IŞİD ve Türkiye-II

Şimdi ikiyüzlü Batı PYD’ye yardım etmesi için Türkiye’ye açık kapalı baskı uyguluyor. İçeride ve dışarıda yürütülen Türkiye’nin IŞİD’i desteklediği propagandası ve oluşturulan algıyla, Türkiye'yi IŞİD ile karşı karşıya getirmek, Kürtleri IŞİD’in hedefi olmaktan kurtarmak, Türkiye’yle bölge halkı arasında ki tarihi bağları kopartma tuzağı kuruluyor. Türkler yürütülen bu uluslararası ortak politikayı, kurulan tuzakları iyi okunmalıdır. Fakat bazı ulusalcı çevreler, özellikle de ana muhalefet, ortak Haçlı propagandasının tesir alanına girmiş görünüyor. Ana muhalefetin bu görüntüsü, Türkiye’yi herkesten çok ilgilendiren ve çok yönlü denge gerektiren girift bir konuda iç dinamikleri olumsuz etkiliyor. Mezhep hassasiyeti taşıyan gurupları tedirgin ediyor.

Ana muhalefetin tutarsız tavrı ve Sayın Erdoğan'nın politik zikzakları ABD yi cesaretlendiriyor. ABD dışişleri sözcüsü yaptığı açıklamada PYD yi terör örgütü görmediklerini ilan etti ve PYD ye havadan silah, mühimmat desteği yaptı. Bu desteğin miktarı önemli olmakla birlikte, daha önemlisi PKK uzantısı oldu bilinen PYD ye destek vererek dolaylı olarak PKK terörünü meşrulaştırmaya çalışmasıdır. ABD nin Türkiye'ye açık düşmanlığını ifaden bu tavrını ülkesi, milleti adına hassasiyeti olan herkes ABD elçiliklerini demokratik ölçülerde protesto etmenin yollarını bulmalı, ülkemize, milletimize karşı alenileştirdiği düşmanlığı protesto etmelidir. Yönetenlerin gösteremediği tavrı millet mutlaka göstermelidir.

Hatırlanacağı üzere ABD ve İngiltere çekiç güç döneminde de Saddam'a karşı Peşmergeyi destekleme görüntüsünde PKK ya havadan silah ve erzak yardımı yaparken yakalanmıştı. O zamanda Özal, şimdikilerin yaptığı zikzakları yaparak gerekli tepkiyi gösterememiş, PKK'nın palazlanması adeta seyredilmişti.

Bu zikzakların sebebini ülkesi, milleti adına hassasiyet taşıyan herkes yüksek sesle sorgulamalıdır. Demokrasilerde oy vermekle iş bitmiyor, oy verdiklerimizin yanlışlarını sokakta, her yerde sorgulama hakkımızı kullanmalıyız.
Bu arada dikkate almamız gereken bir gelişme bize yeni ip uçları veriyor olmalı. ABD nin operasyon yapacağı ülkelerde diplomat ekibini, yapılacak operasyonlarla ilgili eğitilmiş diplomatlarla yenilediği biliniyor. 7 aydır boş tutulan, yenilenmesi tabiiymiş gibi görünen Ankara Büyükelçiliğinin ekibiyle birlikte yenilenmesinin, zamanlamanın da bir anlamı olmalıdır (!)

Dış politika konularında çok konuşmak çok hata yapmak demektir. Konuşmadan yürütülmesi gereken dış politika konularında Cumhurbaşkanı’nın herkesten çok konuştuğunu görüyoruz. Çark ettiren hatalar zinciri, Dışişleri Bakanlığı’nın by-pass edildiği hissini veren Sayın Erdoğan’ın tavrından mülhemdir. Diğer yandan Sayın Erdoğan’ın zihnindeki başkanlık sistemi özlemiyle hükümete yön tayin etmek için yaptığı düşünülen, devlet geleneği sınırlarını zorlayan ferdi biraz da fevri çıkışları Türkiye’nin bölgesel devlet politikasının olup, olmadığı sorusunu akıllara getirmeye başladı. Bu ferdi çıkışların sonucunu BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçiminde gördük. Binaenaleyh birileri Dışişleri Bakanlığı’nın by-pass edilmesinin yanlışlığını, dış politikada çok konuşmanın, çok hata yapmak olduğunu ilgilisine anlatılması Türkiye için faydalı olur.

