Doğru Soru Gerçeğin Anahtarıdır

Sayın Cumhurbaşkanı farklı olma adına yeminini ve anayasanın kendine tanıdığı sınırları oldukça zorluyor. Göreve başlayalı altı ay olmasına rağmen Başbakanlığı döneminde alışkanlık haline getirip, çok iyi kullandığı polemikçi gerilim politikasını her fırsatta sergiliyor. Bu alışkanlığını devam ettirirken Cumhurbaşkanlığı makamına hiç uymayan bir üslup kullanması toplumdaki gerilimi daha da tırmandırıp, tehlikeli bir kutuplaşma yaratıyor. İnsanın kendini var etiğine inandırdığı alışkanlıklarını terk etmesi kolay değil, ancak toplumu alışkanlıklarıyla tehlikeli kutuplaşmalara itmek Cumhurbaşkanlığı makamına hiç uygun olmadığı gibi kimsenin de hakkı değil.

Cumhurbaşkanı, altı ay önce yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için halka teşekkür(!) adı altında seçim sath-ı mailinde partilerden önce meydanlara indi. Maksadını, milliliğini şahsen sorguladığım sözde çözüm sürecinin devam ettirilmesi, düşünce olarak kendisine ait olmayan Başkanlık sistemine geçilmesi, rejim değişikliği içeren kafasındaki anayasa değişikliği için 400 milletvekili çoğunluğuna sahip bir iktidar yapısının oluşması olarak açıkladı. Parti isimi vermemiş olması kanuna uygunluk oluştursa da bu talebi AKP için yaptığı aşikâr. AKP’nin ismini hiç telaffuz etmese, hatta AKP yönetimi ile ters düşmüş olsa veya öyle bir görüntü verse bile, AKP’nin kemikleşmiş tabanında kirlenmişlik ve yıpranmışlık yüksek sesle konuşuluyor olsa bile, Seçmenin %50 sini kemikleştirdiği bu üslubuyla AKP ye bir seçim daha kazandırma hesabında.

AKP seçmenini diri tutmak için Cumhurbaşkanlığı makamının sorumluluğu ve saygınlığıyla bağdaşmayan; diğer %50’yi ötekileştiren, muhalefeti aşağılayan üslubunu terk etmeyeceği belli. Seçimlerin ortaya çıkartacağı tabloya göre yeni tavrının ne olacağını seçimlerden sonra göreceğiz. Umarız seçimden sonraki üslubu ötekileştirmeyen, birleştirici, uzlaşmacı, vatandaşın hak ve hukukunu Bilal Erdoğan’ın hukuku kadar koruyan, hukukun üstünlüğüne inanan, inandırıcı Cumhurbaşkanlığı tavrı olur.

Muhalefetse kaç seçimdir kendini bir türlü RT Erdoğan'ın belirlediği seçim stratejisinin dolgu malzemesi olmaktan kurtaramıyor. Muhalefetin RT Erdoğan'ı konuşmaktan, kendisini konuşmaya zamanı olmuyor. Muhalefet, kendini tartıştırmayı başaran Erdoğan’a gerilimi istediği gibi kontrol edip, kitleleri bloklaştırma, yönlendirme gücü veriyor. Gücünü ve enerjisini Erdoğan’ı tartışarak Erdoğan’a devrediyor.

Muhalefetin dikkat çeken diğer bir yanı; fikir ve proje kısırlığı. Muhalefet kendini iktidara taşıyacak plan ve proje, fikir geliştiremiyor yâda geliştirmiyor. Muhalefet, RT Erdoğan’ın kendine ait olmayan, kendisininmiş gibi ortaya attığı fikirleri (Bahçelinin karşı çıktığı, Alpaslan Türkeş'in Başkanlık sistemi-Tek meclis düşüncesi gibi) eleştirme kolaycılığında. Siyaset, faraziyeleri, bilinmeyenleri çok bir denklem. Bilgi gerektiren, propaganda ve algı yaratma yeteneğine, ince zekâya dayalı, ters mantık kurgulu toplum mühendisliği işidir. Bizdeki muhalefetinse ince zekâyla, bilgiyle çok işi yok. Normal mantığın olmadığı yerde ters mantık ne gezer. Her şeye karşı çıkmayı muhalefet sanıp, kendini bile reddeden, Erdoğan’ı tartışmaktan kendini anlatmaya fırsat bulamayan bir anlayış…

Buraya kadarı gözümüzün önünde cereyan eden siyasetin görünen tarafı.

