Esnafın Derdi, Yaşadığı Ekonomik Darbe

Ekonomik krizin gölgesinde stratejik savaşlar veren “Gelişmekte Olan Ülkeler” in en büyük sorunu bu gölgeye rağmen mücadeleye devam edebileceklerine inanmalarıdır. Bu nedenledir ki, tam bağımsız bir anlayışla aydınlık yarınlara ulaşamamaktadırlar. Kronikleşmiş bir rahatsızlık olarak kabullenilen ekonomik krizlerin tedavisi ise ancak Esnafın güçlendirilmesi ile mümkündür.

Esnafların ekonomik bir üretkenlik içerisinde varlıklarını devam ettirebilmeleri ise ciddi mali reformlar ile mümkündür. Öncelikle geçmişten günümüze, ekonominin kürekçileri esnafların mukavemeti arttırılmalı, sırtındaki yükler ise hafifletilmelidir. Sürekli geçmişi temizlemek ile meşgul olan esnafların yenilikçi fikirlerini ve projelerini tozlu raflardan indirmelerine katkı sağlanılmalıdır. Bu gün yaklaşık 13 milyon esnaf birikmiş olan vergi ve prim borçları ile boğuşurken, kendi piyasalarındaki güvenlerini ise kaybetmek üzeredir. E haciz esnafların ensesinde adaletin kılıcı olarak sallanırken, geçmişin Ahisi esnafların sözleri havada kalmakta, itibarlarını ise kaybetmektedirler.

2002 yılında göreve gelen mevcut hükümet 2009, 2011 ve 2014 yıllarında torba yasa çıkarmak sureti ile borçların yapılandırılmasına ilişkin imkan sağladı. Çıkarılan bu yasalar esnafı belirli bir ölçüde rahatlattı ancak yeterli olmadı. Yaklaşık olarak her üç yılda bir çıkarılan torba yasalar esnafların yükünü hafifletmedi, bilakis kar topu misali her geçen yıl biraz daha arttırdı. Bu gün itibari ile esnafların ihtiyacı, yaralarının pansuman edilmesi değil kesin tedavisidir.

Birkaç gün evvel, yetkililer tarafından yapılan açıklamalardan vergi, prim ve gümrük vergisi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ve varlık barışına yönelik çalışmalar yapıldığını öğrendik. Yapılan açıklamalardan ise özetle;

1) Vergi ve prim borçlarının 36 aya kadar yapılandırılacağını,
2) 30 Haziran’a kadar olan vergi ve prim borçlarını kapsayacağını,
3) Başvuruların Ekim 2016 sonuna kadar yapılması gerektiğini,
4) Ödemelerin 2 ayda bir olacağını,
5) Ödemelerin peşin yapılması durumunda faizin tamamının silineceği, anapara üzerinden TÜFE oranında faiz hesaplanacağı, hesaplanacak olan faizin de %50 sinin alınmayacağını,
6) 6,12,18 taksit imkanı getirileceğini,
7) Taksitli ödeme planı tercih edilecek olunursa, işlemiş olan faizin silineceğini, anapara üzerinden TÜFE oranında faiz hesaplanacağını, hesaplanan faizin de anapara taksit tutarına yansıtılacağını,
8) Varlık Barışı ile yurtiçi ve yurtdışındaki kaynağı belirsiz kaynakların, kayıt altına alınacağını ve kaynağının sorulmayacağını,
9) Matrah artırımı ile geçmiş 5 yıla ilişkin mükelleflere vergi incelemesi yapılmayacağını, öğrendik.

Yukarıda bahsedilen çalışmalar başlı başına esnafların sorunlarını çözmeyecektir. Esnafların tüm bunlara ilaveten ihtiyaç duyduğu reformlardan özetle bahsedecek olursak;

1) Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal durum göz önünde bulundurularak, bir defaya mahsus vergi ve prim borçlarına dair yürütülen faizlerin tamamı silinmelidir.
2) Anapara üzerinden 2 ayda bir ödemek şartı ile 6,12,18 taksitte borçların ödenmesine olanak sağlanmalıdır.
3) Kurumlar vergisi ve Gelir vergisi oranları %15 seviyelerine çekilmeli, gelir vergisi dilimleri ortadan kaldırılmalı ve sabitlenmelidir.
4) Şirketlerin kazancına dair uygulanan çifte vergilendirme ortadan kaldırılmalıdır. FVÖK üzerinden alınan vergi yetmiyormuş gibi, bir de kar dağıtımı durumunda alınan gelir vergisini izah etmek ise mümkün değildir.
5) KDV nin tavanı %10 olarak belirlenmelidir.
6) 6183 sayılı kanunun 48.maddesine göre yapılandırma talebinde bulunan mükelleflerden teminat talebinden vazgeçilmelidir. Öylesine mükellefler var ki; bırakın teminat koşuluna haiz yatırım yapmayı işletmeyi ayakta tutmak için gecesini gündüzüne katmaktadır. Aciz durumdaki mükelleflerden ayrıca teminat talebinde bulunmak, yetmezmiş gibi e haciz uygulaması ile alanını daraltmak en hafif ifade ile tekerine çomak sokmaktır.
7) Vadeli sözlerin ve vadeli senetlerin önemini kaybettiği günümüzde, çek ile ilgili düzenlemelerin yeniden yapılması ve hapis cezasının gündeme alınması gerekmektedir. Likidite sorunu yaşayan esnafların vadeli işlemlerinin güvence altına alınması gerekmektedir.
8) Mobil ceza uygulaması ile kesilen trafik cezalarına dair uygulamalar ile ilgili mükellefler bilgilendirilmeli, cezaya ilişkin hadler yeniden gözden geçirilmelidir. Bu güne kadar kesilmiş olan cezalar ise bütünüyle silinmelidir.
9) Kasko yaptırılması durumunda, zorunlu trafik sigortası uygulamasından vazgeçilmeli ya da en kötü ihtimal poliçe bedellerine dair makul rakamlar belirlenmelidir.
10) Sigorta prim oranlarında makul seviyelerde indirim yapılmalıdır. Öyle ki toplumun bir çok kesimi tarafından halen anlaşılmamış olan teşvik uygulamalarından vazgeçip, en yalın hali vazgeçilen tutara isabet eden oranda indirime gidilmesi KOBİ’lerin yararına olacaktır.
11) İşletmelere sağlanan desteklere dair esnaflar bilgilendirilmeli, sağlanan desteklere ulaşımda ortaya çıkan bürokratik engeller ortadan kaldırılmalıdır.

Tüm bunlar hayata geçirildikten sonra, kayıt dışı mercek altına alınmalı, vergi ziyanına ve prim kaybına sebebiyet vermenin cezaları ağırlaştırılmalıdır. Böylelikle çok daha sağlıklı bir envanter çıkarılabilir. Ülkenin ekonomik durumuna ilişkin daha anlaşılabilir ve yorumlanabilir neticeler elde edilebilir. Yapılacak olan bu müdahaleler, esnafların rekabet gücünü arttıracak olup, yeni pazarlara açılmalarını da kolaylaştıracaktır. Yurtdışı pazarlarda ise daha çok esnafın yer alması mümkün olacaktır. Aksi halde yaşanabilecek ekonomik bir kırılma, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir…

Saygılarımla,


YORUM EKLE