İliştirilmiş Ülkücüler ,İliştirilmiş Ülkücülük !

''İliştirilmiş gazetecilik'' savaşan taraflardan birinin gözüyle habercilik yapan gazeteciler için kullanılan bir kavram.Objektiviteden ,gazetecilik etiğinden uzak, gazetecilik faaliyetini ,gücünü ,savaşan taraflardan birinin propaganda aracı olarak gören bir anlayış.

Bu kavramın ülkücülükle alakası ne diyeceksiniz? Haklısınız da . Ancak son on beş- yirmi yıldır geçerli olan ve giderek yaygınlaşıp ,prim yapan bir tavrı ,ülkücülük anlayışını işaret bakımından , '' iliştirilmiş ''likten daha uygun bir kavram bulamadım..

Ülkücüleri ve ülkücülüğü devlet içindeki bir güç odağının penceresinden , bakış açısından ele alarak , o güç odağının çıkarları açısından değerlendiren ve yönlendirme gayretinde içindeki ülkücüleri ( !) ,ülkücü anlayışı (!) isimlendirmek ve ayrıştırmak gerektiğini düşünüyorum.

Ülkücü hareket ideolojik ve siyasi bir tavrın bir aksiyonun adıdır ve MHP bu hareketin siyasi iktidar noktasındaki iddiasını ,hedefini ortaya koyan bir yapılanmadır.Siyasete bakışı ,gündemi ,siyaset yapış tarzı,taktik ve stratejileri dünya görüşünden,değerlerinden bağımsız değildir. Aksine onlarda temellenir, günün şartları ve özellikleri , öncelikleri ile harmanlanarak belirlenir.

Yaşadığımız dönemde sıkıntı ve sapmalar ,savrulmalar tamda bu noktada oluşmaktadır. Bahçeli döneminde MHP siyasetlerinin ,ideolojik ve siyasi tavrının ,taktik ve stratejilerinin, gerek fikir ve dünya görüşü,gerekse günün şartları ve öncelikleriyle bağının koptuğu açıktır.Bu haliyle hareketin derin bir kaos ve bunalıma düşmesi kaçınılmazdı ve öylede olmuştur.

Bu durum MHP 'de bugün muhalefet yaptığını söyleyen kesimlerce, toplumla iletişim,siyasi aksiyon yetersizliği ,organizasyon bozukluğu ,insan seçimi hatası olarak taktim edilen, sığ anlayış ve analizlerin ötesinde ,hareketin hayatiyeti bakımından çok daha vahim durumları içermektedir.Muhalefet meselenin ''öz'üne vaziyet edemediği takdirde hareketin birlik ve bütünlüğünün artarak bozulması,harekete inancın zayıflaması ,dağılmasının önüne geçemeyecektir.
Ortaya kendi tavrını,güçlü bir biçimde koyamayan,onu geliştirip ,muhteva ve üslubunu mensuplarından başlayarak topluma mal edemeyen ideolojik -siyasi bir hareketten bahsedilemez..

Ülkücü düşünce esasta toplumun bütününü kapsayan birleştirici ,bütünleştirici bir anlayışı ifade der.Millet ve devleti oluşturan değerlerin her birini sahiplenir ve savunur.Fertlerin bu değerler konusunda farklı hassasiyetleri ,farklı öncelikleri olabilir ve bu normaldir. Olması gereken tüm bu hassasiyetleri kapsayan ,ana hatlarıyla bütün ülkücülerin kabulleneceği bir siyaset aklını ,teşkilatlanmayı ortaya koyabilmek ve bunu etrafında bir ''birlik ruhu'',''mücadele ruhu '' oluşturabilmektir.
Bahçeli döneminde yapılamayan-yapılmayanda tam da budur..Bence bu yapılmayışın ,yapılamayışın sırrı ;Ortada böyle bir'' irade''nin olmayışıdır..Sebep yetersizlikler değil ,tercihlerdir.

Bu dönemde kalıplaşmış,gelişmelerden kopmuş ,anlam ve muhtevasını kaybetmiş kuru bir hamaset dışında ortaya koyulan hiçbir ideolojik ,siyasi analiz,geliştirilmiş ve etkin bir biçimde eyleme ve söyleme dökülmüş bir politika söz konusu dahi değildir.

Bu dönemde ''önce ülkem '' diyenin ,ülkenin menfaat ve kaderini ülkücülerin varlığı,gayreti,çabası ile özdeşleştiren bir anlatış ve şuur ile davranmadığını görüyoruz .Devlet içinde deki bazı odakların ,lüzumlu ancak ,iktidardan uzak tutulması gereken bir yapı olarak niteledikleri ülkücü hareketi ,aynen bu anlayışa uygun bir kalıba dökme çabalarının adına ülkücü siyaset denilemez. Bu ülkücülükse ancak ''iliştirilmiş ülkücülük '' tür, iliştirilen merkezin politikalarına hizmet eder,umulur ki ülke için hayırlı olsun!

Bu dönemde ülkücülerin bütünleşme ve iktidara yürüme arzu ve iradeleri göstermelik çağrı ve eylemlerle geçiştirilmiş ,yönetimdeki hizbin siyaset ve teşkilat anlayışı dayatmalarına en küçük eleştiri ,ihanet olarak damgalanarak ,tasfiyeyle karşılanmıştır.

Bu dönemde kamplaşan siyaset ortamı MHP de çeşitli savrulmalara sebep olmuş, MHP yönetimi hakim güç odakları arasında denge arayışlarıyla ,hakim pozisyonların dümen suyunda günübirlik siyasetlerle hareketi ,kimliksiz ,kişiliksiz noktalara sürüklemişlerdir.