Ortadoğu coğrafyası jeostratejik sebeplerle tarihin her döneminde önemli rol üslenmiştir. Batılıların yeniden şekillendirmeye çalıştıkları yeni dünya düzeninde de aynı öneme haizdir. Şu ana kadar bölgede cereyan eden olaylar dikkate alındığında IŞİD’e yüklenen birincil görevin bölgedeki inanç, mezhep, etnik farklılıklar arasındaki rekabeti kan davasına dönüştürmek, Batının bölgenin politik, ekonomik inisiyatifini elde tutmasını sağlamak, 20-30 yıl gibi uzun bir çatışma dönemini bölgeye hakim kılmak, bölge halkları arasında belki asırlarca sarılamayacak yaralar açmak, yeni silahlarını denemek, silah sektörüne pazar yaratmak, Büyük İsrail projesini hayata geçirmek, ihtiyacı olan kırk yıllık rezervi kalmış Ortadoğu'nun petrol kaynaklarını sömürmek ve tabii olarak gelişen Türkiye’nin yeni dünya düzeninde yolunu kesmek şeklinde özetleyebiliriz.

Türkiye’nin IŞİD’i açık hedef alarak mücadeleye girmesi şu anda dışında olduğu Ortadoğu’daki inanç temelli çatışmaları ülke içine taşır ve bölge halkını karşısına almış olur. Ortadoğu halkları üzerindeki inisiyatifini kaybeder. IŞİD’in Türk toprağı sayılan konsolosluğu işgal ederek 49 resmi görevliyi rehin alması, örgütün arkasındaki güçlerin Türkiye’nin inisiyatifini kırmaya yönelik bir tuzaktı. Türk devlet aklı bu tuzağa düşmemiştir.
IŞİD ile bölgede başlatılan sürecin uzun bir zaman süreceğini, dolaysıyla tuzakların birbirini kovalayacağı çok zor bir döneme girdiğimizi bilmeliyiz. Gelişmelere göre belki günübirlik kararlar, tavırlar konması gereken bir süreç bizi bekliyor.

İçerdeki en büyük tuzak AKP iktidarı umut bağladığı sözde çözüm sürecidir. Dolaylı da olsa örgütün muhatap alınması Güneydoğu halkının gözünde PKK'yı meşrulaştırdı. Dağa çocuklarını göndermeyen bölge halkının çocukları, şehre yerleşen gerçek paralel yapılanma KCK nın kucağına itildi. Bu akıl tutulması KCK nın mahallelere kadar örgütlenmesine imkan verdi. Afişe olmamış dağ kadroları, uydurma kılıflarla tahliye edilen KCK militanları şehirlere yerleşti. Karayılan 25 senelik yeni mücadele gücü kazandıklarını ilan etti, bugün de söylediklerinin ispat etmeye başladı. Bütün bunların hukuki ve tarihi sorumluluğu "Ben yaptım oldu" anlayışıyla davranan önceki başbakanındır.
Öncelikli meslelerimizden birisi; Birilerinin inisiyatif kullanarak, kurumları by-pass etme eğilimi olan, yeni Cumhurbaşkanı’na tuzakların bozulmasının devletin bütün kurumlarının, iktidar ve muhalefetiyle siyasetin kurumlarının çalıştırılmasına, gerilimin düşürülmesine bağlı olduğunu anlatmalıdır.

Yeri gelmişken ırk ifadesinin üzerindeki, Türklük kavramını, Türk milliyetçiliğini reddedip ayaklarının altına alan AKP yönetiminin ve Sayın Erdoğan’ın sıklıkla kullandığı mikro-milliyetçilikleri kışkırtması ihtimalini içinde barındıran söylemleri terk etmelerinin artık zaruret olduğunu, Ortadoğu’nun kabilecilik ve mezhep kışkırtmalarıyla ne hale getirildiğini görmelerini temenni ederizdir.

Türkiye için çıkış yolunun IŞİD örgütüne taban oluşturan bölge halkıyla iyi münasebet oluşturmaktan geçtiği muhakkaktır. Bu iyi münasebetler Türkiye’yi uzun zamandır meşgul eden, ağır bedeller ödeten PKK probleminin çözümüne tahminlerin üzerinde büyük etki ve imkan sağlayacaktır. Şer göründen hayır doğması milletimiz adına en büyük dileğimizdir

Işid Ve Türkiye-1



YORUM EKLE