Gün ola, HAYIR ola, HAYIR'lı ola!

Karargâh rahatsız mış(!)  Habere bak, manşete bak, zamanlamaya bak;Bu oyunu seyretmiştik galiba. O zamanki adı 27 Nisan bildirisi miydi ne?

Sahi, rahatsız olan karargâh hangi karargâhmış, neden rahatsızmış?

Meraklanıp haberi okuyorsunuz; Manşetle verilmek istenen mesajla haber içeriğinin zerrece ilgisi yok.

Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu Bey “Dostluk Üzerine” başlıklı sohbetinde bu gazetecileri kir çıkarta cam diye kazıdıkça kazıyan, kir diye adamın derisini soyan, insafsız hamam tellaklarına benzetmiş. Kendi kirini görmeyen murdar, patronuyla birlikte günde kırk defa kırklansa, gene abdest tutmayacağını bilmez.

 

Karargâhı bilmem de benim, ben rahatsız adamım, benim rahatsızlıklarım var.

 

Mesela; 28 Şubat“balans ayarı”aptallığı ile milletin değerlerini ayaklar altına alanbir iktidaryaratan karargâhtanrahatsızım. Keşke başlarınıkarargâhtan çıkartıp yapılandan milletin ne kadar rahatsız olduğunu görselerdi bu günler yaşanır mıydı?

 

Mesela; Mehmet’iminbaşınaçuval geçirilmesindeiktidarınConi’yeçıtını çıkartmayışından rahatsızım.Ağlanacak buhalden  benimkadarkarargâh  rahatsız olsaydı  madalyayı  almak  şöyle dursun,çuvalcı Conimadalya vermeye cesaret  edebilir  miydi?

 

Mesela; “Deliğe süpürülmesin” yalvarışının meyvesi; 27 Nisan bildirisinin delikten çıkarttığından rahatsızım.Üstelik deliktençıkartılanın kokusu dünyayı tuttu.  Etme, bulma dünyasıya bu,delikten çıkarttıkları onları deliğe tıktırmıştı da şu karargâhın gıkı çıkmamıştı. Ondan daha çok rahatsız olmuştum.

 

Mesela;Son geldiği yer; ülkeyi kan gölüne, yangın yerine çeviren, yolları, dağ, bayır, her tarafın bombalı hendeklerle köstebek yuvasına çevirençözüm sürecinin Barzani’ye verilen yol haritasınınkarargâha verilmemesindenrahatsızım. Muhtemelen şimdilerdeparkta torun gezdiren paşa, acaba ne kadar rahatsız olmuştu? Emirlerinde vatanı içingözünü kırpmadan ölümü şerbet diye içenMehmet’imizvar  diye  rahatsız olmaya  hacet  duymadı  mı  acaba?

 

Mesela; Şirin Ahmetpaşa (SerokAhmet)  meydan  muharebesi  kazanmış  mareşal edasıyla Süleyman Şah Türbesinin peşmergekılavuzluğunda kaçırılmasını karargâhtanyönetmesindençok, ama çok rahatsızım. Keşke benimkadar, millet kadar rahatsız olsalardı tarihime kara leke düşmez,  ecdadın  sandukadaki kemiklerisızlamaz, aslanMehmet’imşimdi iki ateş arasında kalmazdı.

 

Mesela; İktidarın korumasında ki FETÖ/NATOnun, kaç senedir içini oyulduğu delilleriyle sabitken,kozmik oda yağmalanırkentedbirininalınmamasından, göz bebeğiminiçininoymasından rahatsızım.Oyulangöz,  oyulduğu ile kaldı, bu saatte geçmiş olsun demek bile hakarettir.

 

Mesela; İktidarın,15 Temmuz ihanetinifırsata dönüştürüp, ihanet odağı gördüğü, senelerdir kin beslediğikurmay aklı üreten köklü askeri okullarınkapatılmasından, askeri gelenekleri yok edecekemir-komuta zincirininkırmasından,ülkemin güvenliği adına, geleceğim adına rahatsızım. İhanet odağı kurutulmuş(!) ironik değil mi? Keşke senin, benim kadar rahatsız olan birileri daha olsaydı, Atilla danberi devam eden Türk ordu düzeni bozulur muydu?

 

Hayır, hayır,haberde bunlarınhiçbirisinden kimsenin rahatsızolduğu yazmıyor. Hatta rahatlığı, rahatsız ediyor  insanı.Paşamın, paşa gönlübenim gibi rahatsız bir adamın rahatsızlıklarından rahatsız olacak değil ya. Şimdi rahatsızolmalarına ne hacet, emekli olduklarında diğerleri gibi rahatsız olmaya bol zamanları olacaktırmuhakkak.

