Geçerli Akçe Din!

Son zamanlarda yaşananlardan çıkaracağımız en önemli sonuç; yapılan her türlü olumsuz davranışların meşrulaştırılmasına dair Geçerli Akçenin Din olduğu gerçeğidir.

 

Oysa din; İman sahibi her Müslüman’ın ebedi kurtuluşa ermesine yardımcı olacak, yol haritasıdır.

 

Geçerli Akçe Din; yani tek kıymetlimiz, değerlimiz, hakikatimizdir… Günümüzde ise; siyasette başarı için, makam mevkii için, ticari kazanç için, hırsızlıkların, yolsuzlukların ve başarısızlıkların gizlenmesi için Geçerli Akçedir Din…

 

Aslında tüm bu yaşananları anlamak için dikkatlerimizi çocukluğumuza indirgememiz gerekiyor. Her şey henüz yürümeye ve konuşmaya başladığımız anda başlıyor. Yapılan yaramazlıkların inkârında ve savunmasında başvurduğumuz yeminlerdi bizi anne terliğinden kurtaran.

 

Okul hayatı ile birlikte ise durum başka bir boyut kazanıyordu. Sınıfta yapılan yaramazlıkların müsebbibi olarak seçilen masum arkadaşlarımızın düştüğü zor durumdan keyif alır, yeminler ederdik tüm değerlerimizin üstüne! Öyle ya, kurduğumuz kumpasın inandırıcı olması gerekiyordu… Çocuk aklımızla beceriyorduk tüm bu kumpasları! Karnedeki kırık notlarımızı, evrakta sahtekârlık yapmak sureti ile düzeltiyor ya da yine yeminler ediyorduk velilerimize, notlarımızı düzelteceğimize dair. Günü kurtaralım, geleceğe bakarız diyorduk. Daha da olmazsa timsah gözyaşları ile duygusal sömürü yapıyorduk. Velhasıl rol yapmayı, yalan söylemeyi ve etrafımızdakileri kandırmayı ve tüm bu yaşananları yeminlerle, timsah gözyaşları ile meşrulaştırmayı henüz bir çocukken öğreniyorduk.

 

Tüm bu gelişim süreçleri sonucunda, temel eğitimini; yalan, sahtekârlık, hırsızlık ve dini sömürü yaparak tamamlamış olan bir toplumun, bireysel yaşantısında, ticaretinde ve siyasetinde ahlaklı ve dürüst bireyler olmasını beklemek herhalde büyük hata olurdu.

 

Etrafımızda, üç kuruş kâr elde edebilmek için türlü türlü yalanlar söyleyip, yeminler edebilen bir çoğunluk var. Bu çoğunluğa alkış tutabilecek ve takdir edebilecek ve hatta örnek alabilecek bir toplum var. Toplumun şifrelerini çözmüş bir siyasi parti var, çoğunlukla el ele! Hırsızlık yapan, yolsuzluk yapan ve suçüstü yapılan! Buna rağmen toplumu kandırmayı başarmış bir siyasi parti… Dini söylemlerden beslenen, yalan ve yemin ile içinde bulunduğu durumu meşrulaştıran bir siyasi parti var…

 

Ve her seçimde oyunu sürekli arttıran bir siyasi parti...

 

Öyle ya onlar için din; bir masumiyet karinesidir toplumun karşısında! Öyle ki; ne kadar yolsuzluk, hırsızlık ve haksızlık yaparsanız yapın, dini söylemler ile davranışınıza bir anlam yükleyin, toplumun nezdinde aklanır paklanırsınız… Öyle de olmadı mı?

 

Hep birlikte hatırlayalım Halk Bankası Eski Genel Müdürünün evinde bulunan paralarla ilgili savunmasını. Ne demişti? “O paralar İmam Hatip Lisesi yaptırmak için toplanmış bağış paralarıdır” demişti. Bir anda toplumda bir yumuşama; “ Efendim ne var bunda? İmam hatip yaptırmak için toplanmış bu bağışlar, helal olsun adama” söylemleri… Ama hiç kimse “Arkadaş sen vakıf başkanı mısın, yoksa yardımlaşma derneği başkanı mı?” Hangi statü ile bu bağışları topluyorsun? Demedi-diyemedi… Çünkü işin içinde din vardı! Yargılanamaz ve sorgulanamazdı… 

 

Dini söylemler geliştirmekle meşgul olan bu siyasi parti, savunmasına dair sözcülüğü ise söz de aydınlara bırakmıştı… Söz de aydınlardan Yazar Emine Şenlikoğlu, 17-21 Aralık operasyonlarına dair Twitter hesabından paylaştığı bir açıklamada "Bu gün biri sordu, kaset dogru olsa ne derdin? Dedim ki, dindarlar zekatını yoksullara ulaştırmak icin Başbakan'a vermişler olabilirler" diyerek, yapılan yolsuzlukları meşrulaştırmaya çalışmıştı. Toplum ise, yapılan bu yolsuzluklara dair; vardır bir hikmeti diyerek, tepkisiz kalmıştı. Öyle ki; iktidarın yaptığı yolsuzluklarda ve hırsızlıklarda bir hikmet arayışı içine girmişti. En nihayetinde iktidar partisi toplumu uyutmayı ve uyuşturmayı başarmıştı.

 

İktidar partisinin uygulamadaki bu başarısını(!) gören Muhalefet Partisi CHP hemen harekete geçti. Olağanüstü kurultayında, vitrine söz de muhafazakâr siyasetçileri çıkardı. Anlaşılan Sayın Kılıçdaroğlu da iktidara ulaşmak için Geçerli Akçenin Din olduğunu gördü. Ancak burada atladığı çok önemli bir husus var! O da; bu toplumun, Orjinali dururken taklidine itibar etmeyeceğidir.

 

Toplumsal değerlerin böylesine değiştirildiği, dönüştürüldüğü ve sonuçlarına itibar edildiği bir dönemde, iktidarı ile, ana muhalefeti ile, üç kuruş kazanç makam mevkii için varsın onlar dönüşsün! Bizler, Ülkü sahibi nesiller ve neferler olarak; toplum nezdinde yaşanan, gayrı ahlaki ve gayrı meşru bu eksen kaymasının rüzgârına kapılmadan, iktidar kaygısı taşımadan, hakkın, doğruların ve ahlakın yılmaz savaşçıları olmalıyız.

 

Saygılarımla,

Ferhat Bozer

 

YORUM EKLE