Ozan Arif'i kaybettik!

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sanat insanların biri olan Ozan Arif’i, sabaha karşı kaybettik. Türk milletinin başı sağ olsun.

Ozan Arif'i kaybettik!

Ülkücü milliyetçi camianın uzun yıllardır sesi olan sanatçı Ozan Arif, 69 yaşında hayata gözlerini yumdu.

 

Bir süredir kanser tedavisi gören Ozan Arif’in durumu, hastalığına bağlı çeşitli komplikasyonların gelişmesi üzerine ağırlaştı. Ozan Arif'in, sabaha karşı 04.50'de Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 

 

69 yaşındaki Ozan Arif, bir süredir gırtlak kanseri ile mücadele ediyordu.

 

Türk milletinin yetiştirdiği nadide sanatçılardan biri olan Ozan Arif, aşık geleneğinin yaşayan en güçlü temsilcisiydi. 

 

REFERANDUMA "HAYIR" DEMİŞTİ!

 

Ozan Arif, MHP'de çok önemli mücadeleler vermiş, hayatını Türk milliyetçilerinin davasına adamıştı. Kendisini defalarca hedef koyanlara, dava edenlere rağmen bulunduğu noktadan bir adım geri atmamıştı. Rejiminin değiştiği başkanlık sistemi referandumunda da, hastalığına rağmen büyük bir mücadele vererek "hayır" çağrısında bulunmuştu. 

HASTALIĞINI BÖYLE KALEME ALMIŞTI

2017 yılında geçirdiği ameliyat sonrasında sağlığına yeniden kavuşan Ozan Arif'te bir süre sonra yeniden kanser hücrelerine rastlandı. 2018 yılına geçirdiği ağır tedavi süreciyle ilgili bir mektup kaleme alan yaşadıklarını sevenleriyle paylaşıyordu:

"...Yapılan son kontrolümde tekrar nüksettiğini, tekrar aynı tedaviyi uygulayacaklarını söyledi doktorlarımız…

Şimdi tekrar aynı tedaviyi tekrarlıyorlar.

İşte o sebeple seyrek yazıyor, seyrek paylaşımlar yapıyorum.

Elbette ki Allah'ın dediği olur.

Ancak Allah’ın verdiği aklın gereğini yerine getirmekle mükellefiz.

Kanserden daha büyük dert olan, adaletsizliklere, kahpeliklere teslim olmadım ki kansere teslim olayım.

Her ne kadar belli mahfillerde 'geberse de kurtulsak' gibi temennilerde bulunanlar, temenilerini bana dolaylı yoldan duyurmayı başarsalar da aldırdığım yok.

Yukarıda söylediğim gibi Allah'ın dediği olur. Sevenlerimizin duası, sevmeyenlerimizin nefretini boğacaktır. Ben bundan eminim. Onlar sadece beni değil bir nesli, bir sevdayı dert sahibi yaptılar, işte bu yüzden beni öldürseler bile yazdıklarımı öldüremeyecekler, destanlarıma gücü yetmeyecek onların...

Hakkı bırakıp güya devletten yana, (hatta hakiki devletten yana) tavır koyduğunu sanan Hızır Paşa’lar yaşamıyor, lakin Pir Sultan yazdıklarıyla, söyledikleriyle bugün hala yaşıyor bunu akıllarından çıkarmasınlar.

Sadece üzüntüm; Bu sene artık gidebilirim, oraya gelen ülküdaşlarımla kucaklaşırım dediğim Erciyes’e büyük ihtimalle gidemeyecek olmam. Tedavim dolayısıyla bu arzum bu sene de olmayacak herhalde. Ama ben biliyorum ki, ben gidemesem de, benim ülküdaşlarım Tekir Yaylası'nı boş bırakmaz, hiç bir faliyet yaptırmasalar bile orada buluşup, çimenin yüzüne oturup birbirleriyle fikirleşirler...

O yaylada Başbuğlu günlerimizi hayal etmek bile yeter onlara... Gitseler de gitmeseler de gönlü orada olacak olan bütün gönüldaşlarıma selam olsun."

 

 

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2019, 09:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER