İdeolojik Kabızlık ,Siyasi Aptallığa Dönüşmeden....


Bahçeli ile beraber MHP ideolojik bir kabızlığa sürüklenmiş ,bu siyasi açmazları da beraberinde getirmiştir.

MHP 'deki Türkiye'nin meselelerine tez üreten ,gündem üreten,mensuplarının fikri gücünü,enerjisini siyasete taşıyan dinamik yapı yerini ,toplumdaki gerilimlerden, tepkiselliklerden oy devşirme ile sınırlı oportünist bir siyaset anlayışına terk etmiştir.

MHP fikir ,iş ,enerji üretmek yerine kelime oyunlarından ibaret bir kolaycılığa,demeç politikacılığına saplanıp kalmıştır.

İdeolojik duruşunu ,teşkilat ve fikir dinamizmini kaybetmiş ,dalından kopmuş ,savrulmaktadır..

Bu tespitin MHP'nin derinlerdeki esas problemi olduğunu,bu problemi çözecek adımlar atılmadan,siyasi başarının bir hayal olduğunu belirtelim ve gündeme girelim...

SEÇMEN KOALİSYON MU İSTEDİ ?

Seçimin hemen ertesinde çok sesli bir koro gündemi şöyle bir bombardımana tuttu...seçmen koalisyon istedi..Kastedilen de AKP-CHP koalisyonu..

Bu söylemin ciddi biçimde irdelenmesi gerektiğine inanıyorum.Çünkü önümüzdeki seçim sonuçları ne olursa olsun ertesinde bu koro daha güçlü biçimde, aynı nakaratı seslendirecektir..

Bu söylemin analizinin küresel güç odaklarının Türkiye üzerindeki algı operasyonlarının deşifre edilmesinde önemli bir imkan olduğu fikrindeyim..

Kimler nasıl ve niçin kullanılmaktadır? Böyle bir koalisyondan beklenen nedir?

Hemen belirtelim ki seçmen koalisyon falan istemez ,seçmen oy verdiği partinin iktidarını ister.Halkı aptal sanan bir takım aptalların uydurduğu bir cümledir bu,sadece bir yorumdur gerçek diye yutturulmaya çalışılan yalandan ibarettir.

Bu yalan ; küresel çetelerin Türk siyasetinde zayıflayan etkilerine CHP vasıtası ile yeniden kavuşma ,aksi halde kaos tehdidir..Bu söylem ,bir yandan günün çıkarları adına CHP 'yi hükümet etme gayretlerini ifade ederken, bir yandan da ,mahkum edildiğimiz siyasi sistemin zaaflarını gizlemeyi,bu zaafların sistemden değil ,politikacıların yanlışlarından kaynaklandığı algısını güçlendirmekte kullanılmaktadır..

Türkiye'nin kendine has dizayn edilmiş parlamenter sistemi ,böl ,parçala, yönet zihniyeti ile sömürge yönetmeye alışmış batı zihniyetinin,Türkiye'ye göre şekillendirilmiş şeklidir..Onun için 80 yıldır demokrasicilik oynarız, fakat sadece adı demokrasidir bu oyunun..

Bizdeki parlamenterizmden beklenen temel şey, siyasetin küresel etki ve güç odaklarına,onların yerli uşaklarına ,açık tutulmasıdır ki ;gerisi teferruattır..
Emperyal güçler bilirler ki ,toplumun bütününe hakim olmak,hatta çoğunluğa hakim olmak mümkün değildir.Devşirilen aydınlar ,kışkırtılan etnisite,,mezhep ,sınıf farklılıkları , menfaat havucu ile harmanlanılarak toplumun ancak bir kısmına hakim olunabilir.

Bu elde var ''bir'' dir.Önemli olan olan karşı çıkacak çoğunluk iradesini parçalayarak ''elde var bir'i '' güçlü edebilmektedir.

Cumhuriyet tarihi boyunca bu elde var ''bir'' CHP 'dir..Millete musallat olan her türlü melanetin CHP üzerinden pazarlanması tesadüf değildir,CHP zihniyetinin ,küresel çetelerle işbirliğinin tabii sonucudur.

Etnik,siyasi,mezhep ,sınıfsal kimlikler bu pota da'' beyazlatılarak '' küresel güçlerin emrine amade kılınır.Uluslar arası güçlerin , terör dahil Türkiye karşıtı faaliyetlerinin tümü alt organizasyondur,siyasi alanda CHP 'nin elini güçlendirebilmek adınadır.

