Ermeni Meselesi ile ilgili Türk Tezi 'Ezenlerin Mantığı' ise, Ermeni Tezi Ne Oluyor?

Türkiye ve Azerbaycan’daki halkın yaklaşık %80’den fazlası Ermeni Meselesi ile ilgili Ermeni tezine karşı olup “soykırım”ın olmadığını savunurken, ülkedeki bilim adamları, yazarlar ve sanatçılar, özellikle birçok Marksistler ve liberaller Ermeni tezini savunmaktadır. Mesela 2000’li yılların sonunda başlayan “Ermenilerden Özür Diliyoruz” kampanyasına imzalayanların çoğu Marksistler ve liberallerdi. Onlar akademik dünyası, medya, basın-yayınlar ve sanat alanlarında daha etkili olduğu için kamuoyunun dikkatini daha fazla çekmiş ve kamuoyu üzerinde daha etkili olmaktadırlar.

Türkiye’deki Ermeni tezini savunan birçok insanlar Marksizm içindeki “sınıf çatışması” teorisine dayanarak Ermeni Meselesi’ni “soykırım” olarak nitelendirmektedir. Mesela, 20. yüzyılın başındaki Türk-Ermeni ilişkilerini bu bağlamda değerlendirdiğinde “Ermeni Meselesi”nin Osmanlı içindeki sosyo-ekonomik yapısının değişmesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan mevcut sistem ve gerçek durum arasındaki çelişkinin büyümesinden kaynaklandığı vurgulanır. Bu teoriye göre Ermeni halklar, özellikle köylerdeki Ermeniler bu çelişkiye karşı sürekli mücadelede bulunduğu ve bu “haklı çatışma”ya karşı Osmanlı’nın “soykırım” adlı insanlık suça başvurmuş olduğu ileri sürülür. Yani birçok Marksist-liberaller “ezen devlet ve burjuva-ezilen işçi, halk ve azınlık” ikilemi ve sınıf çatışma bağlamında siyaseti yorumlamakta ve Ermeni Meselesi’ne de bu bağlamda bakmaktadırlar.

Ayrıca Marksistlere göre okullarda öğretilen tarih, sadece devletin iktidarını ve devletin arkasındaki burjuva sınıfının mantığını temsil etmekte ve “gerçek bilgiler”i ve “halkın mantığı”nı ifade etmemektedir. Yani Ermeni Meselesi’nin “soykırım” olmadığına ve tam tersine “Ermenilerin Türkleri katlettikleri”ne dair söylemler “ezen taraf” olan devletin bakışını ifade etmekte ve “ezilen tarafının sesi ve gerçek”i yansıtmamaktadır. Mesela, İnsan Hakları Derneği’nde görev yapan Ayşe Günaysu 11 Mayıs 2012 tarihinde Armenian Weekly dergisinde yayınlanan “The Reign of Lies in Turkey” makalesinde Türklerin yalan hâkimiyeti altında yaşadığını ve bireylerin kimlikleri, tarih yazımı, edebiyat gibi her şeyin yalan ürünü olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle Günaysu, Ermeni Tehciri’nin “soykırımı” olmadığının Türkiye’nin ürettiği en büyük yalan olduğunu ve diğer tarihi olaylar hakkında sunulan “yalan”ların temelinde “soykırım inkâr yalanı”nın yattığını söylemektedir. Bu bağlamda Türkiye’deki “ezilen halklar”ı savunduğunu öne çıkaran birçok Marksistler ve Liberaller Ermeni Meselesi konusunda Ermeni tezini kabul etmekte ve Türk tarih yazımının gerçekleri yansıtmayıp sadece “ezen tarafı”nın perspektifini temsil ettiğini savunmaktadır. Gerçekten de Kafkassam başkanı Dr. Hasan Oktay’ın gözlemlerine göre 24 Nisan 2015 tarihinde Taksim’de düzenlenen “Ermeni Soykırımı” törenine katılanların çoğu Marksistler, liberaller ve marjinal gruplar olmuştur.

Böylece Türk-Ermeni ilişkileri bağlamında Ermeni Meselesi “ezilen” Ermenilerin “ezen” Türklere karşı mücadele olarak nitelendirilmekte ve Ermeniler, birçok Marksistler ve liberaller bu meseleyi “ezilen tarafının mantığı” olarak kullanarak “Ermeni Soykırımı”nın tanınmasını istemektedirler.

