Eyyy

Orta Doğu coğrafyasında yaşanan iç karışıklıkların, savaşların ve iç politikada yaşanan kutuplaşmanın etkisi altındaki Türk Milleti, ekonomik piyasa koşullarında yaşanan belirsizliklerin de etkisi ile yarınlarına dair umudunu tam anlamı ile kaybetmek üzeredir. Bu nedenle 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi, aydınlık gelecekler için son derece önemlidir.

 

Suriye’deki, Irak’taki, İran’daki Türkmenler ile Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri kendi kaderlerine terkedilmiş durumdalar. Onlara yapılan zulüm, vahşet ve soykırımı dünya kamuoyu sessizce izlemekte, hükümet ise dikkatleri farklı noktalara çekmektedir.

 

Popülist siyaset anlayışına sahip olan hükümet; Dünya Kamuoyunun ilgiyle takip ettiği, İsrail’ in Filistin halkına yaptığı zulüm ve vahşet üzerinden politikalar geliştirmekte, “Eyyy İsrail” söylemleri ile de toplumsal algı yönetimi yapmaktadır.

 

İlginç olan ise; kameraların önünde kınanan, küffar ilan edilen İsrail ile ticari ilişkilerimiz, düzenli bir şekilde artmaktadır. Bundan 4 sene öncesindeki 3 milyar dolarlık ticaret hacmi, 2013’te rekor kırarak 5 milyar dolara ulaştı. İsrail Ekonomi Bakanı Naftali Bennett’e göre ise iki ülke arasındaki ticaret hacmi bu sene yeni rekorunu kıracak gibi görünüyor.

 

Hükümetin, toplumsal belirsizliklerin ve kişisel menfaatlerin üzerine kurgulanmış olan İsrail politikalarının en belirgin pratik uygulamasını Tekirdağ valisi Coca-Cola yı protesto ederek göstermiştir.

 

Sosyal paylaşım sitesi Twiter’dan paylaştığı bir tepki mesajı durumu özetler cinsten. “1,5 milyar Müslümanın elinde Coca-Cola bardağı ile ebabil kuşlarını beklemesi soytarılıktır” demektedir. İlginç olan ise Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün düzenlemiş olduğu iftarda,  aynı şirkete ait olan “Fanta” içmeyi tercih ediyor olmasıdır! O halde biz de buradaki davranış biçimini “İlizyonist Soytarılık” olarak ifade edebiliriz. Ya da Sayın Vali; “Ben orada tam olarak şunu kastettim, Müslümanın elindeki coca-cola bardağını kastettim” diyebilir. Takdir Türk Milletinin…

 

Tüm bu yaşanan olumsuzlukların girdabında kalmış olan Türk Milleti için Cumhurbaşkanlığı seçim süreci; Türkiye’nin geleceği, rejimi ve birlikte yaşamanın dayanılmaz huzuru için son derece önem arz etmektedir. Ancak toplumsal mutabakatın geleceği aydınlık kılabileceği bu günlerde, 10.08.2014 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi geçmişe oranla çok daha anlamlı bir hale gelmiştir.

 

Birçok siyasi partinin politik beklentilerden uzak, ülke menfaatleri doğrultusunda belirledikleri tavır sonucunda “Çatı Aday” olarak belirlenen; kısa zamanda, uzlaşının ve birlikte huzur içinde yaşamanın sembolü haline dönüşen Cumhurbaşkanı adayı Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu, Siyasete farklı bir açıdan da bakılabileceğini gösterdi.   

 

Türk Kamuoyunun; pek de alışık olmadığı bir siyasetçi görünümündeki Sayın İhsanoğlu’nun, babası Yozgatlı müderris İhsan Efendi, annesi ise Rodoslu bir Türk ailenin kızı olan Seniye Hanım’dır. Tertemiz bir geçmişe sahip olan Sayın İhsanoğlu’nun adı bile kirli oyunlardan, hırsızlıktan, ahlaksızlıktan, saldırganlıktan ve kibirden beslenen zihniyetin, panikle daha da saldırmasına sebep olmuştur.

 

Çünkü karşılarında; eleştiremeyecekleri tertemiz bir geçmişe, Dünya Teşkilatlarında görev almış, Dünya Toplumlarını yakından tanıyan ve dinleyebilecek-anlayabilecek bir dil kültürüne sahip, Profesör/Akademiysen, Dünyanın en saygın üniversitelerine kürsüsü bulunan, mağdur olmasına rağmen, mağduriyet üzerine kurgulanmış politika gütmeyen sade bir yaşantıya sahip bir Cumhurbaşkanı adayı var.

 

Nasıl bir karalama kampanyası gütmeleri gerektiği konusunda fikir sahibi olamayan zihniyet; sesi gür çıkanın haklı kabul edildiği toplumsal anlayışı cezp edebilmek için, küçük çocukların birbirlerine yaptığı yakıştırmalardan ve lakaplardan ilham alarak “Eyyy Ekmel Efendi” diye saldırmayı uygun gördüler. Çünkü medeni bir çizgide, ilmin ve birikimin, uzlaşının ve paylaşımın konuşulduğu bir ortamda, söyleyebilecek bir tek sözü olmayan ve kibirden riyadan beslenen bu zihniyet! Yine kendilerine yakışanı yapmış, hakir görme, küçümseme, paralelleştirme, ötekileştirme ve karalama kampanyalarına hız vermiştir. Ancak Türk Milleti artık uyanmıştır! Bu külhanbeyi tavırlardan, psikolojik kontrol görevi üstlenen medyadan,  yalandan-dolandan ve huzursuzluktan bıkmıştır.

 

10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda kazanan Türk Milleti olursa; işte o zaman, yerleri gökleri titreten gür sesi ile EYYY TAYYİP diyecektir.

YORUM EKLE