Serbest seçimler döneminde halkın oyuyla iktidara gelememiş bir yapının nasıl bu derece etkin kılındığı başlı başına bir tez konusu olabilecek ,Türkiye'nin kendine has siyasal yapısında saklıdır.

Türkiye 'nin siyasal yapısı siyasetin ve siyasetçinin güçsüz kılınması ,gerçek siyasetin sermaye,aydın,basın gibi sistemin zinde beyaz güçlerinin kontrolünde yönlendirilmesidir.Menfaatlerinin halkın menfaatleri ile çatışma halinde tutulan bu zinde güçler Türk siyasetinin ,görünmeyen gerçek aktörleri olagelmiştir.CHP sistemin bu'' beyazlarının'' siyasi yapısıdır ,ondan beklenen de halkın oyuyla iktidar olması falan da değildir.

Sistemi muhafaza onun asli görevidir, varlık sebebidir...Tabanı sol literatürle konuşur,sözcüleri öyle ,adı bile halk partisidir,ağzını açtımı sisteme hesapta muhalefet eder,''yıkılası düzen''den bahseder ,ironiye bak ki sistemin sigortasıdır.Ancak son 20-25 yılda maskesi artık ,sistemle birlikte iyice düştüğü için yolun sonuna gelmiştir...

Sistemin yıkılışını devletin yıkılışı olarak lanse ederek,hizmetini sürdürme gayretinde,efendileri de elde ki ,sağ tandanslı elemanın ihanetine uğradığı düşüncesiyle,seferberlik halinde...

Yanlışları doğruları bir yana, siyasetin halka dayalı yapılması mecburiyeti dahi ,sistemin batı 'ya istediği kalitede servis sağlamasını imkansız kılar..Ortalığın yangın yerine dönüşünün CHP 'nin acil iktidar zaruretinin sebebi de budur.

Bu gün hiç bir şartta iktidar olmaması gereken bir yapı varsa ,bu kritik dönemde CHP 'dir. Türkiye'de milli siyasetin merkezi olması gereken MHP 'nin bu konuyu görmeme ,ihmal etme lüksü yoktur.

Geri kalan bütün meseleler tali meselelerdir.Buna Erdoğan ve AKP siyasetleri de dahildir.Bunlarla bir biçimde uzlaşılabilir anlaşılabilir,hataları dönüştürülebilir..İçlerindeki ihanet odakları güçsüzleştirilip,izole edilebilir,ülkeye faydalı bir kompozisyonun parçası haline getirilebilir.

Türkiye siyaseti için yaptığımız bu temel tespit önemlidir,çünkü sisteme muhalefeti var oluşunun temeli yaptığı için ,ideolojik güç olan ülkücü hareket Bahçeli döneminde sisteme muhalefet temelli bir düşüncenin yanından dahi geçmediği gibi ,adeta sistem bekçiliğine soyundurulmuş,hareket ideolojik ,siyasi vizyonundan kopartılmıştır...

Sisteme muhalefetin riskini almadan ,sistemin cici çocuğu olarak iktidar beklentisi ,Türk -İslam medeniyetini ihya iddiası temelli bir hareket için,batının Türkiye'ye bakışını ,İsveç'e bakışı ile karıştıran ,sömürge aydını aptallığından başka bir şey değildir.

CHP zihniyeti ile CHP siyasetleriyle mücadele etmeden ,ideolojik ve siyasi alanda var olamazsınız....Bu manada CHP ile mücadele, küresel güçlerle mücadeledir...Ülke içinde oluşturdukları somut politikalarla mücadeledir...

SEÇİME DOĞRU...

Bahsettiklerimizin ışığında değerlendirilmesi gereken bir tespit yapalım..Bu günkü siyasi realite Türkiye'de AKP 'siz bir hükümetin kurulmasının imkansız kılmaktadır.....

Siyaset yapmaktan maksat ,inançlarınız doğrultusunda ve gücünüz oranında ülkeye yön verme iddiası ise ,seçimde ki beklentiniz ,size iktidar ortaklığını kazandıracak neticedir..

