KABAHAT Mİ? SUÇ MU?

Kıyıda köşede kalmış bir konu, bir avuç vicdan sahibi hayvan severin ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı hiçbir yetkiliye idrak ettirilememiş, ülke olarak nasıl bir ayıbın içinde olduğumuzu her gün gözümüze sokan,  adalet sistemimizin kalpleri yaralayan bir çıkmazıdır hayvan hakları.

Ülkemizde hayvanlara karşı yapılan her türlü kötü muamele maalesef hala kabahatler kanunu kapsamında yargılanmaktadır.

Peki, kabahatler kanunu nedir?

Karşılığında idari yaptırım uygulanması ön görülen haksızlık. Dilencilik,kumar, rahatsız etme, kapalı alanda tütün mamulü tüketme vs..

Yani; ülkemizde bir hayvana işkence etmek, dövmek, taşlamak, katletmek gibi eylemler yukarıda belirttiğim eylemlerle aynı kapsamda değerlendirilir. Kulağı-kuyruğu kesilen bir hayvana bu eziyeti yapan kişi ile yüksek sesle müzik dinleyen kişi adalet sistemimizde aynı değerde kabahat işlemiş olarak görülür ve karşılığı idari yaptırım uygulanmasıdır.

Masum bir cana her türlü eziyette bulunan, işkence eden, katleden kişi mahkemeye dahi çıkartılmadan idari para cezası ile hayatına kaldığı yerden devam edebiliyor.

Her gün şahit olduğumuz sokak hayvanlarına yapılan eziyetler, evcil hayvanlara reva görülen işkenceler hiç bir ceza ile karşılık bulmuyor.

‘Dağlara buğdaylar serpin. Müslüman ülkede kuşlar aç kalmasın’ diyen Hz Ömer ile aynı dine inandığını söyleyen bizlerin ülkesinde hayvanlara karşı işlenen kötü muamelelerin bir eşyaya zarar vermekle eş değer görülmesi nasıl bir inanç ve yaşamın belirtisidir?

Konunun hiçbir yetkili tarafından ilgi çekmemesi, değer görmemesi ve üzerine bir çalışma yapılmaması toplum nazarında ülkemizi yöneten ve adaleti sağlaması beklenen kişiler için nasıl bir kanı oluşturur?

Hiçbir caydırıcı kanunun bulunmaması her gün artan hayvana şiddet olaylarının nasıl önüne geçebilir?

Bahsettiğimiz şey bir eşya değil, mal değil, bir can. Bir cana kıymak nasıl kabahat olabilir?

Bu topraklar sadece insanlara ait değil, bütün canlılara ait.

Türk Hukuk sistemi biran önce bu soruna çözüm bulmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı kanun değişikliği çalışmasını bir önce başlatmalı. Hayvanlara karşı işlenen suçlar, kabahatler kapsamından çıkarılıp Türk Ceza Kanunu kapsamına alınmalıdır. Böylece hayvanlara kötü muamelede bulunan kişi mahkemeye çıkartılıp yargılanabilmelidir.

Hayvana karşı şiddetin biran önce suç sayılması Türk hukuk sisteminin en öncelikli çalışması olmalıdır.

Hayvanların ''can'' değil, ''mal'' olarak kabul görülmesi, sadece ''sahipli'' hayvanlara verilen zararın cezaya tabi tutulması, bu cezanın da malı zarar gören kişiye tazminat niteliğinde olması kabul edilebilir bir durum değildir.

Sahipli sahipsiz ayrımı yapmadan hayvanlara karşı işlenen suçların aynı oranda ceza ile yargılanması mutlaka sağlanmalıdır.

Hayvanlara karşı işlenen suçlarda belediyelerinde işledikleri suçların (zehirleme,vurma vs..) aynı düzeyde yargılanabilir olması gerekmektedir.

Elbette hayvan hakları konusunda tek sorun bunlar değildir.  Sirkler, petshoplar, terkedilen hayvanlar, barınakların içler acısı durumu, Büyükada ve fayton eziyeti…

Bütün bu sorunları ayrı ayrı incelemek ve çözüme kavuşturmak ülkemizin en aciliyetli konularındandır.

Hükümetten acil olarak beklentimiz, hayvan haklarının geliştirilmesi ve korunması, yaşanan hak ihlallerinin giderilmesi, muhtaç olan sokak hayvanlarının barınması, hastalıklarının tedavi edilmesi, güçten düşmüş olan, şiddet, taciz, tecavüz veya istismar mağduru olan hayvanların koruma altına alınması, toplumda hayvan sevgisi ve birlikte yaşama bilincinin arttırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmasıdır.

Tüm bunlardan önce ilk adım olarak, Türk hukuk sistemi ivedilikle, hayvana kötü muameleyi suç sayarak üzerinde birlikte yaşadığımız topraklarda hayvanların tüm haklarına sahip çıkmalıdır.

Sevgiyle...

YORUM EKLE