Erivan ve Ankara Arasında Tiflis

24 Nisan’da Erivan’da düzenlenmiş anma törenine Gürcistan’dan Parlamento Başkan Yardımcısı Manana Kobakhidze başkanlığındaki heyet katılmıştır. Kobakhidze aynı zamanda Parlamentoda Ermenistan ile dostluk grubu başkanıdır ve bu ziyaret Gürcistan’ın Ermenistan’ı ne kadar önemsediğini göstermiştir.

Fakat aynı zamanda Gürcistan, Çanakkale’deki anma törenine giden heyetine ise daha yüksek kademeli olan Savunma Bakanı Mindia Canelidze ve meclisin Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanı İrakli Sesiaşvili katılmıştır. Bu, Gürcistan’ın Ermenistan’dan daha çok Türkiye-Azerbaycan ile ilişkilere önem vermesi anlamına gelir.

Gürcistan, Rusya gibi başkanlık sistemden Avrupa ülkeleri gibi Parlamenter sistemine geçti ve Gürcistan’daki siyasal katılım sürecinde Ermeni diasporası gibi maddi açıdan güçlü insanlar ve örgütlerin önemi daha artmıştır. Bu defa Gürcistan Ermenilerin “soykırım”ın tanınmasına yönelik yoğun hareketlerine rağmen neden Gürcistan “devletin çıkarı”na daha önem vermiştir?

Gürcistan’ın nüfus yapısına bakarsak, Ermeniler nüfusun %6’ını oluşturmakta ve Gürcistan’da Türklerden sonra en büyük azınlık etnik gruptur. Özellikle Cavahetya bölgesindeki nüfusun hemen hemen hepsi Ermenidir ve o bölgedeki Ermenilerin durumu ve etnik hareketlerinden Gürcistan oldukça tedirgin olmaktadır. Ayrıca Tiflis’teki Ermeniler arasında Gürcistan’a entegrasyon nispeten ilerlemiş durumdadır ve onların maddi gücü ve siyasete ilgileri de diğer etnik gruplara göre daha yüksektir.

Sonuçta Gürcistan’daki Ermeniler siyasal açıdan daha fazla nüfusa sahip olan Türklerden daha güçlü olmuştur. Dolayısıyla Gürcistan için Ermenistan ve Ermenilerle ilişkilere özen göstermek oldukça önemlidir ve 24 Nisan’daki Gürcistan’ın Parlamento Başkan Yardımcısı Manana Kobakhidze başkanlığındaki heyeti göndermesi bu bağlamda değerlendirebilir.

Diğer yandan, günümüzde hem iç politikasında hem dış politikasında Türkiye, Azerbaycan ve Borçalı’daki Türk nüfusuyla ilişkileri Gürcistan’ın hayata devam ettirebilmesi için vazgeçilmez unsuru olmuştur. Gürcistan-Rusya ilişkilerinin pek iyi olmadığı günümüzde Türkiye ve Azerbaycan Gürcistan’ın en önemli ticari ortakları haline gelmiştir. Gürcistan, enerji kaynaklarının önemli kısmını BTC boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattı gibi yollarla Azerbaycan’dan ithal etmektedir.

Ayrıca Rusya’ya karşı Batı’ya açılıp ilişkileri güçlendirmek için Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkileri güçlendirmek son derece önemlidir. Böylece hem ekonomik açıdan, hem siyasal açıdan, hem de güvenlik açısından Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan arasındaki işbirliği oldukça derinleşti ve Gürcistan artık Azerbaycansız ve Türkiyesiz yaşayamaz hale gelmiştir.

Tersten okursak, Gürcistan “Ermeni Soykırımı”nı tanıyıp “Hocalı Soykırımını tanımamak” gibi Türkiye-Azerbaycan aleyhine harekete geçtiği takdirde Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımak, sınır kapılarını kapatmak ve ticareti durdurmak gibi yollarla Türkiye ve Azerbaycan Gürcistan’a büyük zarar verebilirler.