Özetle seçimden sonra ki beklentiniz bir AKP -MHP hükümetidir.Tabii hangi gerekçe ile 7 haziran sonrası bu koalisyonu yapmadığınız sorusu da bakidir.
Bahçeli ve MHP yönetimi bu seçimden önce ,7 haziran sonrası partisini değil ,CHP' yi iktidara taşıma stratejisine açıklık getirmek zorundadır. Bunu Erdoğan sosuna bulamadan , siyasi gerçekliğe değil,psikolojik propagandaya dayalı ,hükümet kurmama iradesine dayalı , dört şart üzerinden değil ,siyasi gerçekliğe uygun ,ülke ve ülkücülerin menfaatlerine dayamak zorundadır.

Bu izah edilemez ise teşkilatı da seçmeni de bir hedefe kilitlemeniz mümkün değildir ,mevcut hali aynı argümanlarla savunmak MHP 'yi belirsizliğe itmek demektir..Aslında savunulamayacak bu konunu savunmasını yapmak değil,tekrarlanmayacağı mesajını vermek doğrusudur...

AKP- CHP koalisyonu beklentimizin tek alternatifidir,gariptir ,MHP 'nin AKP yanından teğet geçmesini dahi kabul edemeyen çevreler ,hiç bir şart öne sürmeden bu koalisyonun gönüllüleridir..Tehdit ,şantaj ,terör,vaatler havada uçmaktadır,yeter ki CHP iktidar sandalyesinin bir ucuna otursun..Kılıçdaroğlu'nun Bahçeliye siyasi rüşvet teklifini yabana atmamak gerekir.Bedeli ne olursa olsun ,iktidar olma ,bu dönemde CHP 'ye ,verilen ödevdir..

Bahçeli,seçim sonrası nasıl bir siyasi kompozisyon arzuladığını açıkça deklere etmek zorundadır.CHP'yi iktidara taşıma politikasında ısrarcı mı olacaktır? Yoksa benzer seçim sonuçlarında makuliyet sınırları içinde tekliflerle AKP ile hükümet kuracak mı dır?

Sıradan ülkücü için, sempatizan için dahi çok kolay olan bu sualin cevabı ,söz konusu Bahçeli olunca niye bu kadar zorlaşmaktadır?

Bu sual susarak geçiştirilebilecek veya gargaraya getirilip unutturulamayacak bir sualdir.Milyonlarca seçmenin cevaba göre şekilleneceği hayati bir sualdir..Ülkeyi ve ülkücüleri şekillendirecek bir sualdir...Bahçeli cevaplamak zorundadır...Bundan kaçamaz...

7 haziran sonrası MHP politikaları külliyen yanlıştır ,siyasi gafın ötesinde MHP için siyasi ,ideolojik bir erimeyi getirebilecek tehlikeleri barındırmaktadır.Ben oynamıyorum diyerek sahayı CHP 'ye terk edecekse ,şimdiden ben oynamıyorum diyerek MHP genel başkanlığını terk etmesi yerinde olur....

İdeolojik kabızlık ve hatta ihanet taban ve kitleler tarafından zor,ancak zamanla tespit edilebilen şeylerdir ,ancak siyasi aptallık öyle değildir..Hele bu siyasi aptallık içinde ,partiyi aşıp ,ülke için geri döndürülemez riskler barındırıyorsa ''ben oynamıyorum''un anlamı değişir..İçinde bize izah edilmemesi gereken başka oyunlar olduğu şüphesini yoğunlaştırır...

Oynadın ,tutmadı bu ülke bir CHP-AKP koalisyonuna razı değil...Aynı oyunu bir daha oynayacaksan şimdiden oyna, bırak git..Veya hatayı kabullen ve bunu deklere et..

Türkiye siyasi ve ideolojik yönden bir kırılma yaşıyor ,sesimizin birlikte ve en gür şekilde çıkması gereken bir zamanda ülkücülerin ,genel başkanlarınca oyun dışına itilmelerine sessiz kalması düşünülemez,Türkiye'yi şekillendiren önemli ölçüde iktidarlarsa ,ülkücüleri sokaktan derken ,iktidardan da uzak tutma teşebbüsleri ne anlama geliyor? Bu ya izah edilir veya o makam terk edilir...

Bizim ilk seçimimiz budur..Belirginleşince ,Türkiye'nin seçimini konuşmaya da sıra gelir..Yoksa boş laftan ibarettir aldığımız ,alacağımız oy....

Baki selamlar....


YORUM EKLE