Fettullah Çetesi(2)

Fettullah çetesini yazarken bundan önceki yazımın son iki cümlesine bizi tanıyan üslubumuzu bilen arkadaşlarımız takılmışlar. Yazımızın son iki cümlesinde diyorduk ki “ısrarla inatla karı satmaktan okullarda hap satmaya kadar her türlü alçakça davranmayı iş edinmiş çeteyi anlatmaya devam edeceğiz” demiştik.

Elbette Allah (c.c.) bizi iftira atmaktan korusun kimsenin pis günahını boynumuza nasip etmesin.

Tabii bende bu cümlelere hayret edenlere şaşırıyorum. 5 bin kaset elimizde diyen insanların, 5 bin kasetin nasıl çekildiğinin düşünülmemesine hayret ediyorum. 5 bin kaset çekmek için, 5 bin hayat kadını olması gerektiğini arkadaşlarımızın düşünmemesini şaşkınlık içerisinde karşılıyorum.

Tabii namazında, abdestinde görünen insanların bu kadar basitleşeceği düşünülemiyor. Gerçi bu günlerde İslam adına yapılanların hiç birini akıllar hafızalar almıyor. Birde mahalle sakinleri de tanıdık olunca insan yakıştıramıyor. Bunların bu faaliyetlerini nasıl planladıklarını, nasıl her sivil unsura kendi istihbaratçısı haline getirdiklerini, herkesin gözlerinin önünde, oluşturulmuş merkezlere bilgi aktarıldığını görmedik, fark etmedik. Yaklaşık 80’li yılların ortalarından beri yapılanları analiz etmezseniz yapılanlara hayretler içinde kalır şaşırırsınız.

Star gazetesinin yazdığı tepelere düşen, konuşmada konuşulan rakamların büyüklüğünü de göz önüne alırsanız oluşturulmuş kan içen çetenin de nerelere geldiğini görürsünüz. Hep beraber de görüyoruz. Sadece teyit ettiğim bilgiyi paylaşıyorum ki; hemşeri derneklerinden devletin tüm kurumlarına kadar her resmi ve sivil kuruluştan şahısların o günkü durumları mazide yaşadıkları özel hayatlarına kadar her türlü bilgi, bilgi merkezlerine akıyor. Tespit edilen zaafların üzerine gidiliyor.

Eğer tarafları tespit edilen şahsın imza yetkisi varsa, yaptırımı varsa, toplumda karşılığı varsa, zaafları da neye uygunsa tedarik ediliyor, hatta zaafları körükleniyor.

İşte Türkiye’nin bugün karşı karşıya kaldığı durum bu.

Haydi, şimdi parti gözüyle bakalım ve düşünelim.

Türkiye için, hatta tüm Türk dünyası için tehlike hangi unsur da Türkiye’yi yönetemediğini iddia ettiniz, ama daha vahimi, daha iyi yöneteceğimizi tüm kabahat bizde olmak üzere milleti ikna edemediğimiz AKP’de mi?

Yoksa yaklaşık 35 yıldır tüm milletimizin röntgenini çeken ve başta Alman istihbaratı olmak üzere bütün istihbarat örgütleriyle paylaşan cemaat mi?

Tehlike Türkiye’yi iyi idare edemediğini iddia ettiğimiz her türlü kamuoyu denetimine açık siyasal sistemde mi, yoksa fare deliklerinde saklanan ekonomimizden güvenlik birimlerine kadar her an bu milletin binlerce yıllık birbirimizi manipüle etmeye hazır cemaat mi?

YORUM EKLE