğunu anlamalılar.

Bununla beraber Türkiye’nin coğrafi gerçekliklerini de hazmetmeliler. Türkiye’yi ideolojilerinin fantezileriyle anlayamazsınız. Kadim zamanların filozoflarının sözleriyle Türkiye’nin meselelerine çözüm bulmaya çalışmanın, vakit kaybetmekten başka bir şey olmadığını artık öğrenmelisiniz.

Türkiye’nin boşa vakit geçirmeye vaktinin olmadığını yaklaşık 200 milyon Orta Asya’da, Kafkasya’da, eski Osmanlı coğrafyalarında yaşayan Türk’lerin her gün Ankara’nın ağzına baktığı gerçeğini beynine kazımalısınız.
Şimdi tüm bu gerçekliklere bakarak Vatikan’a ve Papa’ya bakalım..!

Papa ziyaretinde ne yaptı?

Hıristiyan Katolik teolojisi öğretisine göre asla bir araya gelemeyeceği Rum Ortodoks patriğinin önünde eğildi. Yine kendi inançlarına göre kâfir saydıkları Ermeni patriğini hastanede ziyaret etti.
Katolik inancına göre Ermeni ve Süryanilik asla Hıristiyanlık değildir. Katolik Hıristiyanlığın en büyük düşmanı da Ermeni Hıristiyan inancı ve Süryaniliktir.

Buna rağmen Papa, Vatikan konseyine rağmen bu ziyaretleri gerçekleştirdi ve kendi inanç dinamikleri susturmak için Sultanahmet’te dua yaptı.

Yani dedi ki, ben Tanrının oğlu olarak inançlarıma ters düşse de Rum Ortodoks patriği ve Ermeni patriği ile Müslümanların temsilcisiyle stratejimiz gereği görüşüyorum dedi.

Hıristiyanlığın teolojik tartışmaları tabii ki bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren, Hıristiyan mezheplerine çalışan akademisyenlerin bu kadarı da imkânsız dedikleri eylemlere Papa’nın aynı ziyarette imza atması.

Eğer Papa’nın Türkiye ziyaretinde yaptıklarını Hıristiyan Katolik teolojisi içinde değerlendirirseniz, bu kafayı yemiş dersiniz.

Tabii ki Papa kafayı falan yemedi. Aklı da pek tabii yerinde..!

Peki, olan ne?

Çok basit.

Avrupa birliğinin Ukrayna hamlesinden sonra Rusya - Türkiye yakınlaşması ve uzun zamandır Kafkasya’daki istikrar papazların başını rahatsız edecek düzeyde.

Oluşabilecek Rus, Türk enerji ittifakı öncelikle hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı finans kartelleri birliğinin hegemonyasında kurtaracak.

Her iki ülkeye de kendi milli menfaatleri doğrultusunda hareket etme imkânı sağlayacak. Oluşmuş veya oluşmakta olan enerji sermayesi aynı zamanda hem Rusya’nın hem de Türkiye’nin diğer ekonomik dengelerini oturtacak.
Hikâye bu kadar basit…

Onun için Papa, Rus Ortodoksluğuna karşı Rum Ortodoks kozunu oynuyor. Hemen arkasından da Ermeni kozunu oynayacağını hissettiriyor; ziyaretin sadece 3-5 gün sonrası da Çeçenistan karışıyor.
Peki, bunlar yeni mi oluyor?

Hayır.

300 yıldır Vatikan bu tezgâhları çeviriyor.

Peki, şaşırtıcı olan ne?

300 yıldır hem de hiç zekice olmayan bu tezgâha düşmemiz.

Asırladır Vatikan denen şer yuvasını anlamamamız.

Bir türlü coğrafyamızın gerçekliklerine göre vaziyet alamamamız.

Siyasetimizi, akademimizi, finans yapımızı, sokağımızı bu gerçekliğe göre kuramamamız.

Hilal merkezli saf tutamamamız.

Bu kadar.

Keşke bunları birisi Kezban Hatemi’ye de duyursa.

Kafkasya Ve Vatikan (2) Eyvah



YORUM EKLE