Erdoğan Moskova'da

Cumhurbaşkanı Erdoğan Moskova'da Cami açılışına gitti alışık olunmadığı şekilde Kurban Bayramı arifesinde.

Türkiye ile Rusya arasında son günlerde özellikle İran ile batı anlaştıktan sonra bazı sıkıntılar görülmeye başlandı.

Batı bloğu yani ABD -AB Türkiye'nin gelecek 10 yıllarda bağımsız politikalar yürütme ihtimalini göz önünde bulundurarak bölgesel gelişmelerde Türkiye'yi sıkıntıya sokabilecek şekilde uluslararası ilişkilerde pozisyon almasının önünü açtı.

Suriye krizinde Türkiye tek seçenekli ve ABD-AB bloğunun yönlendirmesiyle hareket ederek Rusya ile bölgede farkında olmadan karşı karşıya geldi.

Bu süreçte Suriye konusunda ABD en az 5 kere politika değiştirmesine rağmen Türkiye ise Suriye konusunda yeni politikalar geliştiremedi, bu sarmalın neticesini okuyamadı. Dolayısıyla Suriye bunalımının faturası Türkiye'ye çıkartılmaya başlandı. Oysa Türkiye Suriye politikasında kendine biçilen rolü değil, kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda olması gerekeni oynayabilseydi bu gün Rusya ile karşı karşıya gelmeyecekti, hatta bölgesel olayları etkileyebilecek bir noktaya gelebilecekti.

Dengeli ve bölgesel şartları ön planda tutan bir dış politika Türkiye için çok daha önemli olduğu anlaşıldı. Rusya Suriye'de uyguladığı politikalarının bir gereği olarak artık askeri yardım seçeneklerini devreye sokarken Suriye'de Türkiye ile karşı karşıya kalmayı da göze almıştır. Bu gergin atmosferde Erdoğan'ın Moskova seyahati oldukça önemlidir.

Türkiye uyguladığı Suriye politikasının yanında Rusya ile daha derin krize sebep olabilecek Türk akım projesi konusunda da batılı müttefiklerinin baskıları doğrultusunda hareket ederek Rusya'ya karşı Ukrayna krizinde elde ettiği avantajları kaybetme noktasına gelmiştir. Rusya Türkiye ilişkilerinde Türkiye açısından önemli 2 kırılma noktası varken Karabağ'ı yeni bir görüşme konusu olarak masaya getirmek Türkiye açısından bir fırsat, görüşmelerde en azından Rusya'ya karşı ileri sürülebilecek bir koz, bir hamle konusu olacaktır.

Bunun için Türkiye Rusya'nın ileri süreceği bu 2 konuya karşılık Türkiye ve Azerbaycan Karabağ'ı masaya getirmelidir. Aliyev Erdoğan ve Putin 3 lü görüşmesi sağlanıp bu Suriye Türkakım ve Karadağ meselesi enine boyuna tartışılmalıdır. Türkakım projesi Rusya'nın alternatif olarak gördüğü ve bunun üzerinde ciddi olarak durduğu bir projedir.

ABD-AB Rusya çekişmesinin odak noktası olan Ukrayna'nın enerji nakil koridoru olmaktan çıkartacak olan bu proje Rusya'nın batıya karşı elini kuvvetlendirecektir. Onun için Batı Türkiye'ye baskı yaparak Türkakım projesinin yavaşlamasını hatta devre dışı kalmasını sağlamaya çalışıyor. Türkakım ve TANAP birlikte düşünüldüğünde hem rusya ve hem de Azerbaycan dolayısıyla hazar koridoru sağlıklı bir şekilde gaz kaynaklarını Avrupa pazarına taşıyabilecek. Böylece Rusya'nın nakil hatları Ukrayna üzerinden değil Türkiye Yunanistan üzerinden batıya taşınmış olacak. AB bu nakil hatlarının devreye girmemesi için elinden gelen baskıyı hatta tehdidi yapmaktadır.

Yunanistan'da meydana gelen ekonomik kriz ve peşinden oluşan hükümet krizleri de Türkakım projesi ile alakalıdır. Yunanistan ekonomik kurtuluşu bu akıma bağlayan bir hükümet oluşumu içerisinde ve seçimleri tekrar kazanan ekip ile Rusya'nın ilişkileri hakkında basında bir çok haber analiz çıkmıştır. PKK'nın son zamanlarda Türkiye'de eylemelerini artırması hatta enerji nakil hatlarına yönelik eylemeler yapması TANAP projesinin Türkakım ile birleşmesine dönük bir hamle olduğu söylenmektedir.

Erdoğan ve Aliyev  Putin ile yapacağı 3 lü görüşmede bu 3 sorunu birlikte ele alarak öncelikle Suriye sonra Türkakım ve Karadağ ile ilgili gözlenenden öte gelişmelerin önünü açabilirler. Karabağ'ın başka türlü gündeme gelmesi çözüm sürecine irmesi mümkün gözükmemektedir. Hatta Azerbaycan basınında gözlendiği gibi Rusya Karabağı Bakü'ye bırakacak gibi beklentilerin gerçekleşmesi mümkün gözükmemektedir. Ya savaş ya da ciddi uluslararası diplomasinin dışında arayışlar zaman kaybıdır.

 DR. Hasan Oktay

 KAFKASSAM Başkanı

YORUM EKLE