İktidarın Kuyruğundaki Muhalefet

Karmaşık sayı işlemleri, lise yıllarımızda cebir dersinin en zevkli konularındandı.

Pay ve paydasında birçok matematiksel sayı kümelerinin olduğu karmaşık bayağı kesir problemleri, sadeleştirme sonucu ya 1 ya da 1/2 veya tek bir tam sayıya eşitlenerek sonuçlanırdı.
O, payın da ve paydasında parantezler içinde kareleri, karekökleri, üslü sayıları ve kendi içinde tekrarlanan bayağı kesir ve çarpanları ile ilk bakışta Gordion'un düğümünü hatırlatan karmakarışık sayılar kümesi, matematiksel kural ve teoremler sayesinde bir bilmece çözmenin verdiği heyecan ve zevkle sadeleştirilerek çözülürdü.

Keşke siyasette de kolay çözülemeyen ve komplo teorilerine bitmez tükenmez kaynak oluşturan karmaşık ve kaos tablolarını çözecek, elimizde matematikte olduğu gibi yanlışlanamamış gerçek kurallar ve formüller olsaydı.

Ama bu mümkün değil.

Çünkü matematik asla yalan söylemez ve demagojik yorumlarla eşitliğin karşılığı doldurulamaz.
Fakat siyaset ise yalansız olmaz ve mugalata ile demogoji çok güçlü olursa hakikât örtülür.

İşte günümüzün siyaset gündeminin ve çözüldükçe karışan ve de yeni sorular sorduran tablosu.
Hepimiz, tüm insanlar hasta olmaktan elbette ki korkarız. Fakat herkesi hasta olmaktan çok daha fazla korkutan ve panikleten şey Allah korusun hastalık karşısında ola ki düşeceğimiz çaresizliktir.

İktidar ve ittifak halindeki güçler, ciddi kızgınlıkların ve endişelerin sebebi olacak yeni bir gündemin anaforunda Türkiye'yi her gün hallaç pamuğu gibi atıyor. Esas endişe ve çaresizliğimizin sebebini ise muhalefetin nal toplayan sığ, zayıf, etkisiz, neticesiz, emeksiz, güvensiz, halkı uyandırmak veinandırmaktan uzak sürekli AKP’nin gündeminin kuyruğunda güya yaptığı muhalefet çıkışlarıdır.

Muhalefetin, iktidarın yaptıkları ve yapacakları karşısında çıkardığı sesler, yabancı filmlerde seyrettiğimiz, nikahtan sonra gelini arabasına alıp misafirlerden hızla uzaklaştıran damadın arabasının arkasına, iple bağlanmış sekiz on tane teneke kutunun gürültüsünü hatırlatıyor. Bizim Bor, Eşek, Niğde hikayesi gibi.

Muhalefet hala bir şeyin farkında değil.

AKP’nin propagandalarının temel kaynağı, Türk milletinin Tanzimat’la başlayan Batılılaşma serüvenin sebep olduğu ve Cumhuriyet'le birlikte bağımsızlık yönü bir haliyle halledilmiş, fakat kültür ve dini yönü kanayan bir yara olarak devam etmiş olan millet- devlet uyuşmasındaki, daha doğrusu uyuşamamasındaki fay hatlarının varlığıdır.
Sağ, muhafazakar seçmenin AKP'yi iktidarda tutacak büyük çoğunluğu bu fay hatları sayesinde bütünlüğünü yıllardır koruyor.

AKP'nin gündemi belirlerken ve yönetirken yaptığı tek şey bu fay hatlarını tetikleyerek sosyal deprem ve çatışmalara sebep olmaktır. Böylece milletin çoğunluğunun taraf olduğu dini ve kültürel konuların istismarının yolu açılmış oluyor.

Geçmiş 12 yılın hikayesi bu tetiklenen fay hatlarının sebep olduğu sosyal ayrışma ve ötekileştirmelerle dolu.
Her seferinde muhalefette aynı hataya düşerek halkın karşısında yel değirmenlerine saldıran Don Kişot rolünden bir türlü vazgeçemiyor...
Bir başörtüsü ve imam-hatipler mevzusu kaç seçimin malzemesi ve rey deposu oldu hatırlayın.
Yargı, darbeci ordu, laik bürokrasi ve de rektörlerin şahsında üniversiteler "vesayetten" kurtulma ve özgürlük tezlerinin iddiaları ile hep gündemimizi belirlemedi mi?

Şimdi de Osmanlıca ve eğitim şurası kararlarını gündeme oturttuk.

Seçime altı ay kala sağ seçmeni blok olarak AKP çatısı altında tutunmaya yarayacak yeni bir fay hattı.