Ayrıca Borçalı’daki Türkler Gürcistan’da %7-10’u oluşturup Gürcistan’ın en büyük azınlık etnik gruptur. Ayrıca günümüzde Borçalı’daki genç kuşakları Gürcistan ve Gürcü toplumuna Cavahetya’daki Ermenilerden daha yüksek seviyede entegre edilmeye başlamış ve yüksek kademede çalışan Türkler de çoğalmaktadır. Borçalı’daki Türkler baştan Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü destekleyerek Gürcistan’ın sistemine de riayet göstermektedir. Bu durum altında Borçalı’daki Türklere Gürcü toplumu ve Gürcistan’ın verdiği güven Ermenilere verilen güvene göre daha yükselmiştir. Bir de etnik meseleden dolayı Gürcistan Abhazya ve Güney Osetya’yı fiilen kaybetmiş durumda ve Gürcistan içindeki Ermeni-Türk gerginliği tam olarak henüz bitmemiştir.

1990’lı yıllarda Cavahetya’daki Ermeniler ve Borçalı’daki Türkler Karabağ’da birbirine karşı şiddetli şekilde savaşmıştır ve bu gerginlik Gürcistan için “ülkenin parçalanma tehlikesi” travmasına yol açmıştır. Bu yüzden Gürcistan bu iki bölgedeki azınlıklara şüpheyle bakıyordu. Özellikle Saakaşvili zamanından beri Gürcistan hükümeti bu iki grubu Gürcistan ve Gürcü toplumuna entegre etmek için ve iki grup arasındaki gerginliği yükseltememek için büyük çaba harcamaktadır.

Mesela Tarih ders kitabında Ermeniler ve Türklere olumsuz atıflar Sovyet zamanına göre azalmış ve onlar hakkında anlatım daha objektifleştirilmiştir. Ayrıca, Gürcistan tarih ders kitabında Ermeni Meselesi ve Karabağ Sorunu gibi hassas konularla ilgili yazıların miktarı azalmış ve Gürcistan resmen bu meseleler üzerinde genel olarak Türkiye-Azerbaycan’a yanayken Türkleri ve Ermenileri bu konulardan uzaklaştırmak istemektedir.

Böyle durumda “Ermeni Soykırımı”nın tanınması yurtiçindeki Ermeni-Türk gerginliğinin yükselişine yol açar ve Ermeni-Türk çatışmasının yurtiçinde gerçekleşme tehlikesi yükselir. Gürcistan içindeki Ermeni-Türk çatışmasının gerçekleşmesi ve şiddetlenmesi ulus-devlet olarak Gürcistan’ın parçalanması ve yıkılması anlamına geldiği için Gürcistan hükümeti bu tür sorunlardan kaçınmaktadır. Böylece Gürcistan’ın “Ermeni Soykırımı”nı tanıma ihtimali yok diyebilecek kadar düşüktür ve Gürcistan Ermenistan’a özen gösterirken Azerbaycan-Türkiye’ye ise daha büyük özen göstermek zorundadır.

Ayrıca eski zamandan beri devam eden Ermeni-Gürcü anlaşmazlığı da Gürcistan’ın Ermenistan’dan daha çok Türkiye-Azerbaycan’a önem vermesine sebep olmaktadır. Gürcistan ise 451 yılındaki Kadıköy Konsili’nde kabul edilen Ortodoks kilisesine mensupken Ermeniler ise Kadıköy Konsili’nde sapık mensup olarak dışlanan Gregoryan kilisesine mensuptur.

Dolayısıyla Gürcüler ve Ermeniler birbirini Hıristiyanlık inancının dışında değerlendirmektedir ve iki grup arasında kolay çözülmeyen ciddi anlaşmazlık ve güvenilmezlik yatmaktadır. Böylece Gürcistan Ermenilere belli seviyede önem verdiğini gösterirken “güvenilmez Ermenilere göre daha iyi görünen” Türkiye ve Azerbaycan’a daha büyük özen göstermektedir.

YORUM EKLE