Birde siyasetin gerçek ama ispatı zor, anlatma ve yorumlama güçlüğü olan, spekülasyona açık tarafı var ki bu tarafı doğru sorular sorarak anlaşılabilir. Soru sormak aklı devreye koyar, soru sorabiliyorsanız çözüme ulaşabilirsiniz. Soru sorma yetisi olmayan toplumlar güdülerinin, ön yargılarının esiri olmaktan kurtulamaz, güdülmeye mahkûm olur. Ortak doğru sorular sorulmadan ortak doğrulara ulaşılamaz.

Halden şikâyetçi olanlar kendi doğru sorularımızla beyin fırtınası yapmaya ne dersiniz?

Ben ilk aklıma gelenleri süzmeden aklıma geldiği gibi yazıyorum. Sizde yazının altına sorularınızı ilave edin açık forum gibi tartışalım.

Mesela; RT Erdoğan her seçimden şapkadan tavşan çıkartır gibi iktidar çıkartan illüzyonist mi, 12 senedir neredeyse kusursuz denebilecek oyun kurma gücünü nereden nasıl elde etti?

Mesela; 12 yıllık her türlü kirlenmişliğine, yıpranmışlığına, hukuku siyasallaştırmasına, daha bir dizi rezalete rağmen AKP’nin oy oranının % 50 civarında olmasındaki gizem, gizemli güçlerle ne kadar ilgili?

Mesela; AKP kontrol damı, üç seçim kazanma şansı neden verildi?

Mesela; Erdoğan "yol arkadaşları" dururken AKP yi ekleme Davutoğlu'na neden, nasıl bıraktı?

Mesela; Davutoğlu-Fidan birlikteliği ne zaman, nasıl, neden oluştu, asıl abi kim?

Mesela; Fidan ve yönettiği kurum 2010 yılından beri ortalığa saçılan, paralel yapıya yamanan, iktidarıyla muhalefetiyle partileri dizayn eden kaset skandallarının neresinde?

Mesela; Fidan’ın kurumu 400 yıldır oyun kuramama psikolojisini Türk milliyetçiliğini dışlayıp bir kaç milliyetçiyi öne çıkartarak kırabilir mi?

Mesela; Fidan’ın yeni rolü yeni Türkiye de, yeniden yapılanma sürecinde(!) muhtemel yol kazalarına karşı emniyet supabı mı, Türkiye’nin ilk başkanımı?

Mesela; Atlantik-Avrasya derin ayrışmasının sebebi BOP mu? BOP bitti mi, kim niye bitirdi, bitmediyse Türkiye bütünlüğünü Rusya ya mı endeksledi?

Mesela; yolsuzluğu kabul eden ama yolsuzluğun hırsızlık olmadığına fetva veren dindar, muhafazakâr kesim, okuryazarıyla, akademisyeniyle bu kirlenmişliği içine sindirecek kadar yozlaşmış mıdır? Yoksa bir gereğe mi inandırılmıştır?

Mesela; Temel dünya görüşleri bir araya gelmelerine mani olan muhalefet seçim döneminde neden aynı safta oluyor? Muhalefetin Erdoğan karşıtlığında birleşmesi Erdoğan’ı güçlendirme operasyon mu?

Mesela; “çözüm sürecini” “çözülme süreci” olarak niteleyen MHP, çözüm sürecinin tarafı görünen BDP-HDP’nin iç güvenlik yasa tasarısına, Başkanlık sistemine aynı gerekçelerle karşı çıkmaları normal mi?

Mesela; İmralı, Kandil, HDP-BDP aynı safta mı? Çözüm sürecinde Öcalan figüran mı, aktör mü? Figüransa ne kadar sürdürebilir, aktörse kimin aktörü, CIA-MOSAD kontrolünde ki Kandile etkisi mümkün mü?

Mesela;……
Mesela;…….

YORUM EKLE