Hedefteki Parti : MHP!

Uzun bir aradan sonra ilk defa yazıyorum.
Bu arada niçin yazmadım ya da yazamadım.
Çünkü gelişecek olayların yakıcılığını ve sıcaklığını tahmin ediyorum. Ve de olacakları benimle birlikte birçok arkadaşımın da hissettiğini  biliyorum. Buna rağmen, hiçbirimizin ve bizim dışımızda da başka birilerinin kötü gidişi önlemek için kısa vadede bir şey yapabilmesi mümkün görülmüyor. Bu durumlardan dolayı oluşan ruh hâlim elimi klavyeye götürmemi engelliyor.
 
19 Haziran’da bu köşede seçimin hemen sonrası yazdığım yazımın iddialı satırları şöyleydi:
 
“Bugünden çok kesin bir iddiada bulunuyorum.
Kesinlikle AKP- MHP koalisyonu olmayacaktır.
Dr. Devlet Bahçeli asla böyle bir koalisyona fırsat vermeyecektir.
Bunu AKP ve Erdoğan karşıtlığı ile seçim söylemlerindeki suçlamalarının sebebi ile değil,
yeniden  yapılacak seçimin önünü açmak ve AKP’nin az farkla da olsa tek başına iktidar olması için yapacaktır.”
 
Daha sonra 13 Temmuz’da ise yine bu köşede şöyle yazmıştım.
 
“ Önümüzde kesin bir erken seçim var.
 
AKP’nin tek başına iktidara geldiğini ve CHP’nin de ana muhalefet olarak mevcudunu koruduğunu ve HDP’nin az bir güç kaybıyla Meclis’e girdiğini ve MHP’nin mevcudunu koruyamayarak dördüncü parti olarak Meclis’te ancak yer alabildiğini düşünün.
 
Erdoğan-Baykal görüşmesinin özünün “Devletin stratejik aklının” karar verdiği “başkanlık sistemine” geçiş ve “yeni anayasa” odaklı olma ihtimalini, yukarıdaki muhtemel erken seçim sonuçları ile örtüştürürsek karşı karşıya olduğumuz tehlikenin fotoğrafı daha da netleşmez mi?
 
Bu tablonun gerçekleşmesi için yapılması gereken tek şey MHP’nin ufaltılıp gerekirse bölünmesi ve hem sağ hem sol seçmen nezdinde kızılan ve yerilen parti hâline gelmesinin sağlanmasıdır.
 
Bunu önleyebilir miyiz?
 
Sayın Bahçeli’ye rağmen MHP’yi güçlendirip bu oyunu bozabilir miyiz? “

Evet, böyle yazmıştım.
 
Sebepleri tartışabiliriz.
Fakat sonuç olarak elimizde yukarıdaki tespit ve tahminlerimin gerçekleşmiş sonuçları ve gerçekleşmesi muhtemel gündemi var.
 
Erken seçim artık kesinleşti ve gündemde.
AKP’nin tek başına iktidara gelme şartı olarak da hedefte MHP var.
Zaten iki yazımın özeti de buydu.
 
Tuğrul’un yaptığı hareket tek bir ülkücünün ve MHP’linin oyuna tesir etmez. Tam aksine 7 Haziran'dan sonra Bahçeli'nin kızdırıp küstürdüğü ülkücülerin tekrar kenetlenmesine ve de sahada daha hırslı mücadele etmesini sağlar.
 
Tuğrul’un hareketinden geriye MHP’ye tekrar dönmüş olması sayesinde kazandığı az da olsa kalan haysiyetini kaybetmesi ve AKP’ye de yarın kendi tarihi yazılırken siyasi hayatı boyunca yaptığı bayağı, banal, rüküş, şark kurnazı, kasaba uyanığı, sırnaşık ve utanmaz düşük siyaset örneklerine ilave yeni ve rezil bir örnek kalır.
 
Seçim süreci ve sonrası hangi gelişmelere gebe?
 
15 Temmuz’da Kandil merkezli, Atlantik ve AB destekli silahlı mücadele yanlısı; Ermenilerin üst düzey yöneticilik yaptığı Kürtçü bölücü hareketin sözde ateşkesi bozarak yeniden teröre yönelmesi önümüzdeki seçimlerin sonuçlarını ciddi şekilde etkileyecektir.
 
Yazılarımı takip eden  dostlar hatırlayacaktır.
Ben Oslo sürecini farklı yorumlamış ve barış süreci olarak başlatılan hareketi de bir devlet projesi olarak değerlendirmiş ve “vasat” bir aklın ürünü olarak ifade etmiştim.
İmralı merkezli Kürtçü hareket ile Kandil merkezli Kürtçü hareketin artık belirginleşen ayrılığı Oslo ile başlayan ve barış süreci ile devam eden bu “devlet” merkezli projenin sonuçlarıdır.
Artık bölücü hareketle mücadele yeni bir döneme girmiş ve öncekilere benzemeyen bir süreçle de devam edecektir.
 
Silahlı Kürtçü bölücü unsurlar devletin çok şiddetli ve acımasız yüzü ile tanışacaklardır. Çatışmasız geçen süreçte PKK’nin ciddi yığınak ve hazırlık yaptığını ve süreci istismar ederek kullandığı gerçeğini artık herkes gördü. Bundan sonra gelişecek olaylar gösterecektir ki “devlet” de boş durmamış ve ciddi plan ve hazırlık yapmıştır.
Herkes bu süreçte iplerin gevşetilerek PKK’nın nasıl tuzağa düşürüldüğünü görecektir.
 
Bu durum AKP’nin siyasi iradesinin bir planı değildir.
Fakat seçimden önce elde edilecek sonuçlar AKP’nin işine yarayacaktır.
 
