IŞİD'TİNİZ Mİ?

 Ne kadar da tuhaf olaylar zincirine tanıklık ediyoruz!

 

Hükümet, Esad Rejimine karşı El Nusra ile birlikte savaşan IŞİD’ın; kısa bir zaman sonra El Nusra’dan kopabileceğini, Ekonomik ve Siyasal bir çizgide projeksiyon belirleyebileceğini, tüm bunların ise kendi insiyatifleri ve öngörüleri ile asla mümkün olamayacağını, dışarıdan AKİL BİR DEVLET’in müdahalesi ile Orta Doğuyu şekillendirme görevini üstlenmiş bir terör örgüt olduğu gerçeğini, tam olarak tespit edememiştir.

 

Hükümetin de önemli katkıları ile bu terör örgütü; her türlü lojistik desteği almış, ağır silahlar ile donatılmış, nerede ise bir ordunun sahip olabileceği türden bir teknolojiye sahip olmuş, Adana’da yaşanan TIR krizi! ile de stratejik bir derinlik kazanmıştır.

 

Türk Dış İşleri Bakanlığı; Sureye ile ilgili dış politikada yapılan bu stratejik öneme sahip hatalarını telafi etmek maksadı ile; Türk Büyükelçiliğine yapılan baskını, IŞİD ile yaşanan gerginliği, müzakere ve rehine kurtarma! Sürecini “İlişiksizlik Belgesi” ‘ne dönüştürebileceği bir fırsat olarak değerlendirmiş,   Şii Türkmenleri! feda etmek pahasına, dünya kamu oyunda kendini aklama gayretine düşmüştür.

 

Suriye’de, Musul’da yaşananları stratejik hamlelerin uygulandığı ve geliştirildiği bir satranç oyununa benzetecek olursak; Hükümetin öne sürdüğü piyonları, bellikli Musul’da yaşayan Şii Türkmenlerdir!  Aslında bu teori pek de imkansız gibi görünmüyor! Şöyle ki;

 

Daha dün gibi; 27.03.2014 tarihli ses kaydında geçen o acemi, stratejik! savaş oyunu toplantısı ‘nda konuşulan “20 Türk Askerinin nöbet beklediği atamız Süleyman Şah’ın türbesinin ya da Türkiye Cumhuriyeti Sınırları içerisinde yer alan bir karış toprağımızın 4 adam gönderilip 8 adet füze fırlatılmak sureti ile taciz edilmesi sonucunda savaşa malzeme çıkarma” düşüncesi ise halen zihnimi kemiriyor…

 

Bu günlere geldiğimiz vakit ise; 11.06.2014 ün ilk saatlerinde IŞİD denilen terör örgütü tarafından Türk konsolosluğu basılıyor, içindeki diplomatların tamamı esir muamelesi yapılarak bulundukları yerden alınıp, farklı bir noktaya götürülüyor!

 

Komik olan ise; bu olaylar yaşanmadan evvel yani 10.06.2014 tarihinde Dış İşleri Bakanımız Sayın Davutoğlu; 3 gündür teyakkuz halinde olduklarını kamuoyu ile paylaştılar. Teyakkuz halinde bulunmalarının sonucu; tek bir mermi dahi  atmadan teslim olan 40 kişilik özel harekat polis timinin bu manidar davranışı mıdır?

 

Asker teyakkuz halinde! ama Diyarbakır’da Bayrak indiriliyor… Dış İşleri Bakanlığı ve Özel Harekat Polisleri Teyakkuz halinde! ama IŞİD Konsolosluğu basıyor ve diplomatlar ile birlikte  güvenlik güçlerimizi  teslim alıyor! Bu nasıl bir ulusal güvenlik ve dış politika anlayışlıdır?

 

Türkiye nin Dış Politika anlayışını ve stratejilerini artık “Ulusal Güvenlik” ekseninde aklı selim olarak izah etmek mümkün görünmüyor!

 

Ancak, şahsi çıkarları uğruna TSK yı dizayne eden, polis teşkilatını tasfiye eden, hukuku; “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” mantığı içerisinde meşrulaştıran bir zihniyetin çarpık hayallerine malzeme çıkarmak maksadı ile Türkmenleri feda etmesi düşüncesi ise önemli bir soru işareti olarak yerini koruyor.

 

Son olarak Sayın Başbakanın Musul da yaşananlar ile ilgili olarak Basın Mensuplarına ithafen, görmeyin, duymayın, yazmayın direktiflerini IŞİD’TİNİZ Mİ?

 

Saygılarımla,

YORUM EKLE