İhlas, İçtenlik


Önce ihlas gerek ey istekli âşıksan
Candan geçip sıkıntılar çekip sadıksan
Ondan sonra huzuruna layıksan
Layık olmadan Allah'ını göremezsin.
 
Böyle diyor Ahmet Yesevi... Âşıklığın ilk belirtisidir ihlas... İhlas yani din adına yaptığın her işi Allah için yap-mak... Din adına yaptığın her işi severek, sevinerek yap-mak... Yaptıklarının karşılığında insanlardan hiçbir şey beklememek... Dahası, dindarlığından ötürü insanların beğenisinden korkmak...
İhlasın karşıtı riya... Yani gösteriş... İyi desinler, dindar desinler diye halka din adına yaptıklarını göstermek...
Riya insan için en büyük tehlike kaynağı. İnsanların kendisini dindar bilmesinden hoşlanan; namazından, orucundan, tesbihinden, zikrinden, kılığından kıyafetin-den, halinden, tavırlarından dindarlık akıtan din gösteriş-çileri gerçek dindarlığa ne kadar uzaktırlar. Bakınız Hik-metler Divanı'nda bunlar nasıl anlatılıyor. İşte gösterişçi dervişler:

Candan geçmeden "Hû, Hû" demenin hepsi yalan
Bu arsızdan sormayın soru, yolda kalan
Pir hizmetini yaparız biz dervişiz derler
Haram, mekruh ayırmaz torba doldurup yerler
Gözlerinde yaş yok zikir halkasına girerler
Görünüşleri derviştir hesap gününden korkmazlar
Kötü işler işlerler haramlardan ürkmezler
Gösteriş tesbihi ellerinde gözyaşı dökmezler.
 
Yine bir hikmet:
Dervişim der halka gösteriş içinde
Riya kılar yürür orda burda
Allah için işler yapan gerçek derviş nerede
Gerçek dervişlerin yeri ıssız yerlerdir
 
Kul Hoca Ahmet kulum diye söz deme
Gösterişle yapıyorsan yaptıkların boş
Şeriatta, tarikatta kazancın yok
Ahirette yalancılar ortaya çıkar
 
Aşkı olanda gösteriş olmaz. Gösterişçiden âşık olmaz. Amaç ne ise ona ulaşılır. Halktan yararlanmaksa amaç, amaca ulaşılır. Hak'tan yoksun kalınır. Amaç Hak ise ona ulaşılır.
 
Hakk'a âşık sadıklar tenhada olur
Tan vaktinde Hak önünde izzet görür
Cennete girer Allah'ı görür rahat içinde
Gizlidirler, halka niye gösteriş yapsınlar.
Bir de gösterişçi, yalan şeyhler var... Yalan yanlış bir şeyler öğrenir, kendilerini halka "şeyh" diye satar ve bunu bir "geçim yolu" haline getirirler. Bazen de "seçim yolu" yaparlar... En tehlikelisi de bunlardır. Gösterişçi derviş kendisini yakar. Gösterişçi şeyh ise kendisiyle birlikte baş-kalarını da... Gösterişçinin sözünün etkisi yoktur. Boşuna insanlara vakit kaybettirir.
Hikmet:
Zalimlerden şikayet etme, sen zalimsin.
Gösterişçisin, sözlerinin yok etkisi...
Dünya malını yığarsın doymaz gözün.
Böylelerinin yeridir Siccin cehennemi...
 
İşte sahte şeyhlerin belirtileri:
Ahir zaman şeyhleri süslerler dışlarını
İçtenlikten uzaklar bozuktur içerleri
Keramet diye satar gaflet düşlerini
Gösterişle halka kendilerini satarlar.
 
