Haziran Seçimleri ve MHP

Haziran seçimleri hızla yaklaşırken siyasetin günlük akışı, iktidarın oluşturduğu gündem maddelerinin tartışmaları ile geçmeye devam ediyor.

Önümüzdeki seçimlerden sonra eğer bir erken seçim olmazsa sandık önümüze artık dört yıl daha gelmeyecek.

Siyasi partiler Kanunu ile seçim sisteminin adil seçimlerin önündeki iki büyük engel olduğunu artık; iktidar ve oligarşik despot parti yönetimleri dışında ki herkes ittifak halindeki biliyor.

İktidar ve muhalefetin mevcut sistemin devamı yönünde gizli ittifak içinde olduklarını, mevcut sistemi değiştirmek için ciddi bir çaba ve samimi bir uğraş göstermemelerinden anlıyoruz.

Son cumhurbaşkanlığı seçimi ile gördük ki seçmeni Siyasi Partiler Kanunu nedeniyle sürü yerine koyan muhalefete güvensizlik ve tavır küskün seçmen kitlesini 15 milyona ulaştırdı.

Önümüzdeki seçimde tahminen 18 milyona ulaşacak olan bu seçmen kitlesi, Siyasi Partiler Kanunu’nun “ ilmiği “ ile boğazı sıkılarak elinden rey'i alınmaya çalışılan bir çaresizlik içinde kendisini hissediyor.

Anketler yapılırken “kararsızlar“ diye bir şık konulur da “çaresizler ve küskünler“ diye bir şık konulmaz. Mevcut Siyasi Partiler Kanunu’na ve seçim sistemine tavırlı ve karşı olan eğitim seviyesi mevcut toplam seçmen profilinin çok üzerinde olduğu bilinen, düşünen ve mevcut sisteme teslim olmak istemeyen seçmen kitlesi, sanki “ mevcut siyasi partilerden hangisine rey atsam” kararsızlığındaymış kabulü ile sürekli “kararsızlar” şıkkında değerlendiriliyor.

Savundukları fikir ve değerler bütününde kendi mensup ve sempatizanlarını tek bir çatı altında toplamayı beceremeyenlerin, milleten iktidar istemesi garabetini bu seçimde de yaşayacağız.

AKP yaralı ve kan kaybediyor. Davutoğlu, Erdoğan tarafından yüksek dozajda siyasi demagojik adrenaline alıştırılmış AKP seçmeni ile henüz ünsiyet kuramadı.

AKP’den soğuyan ve kopan seçmen de kendine bir yol arayacak.

Hem CHP hem de MHP, AKP karşıtı seçmenden şunu bekliyor.

“ Eğer, AKP’den nefret ediyorsan ondan kurtulmak istiyorsan beni sorgulamadan, bende yeterlik ve yetkinlik aramadan AKP’den daha kötüsü olamaz, daha tehlikelisi olamaz kabûlü ile bana rey ver. Zaten benden başka da çaren yok.”

Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin izlediği yol aynen böyle olmadı mı?

Bu seçim AKP’nin en zayıf ve zafiyet içinde gireceği bir seçim olacaktır.

İktidar ve muhalefet partilerinin, iç ve dış güç odaklarının tesir ve etkisinde, bir ölçüde o güçlere bağımlı olarak girecekleri önümüzdeki seçim, partilerin en kimliksiz ve milli haysiyet açısından da demokrasimiz açısından da en kötü sınavı verecekleri bir seçim olacaktır.

Demokratik seçim kanallarının tıkalı olduğu, seçmenin kendi “vekilini” hür iradesi ile belirleyemediği adı demokrasi, aslı oligarşi olan bir sistemde, partilerinin ve hükümetinin iktidarını ellerinde tutanlar ve sürekli tutma ihtirasında olanlar, güçlerini halktan değil ülkeleri üzerinde hâkimiyet kurmak isteyen iç ve dış odaklı demokrasi dışı güçlerden alırlar.

Önümüzdeki seçimlerde sadece seçmen değil, iktidarı ile muhalefeti ile seçime girecek grubu olan tüm partilerde özgür değil.

Çok mu iddialı oldu?

Bakın daha ilerisini söyleyeyim.

Önümüzdeki seçimlerde ne CHP’de ne MHP’de ne de AKP’de ismi partisi ile bütünleşmiş ve kamuoyunun ismini duyunca partisini hemen bildiği mevcut milletvekillerinin büyük çoğunluğu genel başkanları tarafından aday gösterilmeyecektir.

CHP bunun işaretlerini zaten açıktan vermeye başladı.

AKP bu işi zaten üç dönem kuralının uygulanması kılıfı sayesinde yapacak.

MHP ise bu yolun taşlarını sessiz ve derinden başlayan ilçe kongrelerinde döşemeye başladı bile.


Bunun niçin böyle olacağının gerekçe ve sebeplerini gelecek yazımızda tartışacağız inşallah.


Fakat ben MHP’deki mevcut vekillerimiz ve vekillik umuduyla seçimlere hazırlanan adaylarımıza yönelik son iddiam ile bugünkü yazımı noktalamak istiyorum.

MHP’de mevcut vekillerden potansiyel genel başkan adayı olma ihtimali olan ve zaten önceden genel başkan adayı olmuş olanlar bu seçimde Devlet Bey’den asla koltuk beklemesin.

Ülkücü ve milliyetçi kamuoyu tarafından sevilen ve seçmen gözünde ilgi gören mevcut milletvekillerinden de hiçbirisi yeni dönemde listelerde olmayacak.

Geçmişden beri ülkücü özgül ağırlığı yüksek olan, yani fikri şahsiyeti yüksek olan yeni aday olmayı düşünen " ülkücülerinde bu seçimde hiçbir şansı yok". Kaldı ki Genel Başkan adayı olduğu günden beri her kongrede Sn Bahçeli' yi desteklemiş ve savunmuş olsa bile ...

Olmaz diyen arkadaşlar lütfen yukarıdaki " demokratik seçim kanallarının tıkalı olduğu ..." diye başlayan paragrafı yeniden okusunlar.

Ayrıca samimi olarak düşünelim. Sn Devlet Bahçeli, işaret ettiğim milletvekillerini yeniden aday yapmaz ise MHP tabanında tek bir tepki ve isyan olup MHP ye rey atmama ihtimali olabilir mi?

Hayır.

MHP yine % 12-15 arasındaki oyunu alır.

Bunu herkes gibi Sn Bahçeli'de biliyor.

Peki kimler olacak?

El insaf. Elbette yukarıdaki özelliklerin tersi özellikler kimdeyse onlar.

Ayrıca eski, yeni milletvekili olacakların bir diğer ortak paydası da AKP’yi fazla örselemeyecek ve sağ seçmen açısından AKP tercihini fazla zora sokmayacak özellikler oluşturacak.

Ben yanılırsam isabetsiz bir öngörüde bulunmuş olurum ve kimse zarar görmez.

Fakat yanılmazsam ki eminim maalesef o zaman hem ülkem hem MHP kaybedecek.

Yinede hayırlısı diyelim...

Hakkı Şafak Ses

YORUM EKLE