HIRİSTİYANLAR İLE MUSEVİLERİN ORTAK KİTABI ESKİ AHİT (TEVRAT)DAN



Fransızlardan önemli birileri Kur’an’ın kimi ayetlerinin değişmesini istemişler.
Türkiye’den kimileri de onlara sövüp sayıyorlar. Doğrusu onlara bir soru yöneltmektir. Ben
de bunu yapmak isterim. “Tevrat, Zebur, İncil” diye adlandırdıkları Kitab-ı Mukaddes’ten
aşağıdaki sözlerin çıkması konusundaki değerli görüşleri nedir?
Önümde Misyonerlerin Türkçeye çevirtip yayınladıkları Mukaddes Kitap var.
Giydirilmiş kapağının içinde şu sözler yazılmış:
“Bu kitaptan Azami İstifade Etmek için 1. Ağır ağır ve hürmetle oku. 2. Günlük
manevi gıda bulmak ümidiyle zevkle oku. 3. İlk okunuşta tamamıyla anlaşılmayan
parçalardan yılma. 4. Hoşa giden parçaları tekrar oku ve altlarını çiz. 5. Çizilen bu parçaların
manası zihninde yer tutsun. 6. Kitabı her gün muayyen saatte okumaya kendini alıştır.”
Eski ABD Başkanlarından J.W. Bush’un erkenden böyle yaptığını anlatırlar.
Nerelerin altlarını çizdiğini bilmiyorum. Sanırım şuraları çizmiştir.
Tekvin 15:
“ O gün Rab Abramla (İbrahim) ahdedip dedi: Mısır Irmağından, Büyük Irmağa, Fırat
Irmağına kadar, bu diyarı Kenileri ve Kenizzileri ve Kadononileri ve Hittileri ve Perizzileri ve
Refaları ve Amorileri ve Kenânlıları ve Girgaşiler ve Yevusileri senin zürriyetine verdim.”
Buralara “Arz-ı Mev’ut” diyorlar. “Söz verilen toprak” diye çevirebiliriz. Eh… Allah
söz vermişse Hıristiyan Siyonist olan Bush ile benzerlerine düşen de onun sözünün yerine
getirilmesini sağlamak oluyor…
Şimdi soru: “Ey Fransızlar bu sözler Tevrat’ta kalsın mı çıksın mı?
Başka bir örnek verelim de Abram ile soyundan gelenlere söz veren Allah’ın nasıl bir
Allah olduğunu anlayalım:
Tekvin Bab 3:
“Ve günün serinliğinde bahçede gezmekte olan Rab Allah’ın sesini işittiler ve adamla
karısı ağaçların arasına gizlendiler. Ve Rab Allah adama seslenip ona dedi: Neredesin? Ve o
dedi: Senin sesini bahçede işittim ve korktum, çünkü ben çıplaktım ve gizlendim. Ve dedi:
Çıplak olduğunu sana kim bildirdi. Ondan yeme diye sana bildirdiğim ağaçtan yedin mi? Ve
adam dedi: Yanıma verdiğin kadın o ağaçtan bana verdi ve yedim. Ve Rab Allah kadına dedi:
Bu yaptığın nedir? Ve kadın dedi: Yılan beni aldattı ve yedim. Ve Rab Allah yılana dedi:
Buna yaptığın için bütün sığırlardan ve bütün kır hayvanlarından daha lanetlisin; karnın
üzerinde yürüyeceksin ve ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin”
Bu sözler sürüp gider… Kadına doğum sancısı, erkeğe ekmeğini sıkıntılı kazanmak
verilir.
Dönelim bir örnek daha verelim.
Tekvin Bab 2:
“Ve Rab Allah adama emredip dedi: Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye ve fakat
iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin; çünkü ondan yediğin günde mutlaka
ölürsün”
Rab Allah böyle dedi, yediler, ölmediler.
Demek ki bu Eski Ahit’in Siyonistlerle, Hıristiyan Siyonistler (Ve de Müslüman
Siyonistler) pek de güvenmesinler. “O gün mutlaka ölürsünüz” diyor ne Adam ölüyor ne
karısı…
Peki Fransızlar size sorularım var:
1.Abram (İbrahim) karısı Sera’yı Mısır’a girerken de, Gerar’a girerken de “kız
kardeşimdir” diyerek sunar. Sonra da anlaşılır ki gerçekten baba bir, ana ayrı kız kardeşiymiş.
2.Peygamber Lut’u iki kız sarhoş edip, yatarlar ondan döl alırlar, iki kabile bu
ilişkiden doğar.

3.İshak Peygamber de Gerar’a girerken karısının, kız kardeşi olduğunu söyler.
Eski Ahit Neşideler bölümünde 4. Bab’da kız kardeşine aşkını anlatan bir şiir vardır.
Daha neler… Daha neler…
Şimdi yeniden soruyorum ey Fransızlar bu sözler eski Ahit’ten çıkarılsın mı?
Bu anlatımların olduğu Kitab-ı Mukaddes’e gerçekten “Mukaddes” diyor musunuz?
YORUM EKLE