Hain Kontenjanı

 Türk milliyetçileri olarak senelerdir Türkiye’nin ve Türk milletinin aydın ihanetine uğradığını, bugün yaşanan acı badirelere sürüklenmesinin temelinde aydın ihanetinin yattığını yazıp çizmekteyiz. Bugünkü iktidar sahiplerinin zihin karışıklığının temelinde de bu sözde aydınların bakışını paylaşmaları yatmakta. Diğer bir ifadeyle Türk milliyetçiliğini ayaklarının altına almaları yatıyor. Bugün ki iktidar için Türk milliyetçiliği, seçim dönemlerinde oy toplamak için kullanılan oy avcılığı malzemesinden başka bir değer ifade etmiyor. Ne yazık ki millette bu zehirli zokayı yutuyor. İktidarın Türkiye’nin temel meselelerine bakışı ile ihanet içinde olduğunu her fırsatta sergileme istikrarı içindeki bu sözde aydınların bakışı arasında hiçbir fark göremezsiniz.

On üç sene Türkiye de Kürt meselesinden bahseden, PKK’nın üç sene boyunca sokakları kazıp hendekleri tuzaklamasını seyreden iktidar sahipleri; Türkiye ateş topuna döndükten sonra, ancak on dördüncü senede “Türkiye’de Kürt meselesi yoktur, Türkiye’de terör meselesi vardır” diyebilmişlerdir. Çok acıdır ki iktidarın bu gerçeği görmesi de aynı bakış açısına sahip, “akil adamlar” listesinde yer verdikleri o sözde aydınların öncülüğünde yayınlanan bildiri sayesinde olmuştur. Çözüm süreci safsatasıyla çözülmenin nerelere getirildiğinin özetidir aslında. Bir musibet, bin nasihatten evladır. İktidar mensupları, baştan sona terör destekçiliği olan, ahlaktan, izandan uzak, devlet düşmanlığı yapan iftira layihası o bildiriye imza atanları suçlamak yerine; iktidarın şaşı bakışını düzeltmesine yardımcı olmalarına teşekkür etmeli.

Çok zayıf bir ihtimal olmakla birlikte umulur ki bu şaşı bakıştan gerçekten kurtulmuş olsunlar. Zira İktidarın bakanlarının, sözcülerinin, müzakerecilerin, milletvekillerinin, parti ileri gelenlerinin o üç senedir yaptıkları açıklamalar, Akil adamlar heyetinden önemli bir kısmının milletvekili yapılmış olması, yeni anayasada tartışılmasını istedikleri maddeler hep birlikte düşünüldüğünde meşum bildiri sebebiyle sarf ettikleri sözlerde durmaları, tavırlarını devam ettirmeleri zayıf bir ihtimal.

İktidarın on üç sene devam eden aymazlığının sonunda Türkiye’nin ateş topuna döndürüldüğünü söyleyenlere olmadık edepsizlikle karşılık vermeleri, eşine rastlanmamış bir ahlak çürümesinden başka bir şey değil.

Fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti maskenin arkasına sığınan sözde aydın, asılda ihanet şebekesinin fikir hürriyeti, terörün kurbanı olan çocukların, anaların, babaların, vatanı, milleti teröriste karşı koruyan askerin, polisin yaşama hakkından daha mı önemli? Fikir hürriyetinin arkasına sığınıp bildiri imzalayanlar, tonlarca patlayıcıyı bölgenin altına üstüne tuzaklayan, görevini yapan devletin doktorunu, memurunu, askerini, polisini öldüren teröristlere gösterdiği dayanışmayı, şehit edilen polise, askere, memura, sivile ve de günahsız sabilere neden göstermezler?

Asker, polis, işçi, memur, ezcümle vatandaşın vergilerinden beslenen, ilim üretmesi gereken üniversitelerin bu güruha verdiği üstün statü ve dolgun maaşlar teröristle dayanışma içinde olmaları için mi veriyor? İsimlere göz atınca İslamcısından, cemaatçisine, ateistine kadar; Marksist’inden sosyalistinden, sosyal demokratına liberaline kadar her renkten, azınlık psikozunda ezilen şovenist ırkçılardan oluşan bu ihanet lobisinde her yerde olduğu gibi bir tek renk yok; Türk Milliyetçileri.

Bunlar, Rusya sever Nazımın yoldaşları.
Bunlar, dolar sever ABD uşağı.
Bunlar, Vatikan beslemesi, İslam düşmanıdır haçlı çerileri.
Bunlar, Allah alıp, peygamber satan İslam tüccarı.
Bunlar, üçkâğıtçı hırsız soyguncu kapitalist, Soroscu liboşlar.
Bunlar, Türk’e düşman herkesle dost, Türk düşmanları.

Merhum Atilla İlhan’ın 2004 yılında katıldığı bir televizyon programında tarif ettikleri bunlar.

“Türkiye’de bir hain kontenjanı var, bu nüfusun %10’udur.” Dedikleri bunlar.
“Türkiye’de basın Türk değildir .” Dedikleri bunlar.
“Türk aydını dediğimiz kişi batının ajanıdır.” Dediği ajanlar bunlar.
“Türkiye de asıl sorun aydınların yabancılaşmasıdır.” Dediği Türklüğünden utanan yabancılaşanlar bunlar.
“Kimin elinin, kimin cebinde olduğu belirsiz, tek kesinlik şu ki, ecnebinin eli çıkmamak üzere bizim cebimizdedir.” Dediği çıkmamak üzere cebimizdeki ecnebi eli bunlar.
Evet, bunlar ipleri Kandilde, ABD de, Rusya da, Almanya da, İran da, Suut da. Kendine yabancı, kendini bilmez ahlaki değerleri sıfırlanmış, insanlıktan arınmış zavallı mahlûkat bunlar.

Bunlardan daha zavallı birileri var ki Cumhuriyeti kurmakla övünürler de, Türkiye cumhuriyetine kazılan çukuru görmez, özgürlük havarisi kesilirler. CHP’nin PKK severliği biliniyordu ama bu kadar büyük bir aşka döndüğü bilinmiyordu. Kandilden teşekkürü çoktan hak ettiler, fakat Allahtan kandil medeniyetten uzak, yol, yordam siyaset bilmiyor.

Bilse özel ulak teşekkür mektubu gönderirdi.

YORUM EKLE