Endişelenme ile başa çıkabiliriz

(Sevgili okuyucularım, 12.01.2016 tarihinde Istanbul-Sultanhamette meydana gelen terör saldırısını kınıyorum. Saldırıda hayatını kaybedenlere yüce Allahtan rahmet diliyorum.” Vatanımızın renkleri” yazı dizime bir gün ara verip yerine “Endişelenme” konulu yazımı yayınlıyorum. Sevgiyle kalın)

Uykumuzu kaçıran veya bizi yemekten içmekten kesen bazı kaygılar ve endişeler yaşarız. Suratımızın asılmasını sağlayan veya yaşadığımız anı bize zehir eden çevremizdeki güzellikleri görmemizi, hissetmemizi, yaşamızı engelleyen kaygılar.

Ya çocuğum olmazsa? Ya istediğim okulu kazanamazsam? Ya beğendiğim kız beni beğenmezse? Ya erkekler beni hiç beğenmezse? Ya rezil olursam? Ya ailem beni terkederse? Ya işten atılırsam? Ya yeni işimde başarısız olursam?

Tabii ki yerinde ve kararında endişe bizim hata yapmamızı ve kontrollü olmamızı sağlar. Araç kullanırken aracı şerit içinde tutma endişesi veya kırmızı ışıkta geçme endişesi. Bu şekilde trafiğin arapsaçı olması engellenir. Sizin de bildiğiniz gibi asıl sıkıntı başta bahsettiğim bizim yaşama zevkini tatmamızı engelleyen korkular.Kontrol altına almadığımız endişelerimiz “toksik” yani vücudumuzda bir nevi zehir etkisi yaratıyor. Fiziksel, zihinsel ve duygusal enerjimizi çalıyor. Sağlığımızı ve bağışıklık sistemimizi etkiliyor. Motivasyonumuzu baltalıyor. Sabrımızı ve toleransımızı azaltıyor, çevremizle özellikle sevdiklerimizle olan iletişimimize zarar veriyor. Bu noktada endişelerimiz bizi ve hayatımızı kontrol eder hale geliyor.

Endişelerinizi kendinize saklamayın, paylaşın. Endişelerinizi kendinize sakladığınızda, içten içe sizi yiyip bitirir hale geliyorlar. Çünkü endişeler sizin içinizde ve sizin aklınızda her zaman gerçekte olduklarından daha büyük ve vahim durumdalar “Derdini anlatmayan derman bulamaz” Güvendiğiniz biriyle endişelerinizi veya sizi mutsuz eden bir konuyu paylaşmaya başladığınız saniyeden itibaren üzerinizdeki gücü azalıyor ve siz kontrolü ele almaya başlıyorsunuz. Paylaşmak, endişenin en büyük düşmanı.

Endişelerimizin en zararlı kısımları, endişelendiğimiz konuyu eksik veya yanlış bilmemizden kaynaklarınıyor. Varsayımlarda bulunduğumuzda, hayal gücümüz genelde bize en kötüyü düşündürüyor. Birçok zaman konuyla ilgili gerçek bilgilere ulaştığımız zaman endişelerimizin yersiz olduğunu görüyoruz veya çözüm üretmemize yardımcı olacak yeni bilgilere ulaşıyoruz.Ama bunu yapmak zorumuza gidiyor çünkü gerçeklerle veya insanlarla yüzleşmek her zaman kolay değil. Yine de cesaretinizi toplayıp, hangi konuda, kiminle ne sıkıntınız var ise, onunla yüzleşip konuşursanız ve sizi endişelendiren bilgileri onlarla paylaşıp, ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış öğrenip beraber daha sağlık çözümler yaratmak mümkün.

Evet, hayat bu, çoğu zaman planladığımız gibi gitmiyor, ama gitmesin önemli değil ki, esnek olup, yeni duruma adapte olup planlarımızı her zaman revize edebiliriz. Oturup “Ah, ah, vah, vah” yapmak yerine, revize ettiğimiz planımızı takip ederiz ve adım adım çözüme gitmeye devam ederiz.

Mesela çocuk sahibi olmak istiyorsunuz ama hamile kalmakta zorlanıyorsunuz. Hamile kalmak sizin kontrolünüzde mi? Hayır değil, dolayısıyla oturduğunuz yerde endişe etmek sadece zaman kaybı. “Ya çocuğum olmazsa” düşüncesine odaklanıp çaresizlik içinde kıvranmaktansa, tedaviler veya evlat edinme konularında araştırmalarla beraber bir plan yapıp, adım adım uygulamaya alırsınız. Gelişmelere göre de planınızı revize edersiniz. Hamile kalmak kontrolünüzde değil ama bu duruma nasıl yaklaşacağınız kontrolünüzde.

Yani kendinizi ne zaman herhangi bir konuda endişe ederken bulursanız, lütfen bir durun ve kontrolünüz dışında birşey ile ilgili endişelenerek vakit kaybetmek yerinde, kontrolünüzde olan şeyleri listeleyin ve bunları uygulamaya almak üzere plan yapmaya başlayın. Bu şekilde, üzerinizdeki çaresizlik duygusu kalkacak ve yerine kontrol duygusu gelecek. Bu da sizi sakinleştirip rahatlatacaktır.

Uykusuzluk, aşırı yorgunluk, aşırı sağlıksız beslenme, hareketsizlik, bunların hepsi endişe kontrolünü zorlaştıran faktörler. Kendi ihtiyaçlarınıza ve sağlığınıza ne kadar özen gösterirseniz stres seviyeniz o kadar azalır.Kendinizi ve sizi yaratan rabbi severseniz eğer bedeninizin size ait omadığını ve rabbe ait olduğunu bu bedene zarar vermek yerine en güzel sevgi dolu bir şekilde kullanmanın size barış getireceğini hissedebilirsiniz.

Kendimizi kötü hissettiğimiz anlarda hüzünlü ve bizi ağırlaştıran hayattan kaçıran şeyler yapmak yerine bize enerji veren şeyler yapabilriz. Enerjik, neşeli bir şarkı, renkli bir komedi filmi bizi şöyle bir sallar, içimizi kıpırdatmaya başlar ve kendimizi toparlamaya başlarız. Bazen tek bir kocaman kahkaha yeter, endişemize farklı bir açıdan bakmaya başlamak ve çözüm üretmek için.

Neye odaklanırsanız, o artar. Hayata nasıl bakarsanız o şekilde görürsünüz. En büyük ruhsal hastalıklar bile dost sohbeti ile çözülebilir. Yeter ki siz hayatın size verdiği güzel yanları görüp onlara şükredin.
Hayatın bize verdiği herşey çok değerli. Sıkıntılı anlar bile.

Son söz :Endişelenmeye başladığımızda başımıza en kötü ne gelebilir? Bunu düşünüp yola devam edelim. Hayat devam ediyor. İzin verin sevgiyele devam etsin.

YORUM EKLE