Fethullah Çetesi

AKP ile Fethullah çetesinin kavgası kafaları karıştırınca 35 yıldır ülkücü hareketin hem kurumsal kimliğini hem de fert, fert ülkücüleri düşman gören yapılanma adeta yılladır mağdur edilen hayatları söndürülmek istenen insanlar tarafından bile masum gösterilmeye çalışılıyor.

80 ihtilalinden sonra Vatikan’ın da içinde olduğu yabancı unsurlar tarafından olağan üstü gayretlerle ve neredeyse kusursuz stratejilerle oluşturulmuş bu kahpe çeteyi bıkmadan, usanmadan anlatacağız ve maskelerini düşüreceğiz.

Genelde bu tip yapıların anlaşılması için geçmişten bugüne doğru yaptıklarına nasıl, hangi dönemlerde ne tür faaliyetlerle kahpelik ettiklerine bakılır. Bizde zaman, zaman öyle yaptık. Bu sefer başka bir projeksiyonla son tezgâhladıkları oyundan geriye doğru gideceğiz.

Turgut Kazan’ın mağdur vasfıyla şikâyeti sonucu öğrendiğimiz dosya Ötüken ismi konularak açılmış, soruşturma da üç bin ayrı kişiyi kapsıyor. Yanlış anlamadınız tam üç bin kişiyi.

Dosya ağırlıklı hukukçulardan, hâkimler, savcılar, avukat ve rütbeli polislerden oluşuyor. Çoğunluğu ülkücü kökene sahip olanlar aralarına ayıp olmasın diye ulusalcılarda katılmış birde bunlarla irtibatlı eski yeni ocak kadroları eklenmiş.

Esasında dosya her şeyiyle ülkücü hareketi vurmak için hazırlanmış. Garip olan dosya sonradan boşaltılmış, tapeler ve iddialar dosyadan alınmış. Muhtemelen 15-17 Aralık operasyonuyla dosyalar boşaltılmış. Aslında dosya seçim öncesi MHP’nin Diyarbakır mitingi arifesi Erdem Karakoç ve arkadaşlarının Devlet Bey’e suikast iddiasıyla uç vermişti.

Muhtemelen özellikle Türkeş dönemi ocak kadrolarının Erdem Karakoç ve arkadaşlarına gözaltı ve tutukluluk döneminde sahip çıkması ve yine başta MHP genel başkanı Devlet Bahçeli Bey’in ben böyle bir suç hazırlığına inanmıyorum demesiyle askıya alınmıştı. Zaten böyle bir iddiada komiklik ötesine bile geçemezdi. Gerçi çetenin diğer tüm tutuklularına ve tutuklanma iddiaları da komiklik ötesiydi.

Sonra ki süreçte çete elemanları planlarını uygulayacak zemin bulamadılar. Hem ürktüler hem de ülkücülere yapılacak bu manadaki suçlamalarının tepkisini Balyoz, Ergenekon vs… gibi olmayacağının istihbaratını aldılar.

Yıllardır MHP’nin kurumsal yapısına muhalif gibi duranlara yapılacak operasyona hem MHP’nin resmi yapısının hem de parti dışında kalanların bu derece sahip çıkacaklarını hesaplamadılar ve dosyayı askıya aldılar. Hani hep deriz ya herkesin bir hesabı var, birde Allah’ın (c.c.) hesabı var. Yaptıkları hesap Allah’ın (c.c.) hesabına uymadı.

Yani bir başka değişle Allah (c.c.) hepimizi korudu. Yaradan’a kurban olayım. Yoksa 40 yıllık koca misyonun yetişmişleri bu çakal topluluğu tarafından mundar edilecek, topyekün uğruna öldükleri milletin gözünde şaibeli duruma düşürülecek, belki de 10 yıllarca millete kendimizi yeniden anlatma ihtiyacı hissedecektik.

Zaten son genel seçimler de tamda böyle bir şey olmamışmıydı. Analarımıza dahi kaset hikâyelerini anlatamadık. Yine yıllardır ısıtılıp, ısıtılıp yüce Türk milletinin önüne özellikle bunların medya organları tarafından getirilen mafya hikâyeleri böyle bir şey değilmiydi.

Yaptıkları algı operasyonlarıyla bu milletin milliyetçileri, milletin gözünde kavgacı, gürültücü, kan simsarı diye gösterilmiyor muydu?

Maskeleri düşüne kadar bunların anlattıkları, yazdıkları, çizdikleri doğru kabul edilmiş hikâyelerine en başta Ankara’da ki ülkücü hareketin temsil noktasında oturanlar dâhil herkes inanmamış mıydı?

Elbette Allah (c.c.); Allah (c.c.) rızası için ölmeyi göze alanlarla, kadın göndererek kasetlerle, şantajla iş tutanları ayıracaktır. Tamda böyle oldu maskeleri düştü. 2000 yıldır varlığını devam ettiren, devleti Vatikan’la beraber ele geçirme hesapları dumura uğradı.

Peki, şimdi ne yapacağız?

Israrla, inatla karı satmaktan okullarda hap satmaya kadar her türlü alçakça davranmayı iş edinmiş çeteyi anlatmaya devam edeceğiz.

Saygı ve Selamlarla…

YORUM EKLE