Ermeni meselesinde hangi tarihçiler galip gelir

Yüzyıllık bir iddia üzerinde binlerce makale kitap broşür vb yazıldı çizildi. Künhüne vakıf olma isteğinden öte birbirlerine galebe çalmaya çalışan bir yaklaşım ile karşı karşıya kaldık bu süre zarfında. Her iki taraf birbirini anlamaktan öte  biri birilerinin canını yakma üzerine kurguladıkları bu kurmaca sanırım bir yüzyıl daha devam edecek gibi. Oysa bu sürecin başlangıcı Türklere imparatorluklarını Ermenilere ise yaşadıkları topraklarını kaybettirmişti. Geçen yazımızda Ermenistan'dan bir kızımızın feryadını paylaşmıştık. Qnarik Alaverdiyan diyordu ki "Ermenistan yaşlılar ve kadınlar ülkesi olmaya doğru hızla ilerliyor. 2015ten beklentileri azalan Ermeni halkı yavaş yavaş ülkeyi terk ediyor. Erkekler çalışmak için yurtdışına giderken ülkede kalan kadın ve çocuklar umutsuz bekleyişlerini sürdürürken ilk fırsatta Ermenistan’da kalan yakınlarını yanına almaya çalışan erkekler yalnızca aileleri için çalışmaktalar."  Bu yüzyıllık iddia Ermenilere yaşadıkları toprakları bir kez daha kaybettirmeye doğru sevk edeceğe benzemektedir.  Rusların dediği gibi Ermenisiz Ermenistan neredeyse gerçekleşecektir. Biz 2015te bir ciddi beklentiler içerindeyken sanırım  Ermenistan Ermenisiz kalacak ve gidebileceğimiz tek ülke Türkiye olacak. Diyor Qnarik . Ermenistanı bilmeyen Türkiyedeki Ermenistan uzmanları bu feryadı duyarlar mı bilmem ama gözüken şu ki Türkiye'de geliştirilen Ermeni sorunu ve Ermenistan tezlerinin bir çoğu tekrar gözden geçirilmelidir.  Ermenistanın o fakir haliyle ve halkının %70inin karşı çıkmasına rağmen Türkiyeye karşı geliştirdiği tezler ve bu tezleri savunan bilim adamlarının meseleyi izahları oldukça kapsayıcı kuşatıcı ve ikna edicidir. Bilimsel bir teori üzerinden hareketle savundukları argümanları karşı tarafa ve ya ikna etmeyi hedefledikleri kitleleri rahatlıkla etkileyebiliyorlar. Bunun yanında Türk tezini savunan tarihçiler ve ya diğer disiplindeki araştırıcılar ise duygusal manada olaya yaklaştıklarında öncelikle kendileri bu tezlere inanmamaktalar. Arkalarında kendilerine inanan kitleye rağmen inandırıcı olamayan bu bilim adamlarının yöntem ve yaklaşım tarzlarının eksikliği ve ya tutarsızlığı, bilimsel bir yöntem ve teoriye göre hareket etmemelerinden kaynaklanmaktadır. Bunun yanında konu ile ilgilenenlerin bilhassa resmi görüşü desteklemek gayesinden hareket etmeleri işin başında ellerini bağlamalarına sebep olmaktadır. Ermeni meselesi ve Türkiye Ermenistan ilişkileri bağlamında devlet tüm kurumlarıyla bu işin içinden çekilmeli konu sivil inisiyatif platformlarında çalışılmalı, değerlendirilmelidir. Bu yapıldığı taktirde beklenenden daha sağlıklı gelişmeler olabilir. Zira son 3 yılda Ermeni meselesi ile ilgilenilmek üzere 3 ekip görevlendirilmiş, 3 ü de başarısızlıkları yüzünden görevden el çektirilmişlerdir. Bu zaman zarfında ise harcanan paraların ne olduğunu soran olmuyor. Ermeni sorunu aslında kendi içinde bir açmaz yaşamaktadır Türkiye'de bu konuyu çalışanlar için. Öncelikle beklentileri farklı olanlar işin içine hemen angaje olabiliyorlar sonra da bu niyetleri ortaya çıkınca da ya başka bir  makama geçiveriyorlar ve ya geri kurumlarına gönderiliyorlar. İstikrarlı bir çalışma grubu oluşmadığı içinde her yeni grup Amerika'yı yeniden keşfetme macerası gibi işe başından başlıyorlar, ama sonuç alma konusunda bir mesafe alınamadan o ekip bir şekilde tasfiye oluyor. 1980'den beri bu şekilde en az 10 ekip işbaşına gelmiş ve bir daha ermeni meselesiyle uğraşmamacasına devre dışı kalmışlardır. İşte Ermenistan'da yetişenlerle Türkiye'de bu işlerle  uğraşanların arasındaki yöntem  ve yaklaşım farkının yanında devletle çalışmanın getirdiği böyle zorluklarda söz konusudur. Bu bağlamda Ermeni tarihçilerle Türk tarihçiler Ermeni meselesinde karşı karşıya geldiklerinde korkarım ki Ermeni tarihçiler yöntem ve usul farkıyla işi lehlerine çevirebilir.

