HEMEN ŞİMDİ

Milletlerin tarihinde öyle anlar vardır ki, o an karar veremezseniz oluşan duruma müdahale edemezseniz hem millete, hem devlete zeval vermiş olursunuz, hem de tarih sizi lanetleyerek yargılar tarih önündeki sorumluluğunuz kıyamete kadar devam eder. Bugün yine böylesine bir durumla karşı karşıyayız. Vaziyeti anlamak için dünkü yaşanmışlıklara bakmak, dün yapılanlardan tecrübe edinmek, dünkü yapılan veya yapılanamayanlardan ders çıkartmak gerekmektedir. Öyleyse soğukkanlılıkla 2 vakaya bakarak ders çıkarırsak bugün karar almak çok kolay olur.

1950 ‘li yılların sonunda Türkiye Rumların Kıbrıs’ta yaptığı katliamlara layıkıyla cevap veremedi. Hâlbuki şartlar uygundu. Rum çeteciler Türk nüfusa zulüm ediyor, çoluk çocuk katliam yapıyorlardı.

Menderes, Celal Bayar ve dış işleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ ya rağmen başta Amerika’yı ve Avrupa devletlerini karşısına almamak adına Kıbrıs’a çıkarma yapamadı. Çıkarma fikrine en çok karşı çıkan o günkü yeni, yeni palazlanmaya başlayan sermaye idi. Bu kesimi geçemedi.

Celal Bayar ve Fatin Rüştü Zorlu’ nun zorlamasına rağmen Kıbrıs’a çıkmadı. Başarılı bir dönem, hiçte o döneme yakışmayacak şekilde bitti.

Yine buna benzer bir süreci 90’lı yılların başında yaşadık. Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan süreçte Türkiye’de iktidarda Özal vardı. Özal döneminde diğer icraatlar halen tartışılsa da Türkiye’ye ekonomik olarak nefes aldırdığı inkar edilemez.

O günkü şartların en deneyimli lideri Alparslan Türkeş’in tüm desteğine rağmen Özal Kuzey Irak’a Musul Kerkük’e girmeyi beceremedi.

O süreçte Türkiye Kuzey Irak’a girebilse hem Saddam’ın zulmünden hem de Kuzey Irak terör örgütlerinin barınağı olmayacaktı.

Bu sürece en büyük muhalefeti kendi partisi içindeki liberal düşüncedekiler ve Almanya’ya yakın kadrolar muhalefet ettiler. Sonuç olarak Kuzey Irak’ta on bilerce Kürt kardeşimiz Saddam’ın gazıyla yok oldu. Bölge bataklığa döndü. Türkiye’de 40 bin vatandaşını orada yerleşen terör unsurlarıyla kaybetti. Hep beraber bu günlere geldik. Son 50 yılda yapılan 2 hatanın bedelini millet olarak da devlet olarak da hala çekiyoruz. Menderes ve Özal’da hiç hak etmedikleri şekilde iktidarlarını bitirdiler.

74’te Kıbrıs’a çıkarma yaptık. Şükürler olsun ki, Akdeniz’de varız. Soydaşlarımız o günlerden bu günlere zulümsüz, kedersiz ulaştı. Ömürleri boyunca Menderes ve Özal gibi büyük kadrolarla iktidara gelememiş birçok konuda büyük günahları bulunan Ecevit Türk siyasetinin önemli mihenk taşlarından Erbakan’da tarihe altın harflerle yazıldı. Kıyamete kadar Ecevit ve Erbakan Kıbrıs Fatihi olarak tarihte yerlerini alacaklar.

Şimdi de durum üç aşağı beş yukarı aynı. Başarılı bir ekonomi yönetiminden sonra, Suriye ve Kuzey Irak bataklığa dönüştü. Çözüm ordunun hemen Musul’a girmesi Suriye’de de tüm Türkmen bölgesiyle beraber Unkasır limanına kadar olan hattı güvenli alan şekline dönüştürmesidir. Siyasi iradenin bir dakika tereddüt geçirmesi hatadır.

Bu süreçte Türkiye’de son yıllarda zenginleşen sermaye sahipleri karşı çıkabilir. Özellikle Alman ve Avrupa Birliğinin vakıflarından nemalanana gazeteci aydın tayfası inat edebilir. Hiç önemli değil.

Sayın Başbakan hiçbir gayri milli unsuru ciddiye almadan Musul kararını vermeli ordu Musul ve Şam’a girmelidir.

Tarih ders alınmak için vardır. Ders alamayanların sonu hüsrandır.

YORUM EKLE