Ve işte bir başka halleri:
Çekiştirme ağı kurdun halkı yoldan azdırdın
Şeyhlik iddia ettin, gösteriş alıp sattın
Şeytanla işler yaptın birlikte devran sürdün
Sana ne diye, yüzünü göstersin
 
İşte halk için en büyük tehlike... Hakk'a rakip olan-lar... Allah yerine şeyhe tapma sapmasına karşı uyanık olunmalı... İnsanlara kendisini şeyh diye tanıtıp kendileri-ne hizmet ettirenler, halkın dünyasını da, ukbasını da bo-zarlar. Bunun adı şirktir. Allah'a eş koşmaktır. Tasavvuf yolunun en tehlikeli sapma noktalarından birisidir. Ayak-lar burda kayabilir. Sonu uçurumdur. Allah'a aşk ile ulaş-mak isteyip, yol gösterici arayanlar, gerçekle yalancıyı iyi ayırmalıdırlar. Bakınız ne diyor, Hikmet:
 
Şeyh'im deyip iddiacı Hakk'a ortak
Benlik eyler Sübhanına olmaz yakın

Uykusuz kalan dertsizlere tabib olan
Bu dünyayı inananlara zindan eyler
 
Ve işte böylelerine en şiddetli uyarı:
 
Oruç tutup halka gösteriş yapanlar
Namaz kılıp tesbih ele alanlar
Şeyh'im deyip başka bina kuranlar
Son nefeste imanlarını da yitirirler.
 
Yani... Gösterişçinin, hayatı insanlara gösteriş yap-makla geçen şeyhlerin son nefeslerinde imanları da elle-rinden gider.
"Şeyh'im" deyip başka bina kuranlara karşı uyanık olunmalıdır.
Şeyh tasavvuftaki anlamı ile maneviyat yollarından geçmiş, yolculuğunu tamamlayıp geri dönmüş ve tasav-vuf yolcularına yol göstericiliği yapan insan demektir. Pir, mürşid, şeyh eş anlamlı sözlerdir.
Tasavvuf yolunda bir yol gösterici gereklidir. Çünkü yolun incelikleri vardır. Tehlikeleri vardır. Ayakların kaydı-ğı yerler vardır. Yol gösterici bütün bu konularda yolcuyu, yani dervişi uyaracaktır.
Ancak!.. Kimi yol gösterici geçinenlerin kendileri de "tehlike" olabilirler. Geçimini yol gösterişçilikten sağla-yanlar tehlikelidir... Yolculardan yararlananlar, onlarla dünyalığını düzeltenler tehlikelidir... Yolcuları çalıştırıp kendisini zenginleştirmek tehlikelidir... Yolcuları sömür-mek tehlikelidir... Yolcuları ticaret ve siyaset amacı ile kullananlar tehlikelidir...
Yani "Şeyh'im deyip başka bina kuranlar" tehlikeli-dir.
"Merdiven, üzerinde oturmak için değil, yüksel-mek içindir" sözüne dikkat edilmelidir. Tasavvuf yolculu-ğunda yollar çeşitlidir. İnsanların yapısına ve seçimine göre yollar çeşitlenmiştir. Tasavvuf yollarına "tarikat" de-nir. "Yol" demektir. Tarikat vardır, olacaktır. Ama tarikat amaç değil, araçtır. Amaç durumuna getirilmesi "tehlike"dir.
Tarikat adı altında teşkilatlanmak, teşkilatı ticarette ve siyasette kullanmak tasavvuf yolunda önemli ve sık görü-len bir sapmadır. Böyle olunca artık şeyh ve çevresi "yol gösteren" olmaktan çıkar, "yol kesen" olurlar...
Tarikat adı altında başlayıp, teşkilatlananlar halkın dünyasını da ahiretini de zindan haline getirirler. Sömür-me kurumlarının en korkutucusu dini ve tasavvufu kulla-narak kurulanlardır. Böyle oluşumlara karşı insanları uyarmak, aklı başında herkesin görevi olmalıdır.
 
Melamet
Allah aşkı ile Allah'a ulaşmak için yola çıkanların en büyük korkusu, hedefi şaşırmaktır. Hedefi şaşırmak çok kolaydır. Çünkü nefs her an uyanıktır. Yola girenlerin hal-kın övgüsüne, ilgisine kapılıp Hak'tan uzaklaşmaları teh-likesi vardır. İşte melamet anlayışının kaynağı... Melamet "kendini aşağı görme ve halkın aşağılamasını iste-mek" diye anlatılabilir. Kendini beğenmemeli ve halkın da beğenmemesini sağlamalı ki; "büyüklenme ve gös-teriş" tuzaklarına düşüp Hak yolundan uzağa düşül-mesin...
 
