İran Batı anlaşmasının bölgeye yansımaları

Türkiye'nin batı bloğu ile iki yüz yıla yaklaşan birlikteliği son zamanlarda meydana gelen bölgesel olaylardaki yorum farkından dolayı artık soğuk rüzgarların estiği bir atmosfere doğru gidiyor. Türkiye kendi öz siyasal hareketinin bir gereği olarak öncelikle kendi iç politikası ve detayında bölgesel politikalarda dengeli hesap ve planlama içerisinde hareket edecektir. Batı ile sürdürülebilir politikalarda alabildiğine hesapsız davranırken bölgesel politikalarda bazı farklılıkların yaşanması, bu farklılıklardan dolayı da yaşanan krizlerin zamana yayılarak çözülmesi gerekir. Türkiye özellikle 13 yıl devam eden iktidar bağlamında en iyi bildiği bölge sayılan ortadoğuda başta Suriye politikası olmak üzere bir çok yanlışlar yaparak bu güne geldi.

Tunus'ta başlayan olayları bir bahar havasında teneffüs ve terennüm eden dünyaya ayak uydurmaya çalışırken olayların ardındaki gerçekleri her nedense kimse görmek okumak istemedi. Özellikle tv meddahları hükümeti yanıltılar, dalkavukların idarecilerin gözüne irmek için yapmadıkları şaklabanlık kalmadığı gibi. Bir sre sonra idareciler bu tv meddahlarının unvanına kılığına kıyafetine bakarak bunların meddah değil strateji uzmanı oldukları zehabına kapılarak bunların dediklerini siyasal zemine taşımaya çalıştı. Oysa bu meddahlar hükümete hükümet bu meddahlara bakarak körler sağırlar birbirini ağırlar kısır döngüsüne düşürdü hükümeti. George Orwel'in domuzlar çiftliğindeki kısır döngü ve kahya ne derse biz marabalar onu söyleriz lafazanlığı ile Türkiye'de siyaset döngüsü dönmeye çalışıyordu. Olmadı meddahların meddah olduğu strateji ve ya bölge uzmanı olmadıkları anlaşıldı. Ama 13 yıl kaybetti Türkiye.

Hükümetin resmi yayın organı olan Star gazetesinde Mensur Akgün satır aralarında Suriye konusunda hükümetin yanlış yaptığını yazabilecek kadar cesareti ön plana çıkartmaya başladı. Artık meddahların dalkavukların yönettiği bir politikadan ziyade meselenin enine boyuna tartışılarak tüm akıl yöntemlerinin oluşturacağı sonuçları devreye sokmak gerekir. Aklın yolu bir değil bin diyen bir strateji devreye girmeli. Hükümetin elinde bin strateji olmalı. Değişken geçişken birbirini tamamlayan hatta birbirine alternatif olacak görüşler uygulamaya hazır bekletilmeli. Amentü metni gibi değişmez metinlerle dışpolitika yapılmaz. Türkiye öncelikle İŞİD ve PKK konusunda Kobani'de büyük hata yaptı.

İŞİD konusunda son 2 yılda Türkiye'de tvlere çıkıp meddahlık yapanların yazdıklarının neticesinde gelinen nokta ortadadır. Şimdi Georg Orwel'in çiftliğinde yaşayanların kahyanın işaretiyle önce 2 ayaklı hayvanlar iyidir, yok sonra da 2 ayaklı hayvanlar kötüdür 4 ayaklı hayvanlar iyidir diye ortalığa dökülenler gibi u dönüşler zikzaklar yapanları bir kenara bırakarak bölgesel politikaları yeniden gözden geçirmek gerekir.

