İnsanlığın öldüğü yer; HOCALI!

İmam Agyar Salmanoğlu: Üç  yaşındaki bu çocuk Ermenilerce yakılarak öldürülmüştür.
Kerimova Frengül Muhammet kızı;  Bedeni  tam doğranmış, gözleri çıkarılmış, kulakları ve göğüsleri  kesilerek  öldürülmüş.
Abişova Mehruze Muhammet kızı;  Gözleri çıkartılmış, göğüs uçları ve burnu kesilmiş.
Nuraliyeva Dilara Oruçkızı; Gözleri çıkartılıp, göğüsleri  kesilmiş.
Memmedova  Tamara  Selim kızı; Gözleri çıkartılıp göğüsleri kesilerek öldürülmüş.
Hasanova  Gülçöhre Yakup kızı; Göğüs kafesinden ve karnından kurşunlanmış, sol eli bilekten kesilmiş.
Hasanova  Fitnat Ehed kızı; Tecavüz edilmiş, gözleri çıkartılmış.
Orucova Telinan  Enveroğlu: Kafa derisi yüzülmüş, gözleri çıkartılmış, 
Aslanov İkbal Kuluoğlu: Cinsi uzuvları kesilmiş, yakılmış.
 
Abdülov  Yelmar  Enveroğlu: Kafa derisi yüzülmüş,
 
Hasanov  Şohlet  Usuboğlu: Göğüs kafesinde kurşun yarası, üst tarafının kesilmiş olduğu görülmüştür.
Selimov  Araz  Bahaduroğlu: Yaralı halde yakalanmış, küçük çocuğunun gözleri önünde dövülerek öldürülmüştür.
Aliekberov  Tevekkül  İskenderoğlu: Nahçivanik yolunda kurşun yarası ile ölmüş, cesedi üstünde 10 bıçak  darbesi  var.
Nuriyev  Hafiz  Yusufoğlu: Elleri telle bağlanarak kafası kesilmiştir.
 Bilinmeyen Kişi: başı ve üst dudağı kesilmiştir.
 
Bilinmeyen Kişi: Kafa derisi yüzülmüştür.
Hüseyinov  Allahverdi   Kuluoğlu: 88  yaşnda, yakılarak öldürülmüştür.
Kerimov  Firunz  Salmanoğlu: Diri diri yakılmıştır.
 
Selimov  Bahadir  Mikayiloglu: Nahcivanik yolunda yakılmış, cinsi uzvu kesilmiş, gözleri çıkarılmıştır.
 
Abışov Ali Abdüloğlu: Ezici aletle vurulmuş, kemiklerinin çoğu kırılmış.
  
Abbasov  Taleh  Umidvaroğlu: Öldürüldükten sonra kulağı kesilmiş.
 
Kerimov   Sarman   Sultanoğlu: Katledildikten sonra gözleri çıkarılmış, şişe ile işkence edilmiştir.
 
Bedelov   Tevfik:   Cesedi üzerinde vahşi uygulamalar yapan Ermeniler, kulaklarını kesmiş ve gözlerini çıkarmışlardır.
Sadece  bir  soykırımın yapıldığı yer değil,  insanlığın öldürüldüğü  HOCALI da  öldürülen, resmi rakamlara   göre  613  Türk’e uygulanan, doktor raporları ile tespit edilmiş Ermeni vahşetinden  sadece  birkaç   örnekti okuduklarınız. 
Hepimiz   Emeniyiz   diye ortalığı velveleye verenler, bu vahşeti alkışladıklarının farkında mı? 
Bu vahşet karşısında Ermeni açılımına kalkanların yüzlerinin kızarmamasını tarih elbet yazacaktır. 
 
 
“Biz,  arkadaşım   Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken   askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırtısı duyulmasın diye, Haçatur, annesinin memesini kesipçocuğun   ağzına   soktu.  Daha sonra  bu 13 yaşındaki   Türk’e atalarının bizim çocuklara yaptığını   yaptım; Başından, göğsünden, derisini   yüzdüm. Saate baktım, yedi dakika sonra kan kaybından öldü. 
Mesleğim doktorluk olduğuna göre hümanisttim, bunun için Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı   kendimi rahatsız   hissetmedim. Ruhum, halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlandı. Haçatur daha sonra bu türkün cesedini parça, parça doğradı köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık”
Doktorlar, Savaşta   barışta, dost-düşman, cinsiyet, din, dil, ırk ayırt etmeden insanları tedavi edeceklerine dair Hipokrat yemini ederler. Ruhunu kin, intikam ve nefretle besleyen, insanlıktan çıkmış birisi için Hipokrat yemininin ne öneminin nede değerinin olmadığını anlatıyor yukarıdaki satırlar.  Çok açık ki; onun yanında şeytan bile masum kalır. İşte yanında şeytanın bile masum kaldığı  bu aşağılık yaratık Ermeni  Zori  Balayan’dır. 
Yukarıda okuduğunuz satırlar Doktor  Zori  Balayancanisinin “Ruhumuzun Canlanması” adlı kitabında  HOCALI ’da yapılan soykırımda, insanlık dışı deneylerini   anlatan itiraflarından bir-kaç satır, aynı zamanda   mensup olduğu milletin ve inancıniç dünyasına da ayna tutmaktadır. 
İnsanlığın   öldürüldüğü  HOCALI soykırımına katılmış bir başka tanığa kulak verelim;
“... Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni gurup, Hocalının bir kilometre batısında bir yere 2Mart günü yüz Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda on yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından, elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az   nefes   alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyam isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki   cesetlerin üzerine fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben   Şuşa’ya  döndüm. Onlar haçın hatırı için savaşa devam ettiler.”
Yukarıdaki   satırlar da HOCALI katliamına katılmış, tanık olmuş Ermeni gazeteci Daud  Kheyriyan adlı gazetecinin   “Haçın Hatırı İçin” isimli kitabından alınmıştır. 
“Yapacağım bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya   döndüm. Onlar haçın hatırı için savaşa devam  ettiler.” Diyen bu gazeteciye  sormak gerek;  Dünyanın   gözü  önünde soy kırım yaptınız, daha ne yapacaktınız? 
Hocalıya Haçın hatırı için gitmediysen   senin   HOCALI ‘da ne işin vardı? 
Gazetecilik   yapmak   için gittiysen ve gerçek bir gazeteciysen o kadar   zaman niye   sustun?   Eser miktarı kalan vicdanın,  sabilerin, kadın, kız,yaşlı demeden yakılan masumların  külünü savurmaya el vermedi mi? 
!992  yılının 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gece Kızılordu 366. Alayın desteğiyle Hocalıda yaşanan  5 Mart   1992’ye kadar cereyan eden;   83 çocuk, 106 kadın 70in üzerinde yaşlı 613 Türkün katledildiği, 487 kişinin ağır yaralandığı, 1275 kişinin esir edildiği, 150 den fazla  insanın kaybolduğu,  16  aileden hiç kimsenin  sağ  kalmadığı  vahşetten, soykırımdan,  kanlı  maşa  Ermeniler kadar, Batının ve Rusya’nın da payı ve sorumluluğu vardır.    
HOCALI, y alnız bir soykırımın yapıldığı yer değil, İnsanlığın öldüğü yer olarak kazıldı zihinlere. 
HOCALI’ da  yaşananları Birleşmiş Milletler Genel   Kurulu   soykırım  olarak tanınmadığı sürece, insanlığın yüzünde kara bir leke olarak kalacaktır HOCALI.
YORUM EKLE