Çin'in, Doğu Türkistan'daki planı açıklandı

Doğu Türkistan’daki petrol havzalarından bir yılda çıkarılan yaklaşık 30 milyon ton ham petrol, Çin’in iç bölgelerine taşındı. 2020 yılı sonuna kadar Çinliler bu miktarı petrolde yıllık 29 milyon tona, doğal gazda ise 36 milyar metreküpe çıkarmayı planlamaktaydılar

Çin'in, Doğu Türkistan'daki planı açıklandı

Doğu Türkistan, Çin yönetimi için stratejik bir hesap taşıyor. Jeopolitik konumunu güçlendirerek bölgede başat rol oynamak isteyen Çin Sincan (Xinjiang) olarak tanımladığı bölgeyi yeraltı kaynaklarının zenginliği açısından da vazgeçilmez olarak görmekte.Doğu Türkistan'ın çatışmalı tarihine kısaca göç attığımızda bölgede yaşanan bu çatışmaların çok planlı olduğu da gözlerden kaçmaz...

Çin sistematik baskılara başladı

1949 yılına kadar bağımsızlığını koruyan Doğu Türkistan, bu tarihten itibaren Çin Komünist Partisi'ne bağlı kuvvetlerin işgaline uğradımıştır. Bu işgalle birlikte Çin, bir yandan bölgenin verimli tarım arazilerini ve zengin yeraltı varlıklarını kendi tekeline alırken sistematik işgal ve Çinlileştirme siyasetini de uygulamayı ihmal etmedi. Kurulan geniş istihbarat ağı ve güvenlik tedbirleriyle Doğu Türkistanlıların süreç içerisinde dünya ile bağlantıları kopartılmış,temel insan haklarının ihlal edilmesine yönelik uygulamalara da start verilmiştir.

Taklamakan çölünün ortasında yükselen devlet

Doğu Türkistan, Ulu Türkistan olarak bilinen Orta Asya coğrafyasının tarihî gelişmelerden dolayı ikiye ayrılmasıyla oluşan doğu bölgesinin adı. 1 milyon 823 bin kilometrekare genişliğe sahip topraklarının yaklaşık üçte biri dünyanın ikinci büyük çölü Taklamakan Çölü'nden oluşmaktadır. Kuzeyde Rusya ve Moğolistan ile sınır olan Doğu Türkistan bölgesi, batıda Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan, Keşmir ve Hindistan ile komşudur. Güneydoğusu Karanlık Dağları ve Tibet platosu ile ayrışırken, Doğu tarafı bozkırlar, çöller ve Çin ile sınır.

Bölgede sadece Türkler mi var?

Komünist Çin işgalinden önce Doğu Türkistan'ın en eski yerleşim birimleri olan Tarım Havzası, Turfan Ovası, Komul bozkırları ve İli Ovası'nda Uygur Türkleri yaşarken, Altay Dağları'nın güney kesimleri, Tarbagatay ve Künes yaylalarında Kazak Türkleri çoğunlukta idi. Kırgız Türkleri ve Tacikler Doğu Türkistan'da göçebe hayat süren kavimler. Bölgede Türkler dışında az sayıda Moğol kabilesi de göçebe bir hayat yaşamıştır.

Doğal kaynakları var mı?

Zengin doğal kaynaklara sahip Doğu Türkistan'da bugüne kadar 138 farklı çeşitte maden türü tespit edilmiştir. Bölgedeki madenler, tüm Çin'deki maden çeşitliliğinin yüzde 78'ini oluşturuyor.Doğu Türkistan'da aktif olarak işletilen madenler ise Çin'deki tüm madenlerin yüzde 85'ine denk . Bunlar içinde krom, tuz, demir, taş pamuğu, mangan, bakır, silisyum, kurşun, pırlanta, altın, gümüş, kömür ve uranyum en öne çıkan madenler. 2015 verilerine göre, Doğu Türkistan'daki dört büyük petrol havzasından bir yılda çıkarılan toplam 27.880.000 ton ham petrol, Çin'in iç bölgelerine taşındı.2020 yılı sonuna kadar Çinliler bu miktarı petrolde yıllık 29 milyon tona, doğal gazda ise 36 milyar metreküpe çıkarmayı planlamaktaydılar. Çin'in yıllık petrol üretiminin yüzde 60'ından fazlası Doğu Türkistan'dan çıkartılmaktadır.Jeologların tahminine göre 60 milyar ton petrol rezervi bulunmakta.