Ey derviş ibadet edersin büyüklenme ve gösterişle
Can ve gönlün dünyalıkta sözlerinde dillerinde ah
ile vah
Can verirken olacaksın iman nurundan ayrı
Dışın dervişe benzer ama müslüman değilsin.
 
İyi anlayalım ki: "Melamet" hem kendine ve hem de başkalarına karşı olur. İbadetiyle, dindarlığı ile kendi ken-dine böbürlenmek ve kendini beğenmek de bir başka tehlikedir.
 
Bakınız ne söylüyor kendine Hoca Ahmet:
Kul Hoca Ahmet sen kötülerin en kötüsü
Herkes buğday oldu sen samansın saman
Yoldan sapan günahlıların en cahilisin sen
Gelin toplanın zikreden kullar zikredeyim sizinle
 
Yine Hikmet:

Saç sakalım güzel ağardı gönlüm kara
Mahşer günü rahmetmezsen halim kötü
Sen bilirsin amelim yok günahım çok
Cümle melek yanlışlarımı biliyor dostlar
Ahmet Yesevi yüz yirmi altı "hicri yıl" yaşadı. Yüzyir-mibeş yaşı için diyor ki:
 
Erenlerden feyz ve fetihler alamadım
Yüzyirmibeşe girdim bilemedim
Hakk'ı teala ibadetlerimi yapamadım
İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmet
 
Nefs insanın içindeki şeytanı , yani yoldan azdıranıdır. Nefsin besin kaynaklarından biri de "kendini beğenmek ve başkalarının övgüsünü sevme"dir. Nefsi kırmanın yolu ise melamet.
 
İşte Hikmet:
 
Gerçek gönülde namaz kıl, Allah bilsin
Halk içinde kötü görün âlem gülsün
Toprak gibi hor görül ki nefsin ölsün
Yardım etsen nefsimi yenip ağlasam ben.
 
Melamet zor iş... Ancak aşk ile dayanılır. Aşıklar için melametin korkulacak yanı yok:
 
Aşıklar melametten kaçmazlar
Bilmezlere gizlileri açmazlar
Anlamaza inci cevher saçmazlar.
 
 
Kuran'da İslam, İçtenlikli Kulluk'tur:
İhlas İslam dininin aslıdır. İhlası olmayan din İslam değildir.
 
İşte Zümer Suresi 3. Ayet:
"Gözünü aç halis din Allah'ındır."
 
Nisâ Suresi 145 ve 146. Ayetler:
"Kuşku yok münafıklar, cehennem ateşinin en aşağısındadırlar. Onlara bir yardım edici bulamazsın.
 
Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Al-lah'a sarılanlar ve Allah için dinlerinde içtenlikli (ihlas) olanlar başka... Onlar inançlıların yanındadırlar... Al-lah inançlılara büyük bir karşılık verecektir."
 
Araf Suresi 29. Ayet:
"...O'na dinde ancak kendisine içtenlikli inançlılar olarak kulluk edin. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."
 
Hicr Suresi 40 ve 41. Ayetler:
"Ancak içlerinden içtenlikli (ihlaslı) kullarım baş-ka... Allah buyurdu: İşte bana ulaşan dosdoğru yol..."
Evet Allah'a ulaşan dosdoğru yolun temeli içtenlikli olmaktır. Yani ihlas; yani işlerine ibadetleri ve gösteriş ve büyüklenme bulaştırmamak...
 
 
Zümer Suresi 2. Ayet:
"Biz sana kitabı hak olarak indirdik. O halde sa-dece Allah için ibadet yaparak dininde içtenlikli (ihlaslı) ol."
 
Ayetin hükmü çok açıktır. Kuran inançlılardan iba-detlerini sadece Allah için yapmalarını, başka yollara sapmaktan kaçınmalarını istiyor.
 
Zümer Suresi 14. Ayet:
"De: Ben dinimi gösterişten arındırarak yalnız Allah'a kulluk ederim."
 

YORUM EKLE