EKONOMİ ÇÖKERKEN

Sovyetler Birliği dağılmadan önceki süreçte dünyanın iki süper gücünden birisiydi.80 li yıllara gelindiği zaman silah sanayisine o kadar yoğun ilgi göstermişti ki halkı artık geçinmekte iyicene zorlanmaya başlamıştı,hatta et gibi temel  ihtiyaç malzemeleri bile halka karne ile veriliyordu.Ama uzayda bile silahlanıyordu.Ekonomisinin durumundan haberi yoktu.Kendisini halen en güçlü ülke sanıyordu.Bütün dünya “ekonominiz batıyor” dedikçe idarecileri “hayır,biz çok güçlüyüz,kapitalistlerin uydurması”diyerek geçiştiriyordu.Çünkü devleti idare eden politbüro elitleri halkın çektiğinden habersiz refah içinde hayatlarını idame ediyordu.

            Ne zaman ki Gorbaçov,İngiltere’ye seyahate gidip oradaki insanların durumunu görünce bir takım şeylerin ters gittiğini birazcık idrak etmişti,yine de zamanın İngiliz başbakanı Teacher’ın telkinlerinde kalsa da çok inandırıcı bulmamıştı.Akabinde glastnost ve prostreyka politikaları sonunda yıkılmaz denen SSCB nin dağıldığını hep beraber izledik.

            1944 yılında Türkçülük yapan aydınlara operasyon yapılmıştı bu rus emperyal devleti yüzünden.1960 yılında kısa bir süre başbakanlık müsteşarlığı yapan başbuğ Alpaslan Türkeş,Dışişleri bakanlığı bünyesinde Dıştürkler masası ve Türk Kültür enstitüsünü kurdurmuştu.1944 yılında Türkçü diye aydınları tutuklatıp yargılatan İsmet İnönü, başbakan olduğu zaman yaptığı ilk icraatlardan birisi de  bu masayı kapatmak olmuştur. Gerekçesi de “orada artık Türk mü kaldı,hepsi Ruslaştı,bunlara para harcayamayız” olmuştur.Şayet bu masa kapatılmayıp hizmetine devam etmiş olsaydı 1990 yılında SSCB dağıldığında Türk dünyası hususunda Türkiye böyle boş durumda yakalanmaz ve her yönden çok daha farklı vaziyet alırdı.

            Dünün Sovyet yöneticilerinin yaptığını bugünün iktidarı da aynen yapmaktadır.Ve dünün İsmet İnönü’sünün yaptığını da yine mevcut iktidarımız aynen yapmaktadır.FED diye bir kuruluş var,bunu galiba iktidardakiler manav dükkanı sanıyor.Ekonominin çok kötü olduğunu,cari açığın her geçen gün arttığından bahsediyor.Bizimkiler ise onların meyve sebze satmasından dem vuruyor.Zarab gibilerle olmasa da, İran’a uygulanan ambargoyu delmeye yönelik faaliyetlerde ülkemin menfaati varsa bence yapılabilir,fakat bunu devletin ve milletin menfaatine yapmak lazım.Çaldıklarını ülkede yatırıma çevirmeyenlerin tüm malvarlıklarına işledikleri suçtan dolayı da el konulup milletin hizmetine sunulmalı.

            Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerdeki siyasi kaosların ekonomiyi de olumsuz etkileyeceğinin hesabını yapmak lazım.Bunu düşünerek acil tedbirlere başvurulmalı.Aynı şekilde sıfır sorunlu komşular!! politikası sonucunda bölgede peydah olan terör sonucunda turizm sektörü de düşünülüp bir an evvel lafta değil,icraatta komşu ülkelerdeki terörün de sonlandırılması gerekmektedir. Sadece hamasi ümmetçilik politikalarıyla bu işlerin olmadığını herkes biliyor. IŞİD denen İsrail-İngiliz yapımı ne idüğü belirsiz terör örgütüne de gerekeni Türk devletinin yapması gerekir.Aksi halde hem ekonomik sıkıntı,hem güvenlik sıkıntısı kapımızda değil,oturduğumuz evin tam ortasında olacaktır.

YORUM EKLE