Bu taktik ve propaganda kurnazlığı sayesinde muhalefet daha çok her seçim sonrası iktidarın arkasından nal toplar.
Batılılaşma serüvenimizde ortaya çıkan millet- devlet çelişkilerindeki fay hatları biter diye beklemeyin. İşte size ilk aklıma gelen gündem başlıklarını sıralayayım.

-- Cuma gününün, tatil olması hafta başının pazar olması.

Gerekçe: niçin Yahudilerin cumartesi, Hristiyanların pazar günü tatil de Müslümanlara ayetle Allahtarafından hediye edilen ve ibadet günü olan ve de cuma vakti girince Müslümanlara alış verişin haram kılındığı Cuma günü tatil değil?
Buyurun halk oylamasına!

-- Çok hukukluluk, herkesin kendi inancı doğrultusunda yargılanma ve cezalandırma isteği ya daözgürlüğü.

Gerekçe; Allah'ın kanunları ile çatışan hukuk kuralları Müslümanların ahiretini tehlikeye düşürmekte hatta küf're sebep olmaktadır. En temel haklardan birisi de herkesin dinini eksiksiz yaşayabilme ve yaşayabilme özgürlüğüdür.
İslam’da ölüm cezası vardır. Günümüz Hrıstıyanlığında yoktur. Hristiyanlar kendi dini hükümlerini kanunlarımızın arasına sokmayı başarmışlar, Allah'ın hükmünün Müslümanlar tarafından uygulanmasını önlemişlerdir. Bu ve benzer durumlara son verilmelidir.

-- Kışla ve askeri birliklerin tümünde yeterince cami ve mescidin açılması gerekir.
Askerlerin görev süresi boyunca isteyenin ibadet özgürlüğü kısıtlanmamalıdır.

Gerekçe: Mehmetçik adı Muhammed' den gelmektedir. Ezansız camisiz, mescitsiz kışla bize yakışmaz. Düşmana saldırırken Allah, Allah diyeceksi, dedirteceksin fakat hazar zamanı eğitim halinde ezansız namazsız kışlan olacak. Bu çelişki değil mi?

-- Halifeliğin, TBMM uhdesinden alınarak cumhurbaşkanı veya başkan tarafından yeniden aktif hale getirilmesi.
Gerekçe: Dünya Müslümanlarının dağınıklığı ve siyasi güçsüzlüğünün güçlü bir dini referanslı siyasi makamla tek çatı altında toplanmasının sağlanmasının gerekliliği.

-- İstiklal Marşı'nın bestesinin değiştirilmesi.

Gerekçe: Dünyada kendi istiklal marşını bestesinden dolayı söyleyemeyen tek millet biziz. Çünkü bestesi Batı müziği kuralları ve formunda düzenlenmiş olup bizim gırtlak ve alışkın olduğumuz ses yapısından çok uzaktır. Her vatandaşımızın ses eğitimine ihtiyaç duymaksızın hep birlikte yürekten okuduğu mehter marşlarının formuna ve ses yapısına uygun olarak yeniden bestelenmelidir.


Örneklerini çoğaltabileceğimiz yukarıdaki taleplerin gündeme getirilmesi ile doğacak çatışma ortamında kim kazanır sizce?
Bu ve benzer gündem maddeleri karşısında muhalefetin çıkaracağı her gürültü sağ ve muhafazakâr seçmen karşısında sizce ne kadar başarılı olur?

Muhalefet gündemi oluşturamamanın ötesinde gündemde var olan ve milletimizin devletimizin geleceğini tehdit eden çok önemli iki konuda da başarısız ve tezsiz, sığ yasak savar bir çizgide vakit geçirmektedir.
Çözüm süreci ve Paralel- İktidar kavgasında devam eden ve edecek olan gündemde, muhalefet topa gelişine göre vurmakta, büyük bir zayıflık örneği olarak, CHP çözüm süreci ile küstürülecek bölücü Kürt oylarının hesabını yaparken MHP de Paralel yapı kavgasında cemaat desteğine yeşillenmekte ve çözüm sürecinin tahrik ettiği ve de rahatsız ettiği kitlelerin desteğinin ümidinde.
İki muhalefet partisi de milyonlarca hanenin içine düşen ateş toplarının sebep olduğu ortak dert ve sıkıntılara duyarsız.
Dini, etnisitesi ve siyasi görüşü ne olursa olsun mağdur ve mazlum, uluslararası tefecinin elinde kıvranan halkın; sesi, kulağı olarak tek bir ümit ve güven verici söylemi siyaset gündemine bir türlü sokamamaktalar.

Ve seçimlere altı ay kaldı.

18 milyon seçmen partisiz ve sandığa küsmüş. Acaba neden?

Hakkı Şafak SES
YORUM EKLE