AKP’nin tek başına iktidara yeniden gelmesi Atlantik’le çatışmaya giren “vasat akıllı derin devletin” tek hedefidir.
Fakat artık görülmüştür ki AKP ciddi kan kaybetmiş ve “iktidar” için   yeter sayıyı bulsa bile eskisi gibi “muktedir” olamayacaktır.
Artık içeride, dışarıda; medyada ve sivil toplum örgütleri cephesinde ciddi muhalefet yapan bir kitle ensesindedir.
Dün dost olup kol kola girdikleri bugün artık amansız düşmanlarıdır.
 
AKP yüz kızartıcı suçların şaibesi ile yaralanmış, kendini savunma refleksi ile ortaya koyduğu saldırı ve aşağılamaya dayalı siyasi çizgisi ile de milyonların nefret ve kızgınlığının hedefi olmuştur.
 
Bu durumda AKP nasıl tek başına iktidar olur ve sonrasında ise nasıl güçlü bir ittifakla Meclis’te tekrar eskisi gibi elini güçlü kılar sorusunun cevabı MHP üzerine yapılacak hesaplar ve operasyonlar ile verilmeye çalışılacaktır.
 
Bu plan iki aşamalıdır.
Birinci aşama MHP’nin alacağı oy’u mümkün olduğunca azaltmak.
İkinci aşama ise seçim sonrası MHP ile birlikte aynı safta 330‘u aşan Meclis çoğunluğuna ulaşmak ve MHP’nin azalsa da kalan Meclis grubu ile iş birliği ve ittifak yapmak.
 
Birinci hedefi hepimiz, herkes biliyor ve yazarak çizerek zaten tartışıyoruz.
Milletvekili listeleri açıklandığında milliyetçi oylara ve MHP seçmenine yönelik iller bazında AKP’nin bu hedef istikametinde nasıl bir çalışma yaptığını hep birlikte göreceğiz.
 
Benim dikkat çekmek istediğim husus ikinci aşama.
İlk bakışta bu nasıl olacak?
AKP ve MHP iş birliği 1 Kasım sonrası oluşacak mecliste nasıl oluşturulacaktır?
 
Herhâlde 7 Haziran'dan bugüne kadar Sayın.Bahçeli’nin izlediği siyasi tavır, ifade ve çizgisinin ve de kırmızı çizgilerinin birdenbire değişeceğini tam tersi bir yöne yöneleceğini beklemek ve düşünmek ciddi hayal olur.
O zaman çizgi ve söylemler değişmeyecekse ne değişecektir.
 
Çizgi ve söylemlerin sahibi değiştirilecektir.
 
Seçim sonrasında MHP milletvekili sayısı 7 haziran’daki sayının yani 80’in altına inmesi dönüşüm ve değişim için haklı bir zemin oluşturacaktır.
 
Tuğrul Türkeş olayını iki aylık makam için değerlendiren herkes seçim sonrası olacakları görünce yanıldıklarını anlayacaktır.
 
Tuğrul’un hareketi psikolojik bir eşiktir.
 
MHP üzerine yapılacak seçim sonrası hesapların işaret fişeğidir.
Uzlaşmaz olanın tasfiyesi, uzlaşacak olanların yeni görevlere getirilmesi.
 
Bu karşılaşacağımız duruma ister mevcut yönetimin tasfiyesi deyin ister görev değişikliği sebebi ile devir teslim deyin.
 
Sonuçta seçim sonrası MHP bir kongre süreci yaşayacaktır.
 
Hep birlikte göreceğiz, MHP’nin 1 Kasım seçimleri için açıklayacağı milletvekili listesi 7 haziran’da yapılan hataların seçim sonuçlarına göre düzeltilmesi umudunu taşıyan arkadaşlarımızı hayal kırıklığına uğratacak ve tam aksi MHP’ye ülkücüler dışında oy atan kesimlerin sempati ile baktığı isimlerin de listelerden çıkarıldığını ve listelerde yer almadığını göreceğiz.
 
MHP’nin oylarının düşürülmeye çalışılması ve düşecek oyların sorumlusu olarak mevcut yönetimin ve Sayın Bahçeli'nin suçlanarak değiştirilmesi aynı projenin parçası olup bir taşla iki kuşun avlanması olayıdır.
 
Bu oyun nasıl bozulur?
Ülkücüler de iki aşamalı bir plan yapmalı.
MHP’nin tek bir oy kaybına uğramaması ve 7 Haziran’da alınan oyların üzerine çıkılması için hepimiz canhıraş bir seçim kampanyası yapmalıyız.
Her şeye rağmen istenilen netice alınamaz ise ve yönetim değişikliği gerçeği ile karşılaştığımızda kesinlikle kontrollü bir devir teslime müsaade etmemeliyiz ve MHP’de ülkücü iradenin dışında yeni yönetiminin oluşmasına da   asla fırsat vermemeliyiz.
 
Unutmayın Sayın Bahçeli sonrası yönetim “vasat akıllı derin devletin” 2. aşama planı olarak bir devir teslim olarak gerçekleşmez ve ülkücüler MHP’nin yönetimini belirler ve de MHP yeniden Türkeş çizgisindeki kuruluş ilke ve hedeflerine kavuşursa ilk seçimlerde kesinlikle iktidar olacaktır.
 
İnşallah biz yanılırız da Sayın Bahçeli bu seçimlerde ülkücü hareketi seçim sathına fırtına gibi sokacak milletvekili listelerini açıklar ve bu oyunu seçim öncesi bozar.
Listeler açıklandıktan sonra daha kesin tahminlerle süreci okumaya devam edeceğiz inşallah.

YORUM EKLE