 

Evet, bu oyunuseyretmiştik, 27 Nisangece yarısı bildirisiydi adı.

 

Açıklamada karargâhın,Sayın Akarın haklı, haksız,  şahsını hedef alan, 15 Temmuzdan sonra dozajı oldukça yükselen eleştirilerden rahatsız olması tabiidir veanlaşılır bir şeydir. Maksatlı eleştirileriniçerde, dışarda terörle mücadele edilirken onun şahsında orduyu yıpratmasısadece karargâhı değil; kendini Türk sayan, Türk hisseden, devletinin,  milletinin  güvenliğinden,  geleceğinden  endişe eden, her Türk vatandaşını elbette rahatsız eder, etmelidir.

Haberin manşetinigörmedeniçeriğine girildiğinde açıklamanınbu eleştirilere yedi başlıkta verilen cevapolduğunu beyin özrü olmayan,  ahlak  sahibi  herkes anlar.Fakat öyle olmadı,açıklamanın zamanlaması, haberin manşeti, açıklamaya farklı anlam yüklenmesine yetti. Haberi verengazetenin kullandığımanşet,haberiyapanın kurgusu, hükümet sözcüsünün referandum öncesinde “basın ayağını denk almak zorunda” tehdidiyle birlikte düşünüldüğünde; açıklamaya, kan kaybı durdurulamayan Erdoğan-AKP iktidarına 27 Nisan bildirisi gibi ısmarlama destek mahiyeti kazandırmasına,Doğan gurubunun ahlak ve sorumluluk anlayışının yansıması olarak bakmakdoğru olur.

 

Referandum öncesindeiktidarın her zamanki popülist yaklaşımla; TSK da görev yapan kadın askerlerebaşörtüsü serbestisini getiren kararıalması, karargâhıngörüşünün sorulmaması, açıklamada birinci gerekçe gösterilmekyerine;gerilim yaratmada mahir,bir metrelik bezi sömürenErdoğan-AKP iktidarının,karargâhıtahrik edecek bir oyunu olduğu görülmeliydi. Bu görülememişse,siyasete çekilmek istenmesinden rahatsız olduğunusöyleyen karargâhın açıklamayı referandum öncesinde yapması vahim bir hata olduğu kadar, komplocu yaklaşımlara kapı açan, haklılık kazandıranbir soruişaretidir.

 

Askerin, “bu milletin” bir parçası olduğunun, karargâhın da milletin adını taşıyan Türk devletin gözde, güzide bir kurumu olduğunun idrak ve şuuru ile sorumluluk bilinci içinde küçük oyunların aleti, parçası olmayacağına olan inancımızı muhafaza etmemizin, milletin beslediği güvenimuhafaza etmesinin sorumluluğukarargâha ait olduğu unutulmamalıdır. 

 

Gündeme geldiğiandan itibarenbaşta Erdoğan, hükümet yetkilileri, AKP veyandaş basın, yandaş medya ve kalemşorları vargücü ile habere 27 Nisan bildirisinin AKP lehine sağladığı ihtiyaca uygundesteği,  etkiyi, EVET lehine sağlayacak gayrete girseler de tiyatro seyircisiz kaldı, aradıklarını bulmadılar.Yaratmak istedikleritiksindirici mağduriyet edebiyatına, bıktıran temcit  pilavı vesayet safsatasınayeterli gelmedi.Danışıklı döğüşteokkalı şamarı, Şam oğlanı yedi.

 

Devlet imkânlarını, milleti EVET tuzağına düşürmek için bol kesedensaçanların,  sıkıntıdan fabrikasınıçalıştıracak durumda olmadığı halde 3-5 bin kişiye iş vereceği, henüz ortada olmayan hastanesinde, işletmesinde 5-6 bin işçi çalıştırma yalanıyla tavan yapan işsizliğe destek sözü veren,yan  destekçilerin,ihale lobilerinin,  sırada hangi komplolarının, siyasi sabotajlarının, saptırmalarının, yalanlarının,gazetelerinde manipülasyon manşetlerinin,algı araçlarının olduğunu, başka ne tiyatrolarsergileyeceklerini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

 

Ne yolabaşvururlarsa, vursunlar, millet 15 Temmuz ihanetini hazırlayanFETÖ nün yol arkadaşlarıile, BOPçularlayarınlara gidemeyeceğinigördü, anladı.Her çıkmazdaüstün ferasetiyle yolunu bulmayı başarmış“bumillet”HAYIR diyerek; yaşamla-ölüm arasında kendini tehdit eden, niyeti bölmek olanbusinsioyunu bozacak.

HAYIR dilemeden,  HAYIR demeden, HAYIR olmaz.

Gün ola, HAYIR ola, HAYIR’ lı ola!

 

 

 

YORUM EKLE