Bu dönem hareketin ciddi imaj ve güç kaybına uğradığı ,insan unsurunun dağıtıldığı veya kişiliklerinin yaralanıp ,yıpratıldığı ,yeni nesillerin erozyona uğramış bir ülkücülük anlayışı ile şekillendiği,günübirlik demeçlerle yönetilen ruhsuz bir kitle partisine dönüşmüş bir MHP ile sözde iktidar arandığı garip bir döneme dönüşmüştür.Ne yazıktır ki süreç iliştirilmiş bir ülkücülüğü hazmedebilen ,bu anlayıştaki çevrelerle ilişki geliştirebilen'' iliştirilmiş ülkücülerin'' hareket içinde varlığını sürdürebildiği ,siyaset yapabildiği veya arkasında ki ''abi'sinin gücü kadar muhalif görüntü verebildiği bir zemine sürüklenmiştir.

O kadar ki bugün MHP 'deki gelişmeler kendi iç dinamikleri ile ideolojik ve siyasi duruş farklılıklarıyla, alternatif siyaset anlayışlarıyla tartışılır değildir.Kimin kimin adamı olduğu ,kimin hangi merkez adına MHP de bulunduğu ,kimin MHP yönetimine gelirse hangi siyasi kamp'ın avantajı olacağı çerçevesinde tartışılmaktadır. Söz konusu olan adeta MHP'nin iktidar yürüyüşü değil ,MHP'nin kimin dümen suyunda olacağıdır ki ,bu ayıp rakipleri ''Putin '' olsa birinci dereceden Bahçeli ve hizbinin yarattığı affı mümkün olmayan bir ayıptır.

Şunu da yeri gelmişken hemen belirtmekte fayda var. Muhalif olan isimler 20 yıl gibi uzun bir zaman diliminde MHP deki bu gelişmeler karşısında sesini yükselterek, alternatif politikalar teklif ederek bir kimlik oluşturmuş değildir.Bilakis bu gelişmelerin itirazsız uygulayıcısı olmuş ,siyasi kimliklerini bu süreçte oluşturmuş ,bugün ki tıkanıklığın oluşmasında katkıları(!) olan isimlerdir.Aralarında,kadrolarında azımsanmayacak'' iliştirilmiş'' mevcuttur.

Bu onların handikabıdır ,bizim içinse maalesef eldeki malzeme budur..Oluşturulan ortam malzemenin gerçekten işe yaracak kısmını bir biçimde devre dışı bırakmayı hedeflemiş ve bunda da başarılı olmuştur.Piyasadaki siyaset esnafının çoğunluğu ülkücü değil, iliştirilmiş ülkücüdür ve kötü para iyi parayı siyaset piyasasından kovmuştur.

Bu handikap ,mevcuda ciddi bir eleştiri ve geleceğe ciddi bir program ortaya koyarak,siyasi kadronun genç ,yeni isimler ve tecrübeli kadroları harmanlayarak takviyesi ile aşılması gereken bir durumdur.

Her şeye rağmen bu hareketin sağlam bir genetiği ve halen yaşayan bir hafızası vardır.Günlük hesapları aşan ,hareketin temel felsefesinden hareketle ülkücülüğü ve ülkücüyü hareketin temel dinamiği olarak ele alan bir anlayışla, bir süreç içinde hareketin yaralarının süratle sarılması ,birikimlerinin değerlendirilerek organize edilmesi ile güçlü hale getirilmesi mümkündür.

Ancak bunu yapabilecek bir karargahın harekete liderlik edebilmesi ,hareketi bütünleştirip derleyip toparlaması mümkündür.Mesele ne ''bilge lider '' ,nede ''hanım eli değsin '' goygoyculuğu ile ele alınıp, geçiştirilip nihayetlendirilebilecek sığlıkta değildir.

Bir milletin cihan hakimiyeti mefkuresine soyunmuş hareketin ,her samimi mensubunun meselenin ciddiyeti ile orantılı bir tavır ve duruş içinde bulunması elzemdir.

Muhalif isimlerlerin bugün arkasına aldıkları rüzgar ,kendilerince oluşturulmuş,hak edilmiş bir çabanın ürünü değildir ve bu rüzgarı vareden dinamikleri iyi okuma zorunlulukları vardır.Bu hareketin var olma çabası ,kendi dinamiklerine özlem ve arayışın ürünüdür ve her türlü defolarına rağmen eldeki malzemeye bir fırsat sunma,kendini ispat davetidir.

Türkiye kritik bir dönemeçte ve maalesef ülkücüler ve MHP bu dönemeçte etkin bir rolde değil.Bakmayın MHP deki siyaset kavgasını Türkiye'nin kaderine damga vuracak tarafların çatışması gibi sunanların yaratmaya çalıştığı algıya, çoğunluğunun dertleri ne MHP nede Türkiye .MHP üzerinden belli güç odaklarına güç devşirme ,hareketi şu veya bu güç odağına payanda etme gayretindeki iliştirilmişlerin sesi ülkücülerin sesini hala bastırmada.Bu seslere kulağımızı tıkamak hareketimizi doğru bir biçimde ,kendi hedeflerimiz doğrultusunda yeniden yapılandırmak temel meselemiz olmalı .Kaderimizi kendi avucumuza aldığımız gün adım adım Türkiye'ye de yön çizdiğimiz gün olacaktır ve bugün için bunun oldukça uzağındayız...

YORUM EKLE