Yüzyıllık bir iddia karşısında basit argümanlarla hareket etmek büyük bir felakete zemin hazırlayabilir. Ermenistan'da bulunduğumuz süre zarfında görüştüğümüz bilim adamları ve ömrünü bu işlere adamış   insanların yaklaşımı donanımı meseleye kendilerini veriş biçimini gördükten sonra ülkem adına üzülmemek mümkün değil. Buna rağmen Ömer Seyfettin'in Pembe incili kaftan hikayesindeki Muhsin Çelebi gibi Ermenistan üzerine çalışmalarımızı devam ettiriyoruz, KAFKASSAM, kafkas stratejik araştırmalar merkezi olarak.  Ermenistan'da bizimle çalışan arkadaşlarımızdan Qnarik Alaverdiyan bir feryat mektubu, bir Ermenistan analizi yazdı, geçen yazımızda paylaştık. Bu bile başlı başına bir olay olması lazımken dediğimiz gibi Ermeni meselesi Türkiye'de bir geçim işine dönüştürüldüğü için Qnariğ'i hiç kimse duymaz. Olsun biz de tarihe not düşelim dedik ve yazımızı Qnariğin cümleleriyle bitirelim. Malum 24 Nisan 2015 yüzyıllık bir hesaplaşma aynı zamanda bir muhasebe olacak.

"Şimdi geriye dönüp baktığımızda Soykırım bizim vazgeçilmezimiz, Karabağ bizim zafer naraları attığımız vatan parçası, tamam da karnımız aç, ve iddialaştığımız kavgalaştığımız Türkiye'nin eline kaldık. Sizce bunda bir terslik yok mu. Hem Türkiye'ye söveceğiz ve hem de Türkiye'den yardım bekleyeceğiz. Siz Türkiye olsanız ne yapardınız. Benim ailem Koçaryanın Sarkisyan'ın politik öngörüsüzlük ve hayalperest uygulamaları yüzünden dağıldı, babam Moskova'da anam evde için için ağlıyor, erkek kardeşim  İstanbul'da ucuz işçi, kız kardeşim Dubai'de ne yaptığı belli değil. Ben Erivan'da perişanım bu mu yaşanabilir Ermenistan. Ben artık 24 Nisan'ın kimliğimizin bir parçası olmasından rahatsızım, insanca yaşamak istiyorum, Karabağ'ın bekçisi olmaktan yoruldum, Rusya beklesin artık Karabağ'ı.  Parçalanan ailemi istemek suçsa ben suçluyum ve artık bitsin bu  24 Nisan sömürüsü, artık ölülerimizi gömelim yasımızı bitirelim. Türkiye'den toprak ve tazminat beklerken ekmek bekler hale gelmek ne büyük bir hazin sondur." Qnarik böyle diyor ve ekleyelim 24 Nisanda Qnariğin feryadına kulak tıkayanlar dünyayı velveleye verecekler bir kaç günlüğüne sonra onlar işlerine dönecek ama Qnarik Ermenistanda belirsizlikler içinde hayatını sürdürmeye çalışacak. Qnarik gibi binlercesi var. Lütfen bunların sesine kulak verelim. KAFKASSAM'a destek olalım.

Dr. Hasan Oktay
KAFKASSAM Başkanı

YORUM EKLE