İdeolojisiz Devlet...?

Siyasette seviye dibe vurdu, gündelik siyasi polemikler fikri,düşünceyi ,siyaset alanının  dışına attı.Boş meydan okumalar,boş  efelenmeler önemli meseleleri örtüyor.

 Başbakan gaf yapıyor,Bahçeli gaf'ı bırakıp laf'a takılıyor!

Davutoğlu'nun Tunceli'de yaptığı açıklamalar gürültü kopardı, kopan gürültüde de önemli bir konu güme gitti.Bundan böyle devletin ideolojisi olmayacak diyordu Davutoğlu.

 İdeolojisiz bir devlet mümkünmüdür? ve o ne menem bir devlettir? tartışmasına bile gerek duyulmadı ki ,bence konu son derece mühimdir.

 ''Milli devlet'' kavramını ideolojisinin tam merkezine oturtmuş MHP'den bu konuda çıt çıkmadığına göre ,bu konuda başbakanla mutabık demek  ki .Herhangi itirazı bir ses çıkmadığına göre milli bir devletin ideolojisiz yaşayabileceği fikri kimseye ters gelmiyor,Türk siyaseti ideolojisiz devlette anlaşmış,müjde!

 Böylesine steril! bir devleti nasıl oluşturacağımız ve bu devletin ne işe yarayacağı sade benim merak konum anlaşılan!

 Devletin olumsuz dayatmalarının,baskı ile toplumu bir kalıba dökme,adeta saksıda bir ''millet yaratma'' gayretlerinin,CHP zihniyetinin devlete hakimiyetinin yarattığı   tahribattan kaynaklandığını görmez de ,çözümü devleti ideolojiden arındırmakta görürseniz,bulacağınız şey daha derin bir ''kaos''tan ibarettir.

 Devlet denilen şey kuru mekanik bir yapımıdır ki,insandan ,onun zihniyetinden bağımsız düşünülebilinsin,insandan yaşadığı cemiyetten,anlayışlardan bağımsız yürüyebilsin.Her medeniyetin ,kültürün kendi tarihinden,inancından,hayat tarzından,yaşadığı tecrübelerden,hatta iklimi ve coğrafyasından kaynaklanan,devlet anlayışları yok mudur? Yoktur diyenle ideolojisiz bir devleti tartışabiliriz ve deriz ki ;bizce devlet bunların ete kemiğe bürünmüş halidir,aksi kağıt üstünde yapmacık bir organizasyondur...Milli yapıyla çakıştığı kadarıyla hayat bulur...

 Devletin milletiyle barışma,bütünleşme gayretlerine,amenna,onun hayat tarzına,yaşayışına müdahalesinin asgariye indirilmesi gayretlerine de.Toplumda yaşayan inaç gruplarının,etnisitenin arasında adaletli bir tavır geliştirmesine kim karşı çıkabilir?ya da devletin personelinde, liyakati esas almasına...Adalet kültürümüzün temel değeri,dinamiğidir,kültürümüzü özümseyeni başımıza tac ederiz,dışında kalanı da adaletle yönetiriz...

 Devlet problemimizin temeli iki yüzyılı aşan bir zaman dilimi içindeki zihniyet dünyamızdaki problemler ,çöken medeniyetimiz,imparatorluğumuz enkazından kurduğumuz yeni devletimizin kendi milli kodlarına uygun yapılanamayışıdır.

 Türkiye cumhuriyeti devleti ''milli '' bir devlet olarak kurulmuştur ancak oluşturduğu kurum ve müesseseler maalesef ''Osmanlı Bankası'' kadar milli olabilmiştir.Toplumumuzda yaşanan temel sıkıntıların sebebi de budur..

 Temel müesseselerimiz milletimizin var olan dinamiklerini açığa çıkarmak,geliştirmek,itici güç haline getirmek şöyle dursun engel çıkarıcı ,problem yaratıcı bir işlev görmüştür.Her şeye rağmen ,milletin yaşama iradesi böyle bir düzeni kabul etmemiş ,halk-aydın devlet-millet çekişmeleri içinde potansiyelimizi heba ede ede bugünlere gelmişiz.

 Her şeyin temelinde insan vardır,devleti de müesseseleride kuran insandır hedefi de yine insana hizmettir.Devletin amacı adaletle yönetmek,insanına maddi manevi  daha iyi bir vasat hazırlayarak kendini gerçekleştirmesini sağlamak, milli misyona hizmet etmektir.

