İki Kongre Arasında Bir İmam…!

Günlerdir kongre sözüyle yatıp kalkıyor MHP. Hem Muhalifleriyle hem de “yapmam yaptırmam diye ayak direyen genel merkezle. Ne olacak bu MHP'nin hali diye düşünenler bir sabah uyandılar ki gündem bir kongre daha doğurmuş…

Kongre ama ne kongre…! Al aşağı edilmiş bir başbakan, onu al aşağı etmekten hiç huzursuz olmayan bir cumhurbaşkanı al aşağı edilen başbakanın en yakınında olanların hemencecik koltuk aşkıyla satıverdikleri Davutoğlu dostluğu…

Siyaseten etik bir anlayışa sahip olmadan siyasete kar ve kazanç beklentisiyle girip kişisel varlıklarını değil de kişisel hesaplarını zenginleştirmeye çalışanların farklı davranmasını mı beklerdik ? Tabi ki hayır. Beklenemez çünkü eşyanın tabiatına aykırı. Hedef ne ise ona uygun davranılır. Siyaset yapanların niteliği de siyasetin kimliğini ve niteliğini belirliyor böylece.

Toptan hangi kumaş dökülürse elbise de ona göre dikiliyor. Bu vakitten sonra önemli olan, dikilen bu elbisenin kimin sırtına göre dikildiğidir.

Kendisini seçen delegeye karşı kongre yapmamak için ayak direyen Bahçeli nasıl delegeyi ve tabanın isteklerini hiçe sayıp bildiğini okuyorsa, Erdoğan da beklentisine uygun davranmayan Davutoğlu’nu halk tarafından önemli bir oy oranıyla seçilmişliğine rağmen indiriverdi.

Davutoğlu ile Erdoğan arasındaki uyuşmazlığın en baştan görünür olduğunu söylersek yanlış yapmış olmayız. Fakat Erdoğan’ın ülkede ve bölgede tek lider olduğunu empoze etmeye çalıştığı bu süreçte, Davutoğlu belki istemeden de olsa özellikle dış ilişkilerde bir adım öne geçti. Davutoğlu’nun eğitim düzeyinden ötürü kendini rahat ifade edebildiği, bilgi düzeyinden dolayı da Erdoğan’dan daha çok kabul gördüğü gerçeği bu öne geçişi açıklar niteliktedir. Erdoğan ve Davutoğlu arasındaki çatlağı en hızlı büyüten öncelikle bu öne çıkıştır. Ben merkezli bir kimlik taşıyan Erdoğan’ın bunun dışındaki huzursuzlukları da olaya tuz biber ekti. Bu nedenle Erdoğan’ın birçok tavırla farklı düşündüğünü ortaya koyan Davutoğlu’ndan kurtulmak istemesi son derece doğaldır.

Kongreyi tetikleyen bir başka önemli neden de AKP içinde küçük küçük yükselmeye başlayan aykırı seslerdir. Bu aykırı seslerin bir kısmı Erdoğan’ın artık kontrol edilemez olduğunu farkındadır. İzlenen politikalarda üst üste yapılan önemli hatalar, yolsuzluk haberleri, ekonomideki kötüye gidiş ve ard arda patlayan sosyal vakaların örtülemeyecek hale gelmesi de sesleri güçlendirmektedir. Biat kültürünün en iyi örneğini sergileyen AKP içinde bile bu durum tartışmaya açılmıştır.

Özellikle içte ve dışta izlenen politikaların ülkeyi sürüklediği menzili hissedenler seslerini yükseltmeye ve bazı iddialara göre de ayrılıp yeni bir parti çatısı oluşturmaya niyetlenirken Erdoğan’ın olan biteni görerek gereğini düşündüğü ortadadır.

AKP kongresinin alel acele toplanmasını tetikleyenlerden biri de hiç kuşkusuz MHP’deki kongre rüzgarıdır. Güçlenerek gelen MHP muhaliflerinin kongre sonrası Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı tablo büyük olasılıkla tercih edilebilir türden olamayacaktır.

Şu anda henüz engellenememiş olan bu kongrenin muhaliflerin beklentilerini karşılayacak nitelikte sonuçlanması ihtimali de Erdoğan’ı kongre kararını alırken etkilemiş olmalıdır.

Görünen o ki kongreye kararı alan R.T. E. de, kongre yapmamak için ayak direyen Bahçeli ile davranışsal olarak aynı içgüdü ile hareket ediyor. İkisi de kendini ve oturduğu koltuğu korumak ve daha güçlü hale getirmek uğraşında.

Güç sürekli aynı düzeyde tutulabilir bir durum değildir. Yükselen gücü elinde bulunduranın, o gücü aynı düzeyde tutmak için ortaya koyduğu çaba gücün kendisini aşınca düşüş kaçınılmaz olmaktadır. Nitekim Erdoğan 14 yılın sonunda elde ettiklerini korumak için içine girdiği çabayla kendi durduğu zemini parçalamaktadır.

Ülke içinde gözle görülen sorunların yığınları arasında ezilen ahalinin kabaran huzursuzluğu ne denli dizginlenmeye çalışırsa çalışılsın, savaştaymış gibi şehit veren, şehirlerini boşaltma yoluna gidecek kadar aciz kalan bu yönetimin başarısından söz etmek için hem kör hem de düşünce zafiyetli olmak gerekmektedir. İç siyasetteki başarısızlık dış siyasetin aynasını çoktan karartmıştır. Kendi evini düzene sokamayan reislerin komşularının evine ne sözü olabilir ki…?

Kongreler belki de ülkedeki kirlenmiş havanın temizlenmesi için önemli bir şanstır. Umalım ki siyasi arenadaki bu toz duman dindiğinde gelişmeler halktan yana olsun, huzurdan yana olsun…

YORUM EKLE