Diğer yandan, Ermeni Meselesi’ne Ermeni toplumu içinden baktığımızda farklı boyutlar ortaya çıkmaktadırlar. Ermeni toplumu içinde Ermeni Meselesi ile ilgili söylemler hem diasporanın kendi yapısını, hem de Ermenistan’ın bir ulus-devlet olarak varlığı ve hükümeti meşrulaştırmak için bir ideoloji olarak kullanılmaktadır. Ermenistan hükümeti ve milliyetçiler Ermenistan’daki kötü sosyo-ekonomik durumundan kaynaklanan halkın öfkesini Türkiye’ye yönlendirerek ulus-devlet olarak meşruiyeti sağlamlaştırmaya yönelmiştir. Mesela, günümüzde Ermenistan’daki milliyetçiler Ermeni-Türk ilişkilerinin normalleşmesi ve Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasının yanlış olduğunu ve Türkiye’nin Ermenistan ve Ermeniler için ciddi tehdit olduğunu vurgulamakla kötü durumdaki halkı susturmaya çalışmaktadır. Başka deyişle Ermeni Meselesi, Türk-Ermeni ilişkilerde “ezilenlerin mantığı” olarak kullanılırken Ermeni toplumu, özellikle Ermenistan içinde ise bir “ezenlerin mantığı” olarak görülmektedir. Türk-Ermeni ilişkileri içindeki “barbar Türkler tarafından ezilen Ermenilerin direnişi” mantığı ve “bir bütün olan Ermenilerin ihaneti ve düşmanlığı” söylemleri arasında sıradan Ermeni halklarının sesleri kısılır ve Ermenistan’daki sıradan Ermeniler bu ilişkilerden dışlanır.

Gerçekten de Hasan Oktay’ın Ermenistan’daki saha çalışmaları sürecinde yapılan mülakatta (özel yazışmada) bir Ermenistan Ermeni’si diyor ki, Koçaryan döneminden beri Ermenistan’ın Türkiye’ye karşı milliyetçi politikasından dolayı halkın durumu oldukça kötüleşiyor ve cevaplayan kendisi de Ermeni Meselesi’nden artık bıkmış durumdadır. İnsanlar artık Türkiye’yi sövmek yerine karnını doyurmak istiyorlar ve Türkiye ile barışmak onlar için daha önemlidir.
Ayrıca bir Japon’un Spitak şehri ziyareti sırasında bir Ermeninin, “Ermenistanda yaşayan Ermenilerin ekonomik ve toplumsal durumu daha kötü olmasına rağmen hem Ermenistan hükümeti hem de Ermeni diasporası sadece Karabağ Sorunu ve “Ermeni Meselesi”ne ilgilenip Ermenistan’ın diğer yerlerinde yaşayan Ermenileri terk etmektedir.” ifadesi oldukça manidardır.

Bunlardan anlaşılması gereken şudur ki, Ermeni diasporası-Ermenistan devletinin resmi ideolojisi ve sıradan Ermeni halkı arasında ciddi kopukluklar vardır ve Ermenilerin bir bütün olarak aynı fikre sahip olmadığını göstermektedir. Ermenistan’daki Ermenilerin önemli bir kısmının derdi “özür, tazminat veya toprak” taleplerinin ötesindedir. Onlar Ermeni Meselesi’ni “ezenlerin mantığı” olarak görmektedirler.

Türkiye’de Ermeni tezini savunanların çoğunun amacı kendi teorilerini savunmak ve Ermeniler üzerinden Türkiye’yi hedef almaktadırlar. Bu bağlamda Ermenileri “Osmanlı-Türkiye-Türkler tarafından ezilen halk” olarak tanımlayarak Ermeni diasporası ve Ermenistan ile birlikte hareket etmekte ve Türkiye’den özür ve tazminat istemektedirler. Diğer yandan onlar Ermeni Meselesi’nin Ermenistan’da “ezenlerin mantığı” olarak kullanıldığını göz ardı etmekte ve mantık açıdan büyük çelişkiyle karşı karşıyadırlar.

YORUM EKLE