Çin müdahalesi ve İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşu

Çinlilerin Doğu Türkistan'ı işgal için ikinci hamlesi 1884 senesinde gelmiş ve bölge Çin'e bağlı bir eyalete dönüştürülerek, ismi bugün de kullanılan Sincan (Xinjiang) eyaleti olarak değiştirilmiştir. Çeyrek asır süren baskı ve intikam politikaları ardından Çin merkezî otoritesinin zayıflamaya başladığı 1911 senesinden sonra, bölgede yeni hareketlenmeler yaşanmıştır. Bu girişimlerin önemli bir bölümü kanlı biçimde bastırılmış olsa da ardı arkası kesilmeyen olaylar hiç dinmeden 1933'e kadar sürmüştür. Nihayetinde, Kumul'un dağlık bölgelerinde başlayan bağımsızlık hareketi, 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgar'da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

Komünist işgal ve topraksızlaştırma

1949 yılında ÇKP'ye bağlı ordunun Doğu Türkistan'a girmesiyle bölgede bugüne değin süren yeni bir tarihî süreç başlamıştır. Çinliler bir taraftan çok yoğun Komünizm propagandası yaparken diğer taraftan toprak reformu, üretimi kamulaştırma, sosyalist paylaşım adı altında toplumsal dönüşüm politikalarını hızlı bir şekilde gerçekleştirmiştir. Bu politikalar çerçevesinde ilk olarak toplumun önde gelen eşraf aileleri yok edilmiş, halkın elindeki üretim araçlarına el konulmuş ve insanlar topraksızlaştırılarak zorunlu çalışma kamplarına alınmıştır.

Bağımsızlık tedirginliği

Sovyetlerin parçalanmasından sonra Orta Asya'da başlayan bağımsızlık dalgası, Doğu Türkistan'daki Türklerin bağımsızlık isteklerini de yeniden harekete geçirmiştir. Aslında başarısız bir Komünizm uygulayan sadece Sovyetler Birliği değildir, Çin içinde de tam demokrasi talepleri çoktan başlamıştır. Ülkedeki bu kalkışmaları kanlı biçimde bastıran Çin Komünist Partisi ÇKP, Orta Asya'daki uyanışa en yakın kriz noktası olarak gördüğü Doğu Türkistan'daki en küçük bir hareketlenmenin dahi olayları kontrolden çıkarabileceğini değerlendirip bölgeye daha fazla askerî birlik göndererek baskıları yoğunlaştırmıştır.

2005'ten sonraki baskılar

Çin yönetimi, 2005 senesinden sonra Doğu Türkistan'ın köylerinden genç kızları Çin'in farklı bölgelerinde bulunan fabrikalara işçi olarak götürme uygulamasını başlatmıştır. Sadece 2006 senesinde Yopurga nahiyesinden yaklaşık 2.500 Uygur kızının Çin'in Shandong eyaletine götürüldüğü kaydedilmektedir. İlk başlarda bazı aileler kızlarını göndermeye ekonomik gerekçelerle ikna edilmişse de çoğu aile bu teklifi kabul etmemiş, bunun üzerine Çin'e götürülecek kızların yaş sınırlaması ve kontenjan konusunda her köy ve kasaba için zorunlu kotalar konulmuştur.

İbadetlere kısıtlama başlıyor

Her türlü dinî ibadetin kısıtlandığı Doğu Türkistan'ın dört bir yanında, 2013 yılından itibaren gizli kapaklı ellerce yoğun bir IŞİD terör örgütü propagandası başlatılmıştır. Bu dönemde ilginç bir şekilde binlerce Doğu Türkistanlı, normal şartlarda kuş bile uçurulmayan Güney Çin sınırlarından sorunsuzca geçerek Malezya ve Tayland üzerinden Suriye ve Irak'a doğru transfer edilmeye başlanmıştır. Bu noktada Çin güvenlik güçlerinin izni olmadan adım atmanın dahi mümkün olmadığı bir ortamda, binlerce Uygur Türkü'nün kolaylıkla ülke dışına çıkarılması son derece dikkat çekicidir.

Emperyalist bakış açısı

Emperyalist devletlerin sömürgeleştirme tarihleri anlatıldığında ilk akla gelen coğrafya nedense hep Afrika olur ve genellikle sömürgeciler de Batılı devletlerdir. Bu tespit büyük oranda doğru olmakla birlikte, onlarla aynı zamanda başladığı hâlde, günümüzde hâlen devam eden gerçek bir sömürgecilik aranacaksa bunun önemli adreslerinden biri Doğu Türkistan. Bir asıra yaklaşan doğrudan işgal tarihi ile Doğu Türkistan meselesi, bölgede yaşayan Uygur Türklerinin üç nesline mal olmuş önemli bir trajedinin adıdır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER