Halep Düşerse

Aydının, entelektüellerin, profesörlerin, kanaat önderlerinin, siyasetçilerin bu kadar çok konuşup, fikir üretmediği ve çözüm önermediği bir başka ülke her halde dünyada yoktur.

Uzunluğu 1000 km’ yi aşmış sınırlarımızın dibinde kıyamet kopuyor, bu kadar insan hâlâ maval okuyor.

Ömürlerinde bir kere bile coğrafya gerçekliği, ülke gerçekliği, ülkenin yarınlarının sorumluluğunda meselelere bakamayan ağız isali olmuş tiplerle Türkiye’ye yön bulmaya çalışıyor.

Savaştan sonra ülkemize sığınmış 3 milyonu geçmiş insanın Türkiye’ye verdiği ekonomik ve sosyal maliyet kimsenin umurunda değil.

Sınırlarımızın hemen yanında 7-8 milyon insanın can güvenliği, mal güvenliği yarınlarla ilgili umutları kimsenin umurunda değil.

Esad gibi katilliği aileden ve inandığı ideolojiden miras almış 300-400 bin insanını çoluk çocuk, kadın demeden öldürmüş ve öldürmeye devam eden sözüm ona devlet başkanının yarınlarda ne yapacağı belli olmadan koltuğunda oturması ve sınırlarımızın hemen yanında beklide yıllarca telafi edilmeyecek dertler açması kimsenin umurunda değil.

Ha bire konuşuyorlar.

Ya maaş aldıkları lobiler adına konuşuyorlar, ya güya entelektüel birikimlerini göstermek için konuşuyorlar, sonuçta ortada. On milyonların üstünde mağdur 300-400 binlerle ifade edilen öldürülmüş insan, onlarca nereden finanse edildiği belli olmayan çete ve bu çetelere katılan ülke insanlarımızın arkada bıraktığı mağduriyetler, tüm bunlarla beraber Asya’nın, Afrika’ya açılan en önemli ticaret ve kültür merkezinin geleceği yok ediliyor.

Türkiye’de bölgede yaşayan 3.500 milyon Türkmen nüfusa rağmen katiller arasında tercihe zorlanıyor.

Yazıklar olsun…

Aklınız kesmiyor mu?

Halep yoksa parti yok..!

Halep yoksa İstanbul yok..!

Halep yoksa Türkiye yok..!

Bunu göremeyecek kadar körmüsünüz?

Yemeni verdikte sonra imparatorluğu kaybettik.

Hafızalarınızı da mı yediniz?

Cumhuriyet kurulduğundan beri çektiğimiz tüm eziyetlerin ana sebebi Musul, Kerkük, Kırım, Batum, Halep’le ilişkilerimizin donmasıdır.

Komünizm yıkıldıktan sonra Türkiye rahatlatan ana unsur Kırım ve Batum kapılarının açılmasıdır, Kırım muamması sürüyor. Haçlı ittifakları bütün gücüyle Gürcistan’ı bir iç savaşa zorluyor.

Musul katillerin elinde Halep’le beraber Lazkiye’den Musul’a kadar olana bölgeyle de irtibatsız hale gelirsek ne hale düşeceğimizi görmüyormusunuz?

Yapılacak işi niye konuşmuyorsunuz?

Türkiye dünyayla veya tek başına Lazkiye’den Musul’a kadar tüm bölgeyi güvenli hale getirmelidir.

Bu operasyonu Türk Devletinin yapacak gücü vardır. Gerekirse tüm dünya ülkelerine rağmen yapmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; Halep yoksa tek parça Türkiye yok..!

Hâlâ isterseniz durmadan konuşun…

YORUM EKLE