İŞİD Kobani'yi alacağı vakit Türkiye devreye girerek Peşmergenin Türkiye topraklarından geçmesine müsaade etti. Oysa İŞİD Kobaniyi alsaydı ayrılıkçı Kürt psikolojisi kırılır, daha sonra Türkiye Kobanide bir operasyon yaparak hem işidi ve hem de PKK nezdinde kendini ifade eden ayrılıkçı kürt psikolojisi düşüşe geçerdi. Bu gün yapılan operasyonun anlamı daha da belirgi bir şekilde ortay çıkmış olurdu. Türkiye büyük bir devlettir, ne işide ne de pkk ya teslim olması gibi bir şey söz konusu olamaz. PKK-İşid kavgası Türkiye topraklarına sıçrarsa geçici süre bir huzursuzluk olur ama bunu tez zamanda devre dışı bırakacak toplumsal tabanı olan devletin kısa zamanda tedbirlerini alması gerekir.

Türkiye Suriye politikasında yaptığı büyük yanlışlar yüzünden şimdi büyük sıkıntılar çekiyor, hatta Türkiyeyi Suriye, Suriye'de Türkiye'nin rolünü İran'a vermek gibi bir uluslararası hamle yapılıyor ve Esad'ın yerine de istenmeyen adam olarak Erdoğan konmuş durumda. Suruç bombası ile başlayan ve PKK kamplarının da Türk askeri tarafından bombalanmasıyla devam eden süreçte Türkiye aslında bir oyunu da bozmuş oldu. İŞİDi vurup PKKyı vurmasaydı Irak Suriye kuzeyinde kurulacak bir kürt devletinin temelini atmış olacaktı.

PKK Suruç'ta gerçekleştirdiği o dehşetli bombalı saldırıyla hem kendi içine sızmaya çalışan Türk solundan kurtulmuş olacak ve hem de Türkiye devleti eliyle Irak Suriye kuzeyinde bir kürt devletinin temelini atmış olacaktı. PKK gerçekleştirdiği bu saldırı daha üzerinden bir saat geçmeden olayın İŞİD'e maledilmesi, hemen peşinden de 2 polisin uyurken yatağında infaz edilerek öldürülmesi ve bunu da Suruç'un intikamı gibi yansıtmaları bile başlı başına Suruç olayının PKK tarafından yaptırıldığına işaret etmektedir.

Hem IŞİD'e ve hem de PKK kamplarına saldırılarak Türk askeri bu oyunu bozmuş oldu. PKK Türkiye'ye karşı topyekun bir savaş ilan edebilir bu da gözlenmektedir. Ama PKKnın uluslararası patronları buna cesaret ederlerse doğacak sonucu göze almaları gerekir. Bu sonuç Türkiye'nin aleyhine olmaz. PKK bir an önce silahı bırakarak HDP ile yakaladığı legal siyaset yolunu seçerek normalleşip Türkiye'de hukuk ve yasalar çerçevesinde siyasal mücadelesini yapma zeminine geçmeliydi. Bunun dışında terör ile elde edecekleri hiç bir şey yok.

IŞİD ise ırak ve Suriye'de mücadelesini versin Türkiye'yi karşısına alarak bölgede başarılı olma şansı yok. Dolayısıyla kısa zaman zarfında hem PKK ve hem de IŞİD Türkiye'de değil Suriye Irak'ta mücadelelerine devam edeceklerdir. Zira Sünni Araplar topraklarını Amerikalılara işgal konusunda işbirlikçilik yapan Kürtlerle hesaplaşacaklar bunun kaçışı yok.

İşte PKK bu gerçeği gördüğü için Suruç'taki bombalı saldırıyı gerçekleştirmiş, İşid ile Türkiyeyi karşı karşıya getirerek Arapların intikam duyularının üzerlerine çekilmesinden sıyrılmaya çalışacaklardı. Bu sonu gören PKK patronları Suruç'ta Türk solu gençleri PKKya öldürterek İŞİD'e karşı Türkiye'yi harekete geçirdiler ama hiç bir şekilde vatansever Arapların işbirlikçilik yapanları affetmelerine sebep olmayacaktır. Dikkat etmek gerekiyor, Türkiye'yi Suriye, Suriye'deki Türkiye'nin rolüne İran soyunuyor.

Hasan Oktay
KAFKASSAM Başkanı

YORUM EKLE