 Bu ülkede devletin verdiği eğitim milli bir şahsiyet oluşturmaktan uzaktır.Sistem herhangi bir milli, insani değeri ve gayeyi eğittiğine yükleyemediği gibi,bilgi yüklemeyi dahi becerememektedir.Tahsilli cehaletin faturası siyasi hayatta da ,kültür hayatında da ,ekonomik ve sosyal alanlarda da ağır biçimde hissedilmektedir.

 Çağımızdaki milletler mücadelesinde bilgi,maddi manevi değer üretiminin önemi düşünüldüğünde, bu konuda ağır rekabetin,köleleştirme çabalarının varlığı düşünüldüğünde,donanımsız,mesleksiz,günlük hayata esir onu aşan bir değer üretme düşüncesinden yoksun nesillerin kurup,yönettiği yürüttüğü ,kurumlarımızın temel meselesinin ideolojik olmaları değil,her türlü etki ve yönlendirmeye açık olmaları, manipüle edilebilir olmaları,rüzgarın yönü ve şiddetine göre yön belirlemeleri, vasat bir akla ,günübirlik amaçlara yönelmiş olmalarıdır.

Çağımızda devletlerin dayandığı sosyal birim millet gerçekliğidir, millet,şu veya bu sebeple bir araya gelmiş insanların alelade toplamından ibaret değildir.Her milletin tarihi macerası,onu diğer milletlerden ayıran kültürü,inancı,özellikleri vardır,dahası her milletin tarih içinde üstlendiği misyon farklıdır ve o misyon her milleti tamamen'' özel''yapar.

 Türk'ler de devlet başlı başına bir değerdir,devletin değer olarak ele alınmasının sebebi de üstlenilen misyonun devlet eliyle gerçekleştirilebilir olmasıdır.Adalet bu misyonun temel değeridir ve adaletin sadece kendi için değil bütün insanlık için sağlanmasına kendini memur hisseder.

 Hayatı günübirlik algılayan en sıradan siyasetçisinin bile en küçük fırsatta ''Adriyatikken Çin'e...''diye söze başlaması,bu genetik,milli mirasın tabii sonucudur.

 Bu millet kendi içinde adaleti bihakkın sağlayamayan devletin bu misyonu taşıyamayacağını bilir ve tarih boyu o devletle problemli olmuştur.Yıkar, yenisini kurar''Ya devlet başa ya kuzgun leşe''dir.

 Bu milletin devletten beklentisi budur,ona yönetici, önder olabilmenin meşruiyeti de ancak bu beklentiyi sağlayacak bilgiye ,akla ve yüreğe sahip olmaktan,böyle kadrolara sahip bir devlet organizasyonunu gerçekleştirmekten geçer.

 Peki soralım bu anlayıştaki devlet,''ideolojik devlet''midir? Evet,öyledir..Temel müesseseleri,kurumlarıyla bir amaca yönelmiş her yapı,hayata rengini, şeklini verme gayretinde;bir inançtan beslenen ve beslendiği inancı hayata hakim kılma iddiasındaki her yapı gibi ideolojiktir..

 Devletin ideolojisi olmamalıdır diyende ,kendi düşüncesinde devlet fonksiyonlarını sınırlayan bir ideolojik tavır içindedir; genelliklede milli ideolojiye sahip,milli devletlerin ,kendilerine engel olacağını düşünen emperyal amaçlı dünya güçlerinin ideolojik tavrıdır.

 Hedef koymadan şirketlerin dahi yaşayamadığı bir dünyada yaşıyoruz.Başarılı olmak,büyümek için,üretim,teknoloji kadar, kurumsal kültür yaratmanın öneminden söz edilen,marka olmanın, bir hikayeye sahip olmanın ekonomi dünyasında bile olmazsa olmaz olduğu bir dünyadan bahsediyoruz.Böyle bir dünyada ideolojisiz devlet yaşamaz.Bir misyon taşımayan devlet,misyon taşıyanların kölesi olmaya mahkumdur,adı devlettir...

 Özet ; milli devlet milli ideolojisini,misyon edinmiş devlettir.Bünyesindeki her insanın,her grubun,etnik ve dini topluluğun ,kendi menfaatlerini ,hayat tarzlarını içeren,ancak onu aşan bir gaye etrafında toplayarak geleceğe taşıyacak milli ideolojiyi,bu toprakların engin birikiminden,zengin insan unsurundan süzüp çıkarabilecek ,ona uygun programlarla devleti organize edecek siyasi kadrolara,liderlere ihtiyaç var...

 Gelgelelim bizimkiler,Tunceli üzerinden sidik yarıştırıyor..!!

 Devlet zaten ideolojisiz sayın başbakan,hem bizim ''Devlet''de dahil...!!

 Onun için paralelini kuran kurana..!!

Baki selamlar

YORUM EKLE