Çocuklarımızın FETÖ imamı olmasını istemiyoruz.

Nasıl ki, mayalanmış bir hamur tekneden taşarsa, düşmanlık aşılanan sosyal katmanlarda toplumsal düzene kalkışır. Biz bunu, dış ülkelerde eğitim alan PKK militanlarının Güney Doğu tabanımıza saçtığı “özerklik” gibi tohumlarla bacanın ateş aldığında gördük, yaşadık, yaşıyoruz. Bölücü hain güçler (ABD-İngiliz) taraflarından Türk halkının istikbalini çalmak için eğitilmişti, silahlandırıldılar ve kasıp kavuran, ateşe verin, acımayın öldürün düğmesine basıldığında insafa gelmek yoktu.
Ölüm tugaylarının lideri, kurmayı, mağara kampları, silah depoları vardı.
Canlı bombalar eğittiler. Onlar için terör bir oyundu. Hainler ölüm oyununu pişti oynar gibi oymayı planlamıştı. PKK öncülüğünde bu oyunu 40 yıldan beri oynatıyorlar. Oyun kartlarını elinde tutan baş hainlerin parmakları yanmıyor, fakat Türkiye’ye ölüm taşıyan taşeronlardan hiç biri hayatta kalmıyor. “Kürdistan” diye adlandırdıkları bölgenin şehirlerinde “Kardeşliğe Davet!” Mitingleri yapılıyor.
Halk tabanı terörü ve bölücüleri lanetliyor.
Türkiye Cumhuriyetini ele geçirmeyi hayal edenler, hainliğin en eski araçlarından olan bölücülükle yan yana, devletin özüne, makamlarına, adliye ve silahlı kuvvetlere sızma, iletilimde, basın-yayında ve eğitimde hakim olma, son sözü söyleme çabalarına hiçbir an ara vermediler.
Düşüne biliyor musunuz?
Türkiye Sağlık Bakanlığı hastanelerinde doğan çocukların isimlerinin kendini “dünya imamı” ilan eden, Pensilvanya sapığı tarafından verildiğini! Evlatlarımızın kaderi asla geri alamamak koşuluyla o haine kaptırdığını!!
Ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz?
Milyonlarca çocuk daha doğduğu an FETÖ ağına nasıl düşürtüldü? Bu zavallıların beyinlerinin nasıl boş bırakıldığını, zihinlere Atatürk düşmanlığının, vatan hainliğinin, cumhuriyet ve demokrasiye ihanetin nasıl işlendiğini, özgürlük ve kardeşlik düşmanlıklarının nasıl aşılandığını…!? Evet bunlar profesyonel bir çalışma sonucu aşılandığını?
Çocuklarımızın canlı bomba haline getirildiğini?! Ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz?
Asker, polis, jandarma ve adaletten önce, Halkımızın hikmetini, halkımızın aklını, halkımızın uyanıklığını yok etmek istemişler. Halkımızı fiziksel ve zihinsel olarak felç etmek istemişler. Bizi uyurgezerler toplumu haline getirmeyi amaçlamışlar. Bizi toplu ölüme hazırlıyorlarmış… Ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz?
Kardeşi kardeşten ayırıp, ayrı ayrı ama kardeşlerin, Atatürkçülerin, vatanseverlerin, mazlumlarımızın hepsini öldürmek istemişler? Listelerimizi hazırlamışlar. Cesetlerimizi atacakları hendekleri belirlemişler…
Ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz?
Olanlar öyle bir şey ki, şiir destan yazmak gerekmez. Romanlarla öykülesen de olacak ki!
Hiç birimizin mezarı, mezar taşı olmayacaktı. Hepimiz it çöplüğüne atılacaktık?
Vatan toprağında Galata Kulesi kadar izimiz kalmayacaktı. Ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz?
Türkiye Cumhuriyetini ele geçirmek isteyenlerin hainliğini, Türk ve Türkiye düşmanlığını, çocuklarımızın hepsinin yok edilme planlarının gündemde olduğunu ve belki de bir daha asla kurtuluşumuz, bayramlarımız, doğum günümüz olmayacağını?
Ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz?
Bütün bir halkın bakan kör ve köle haline getirilebileceğini! Ölümü, yok olmayı, tarihten silinmeyi elzem bilen duruma getirilebileceğini! O biz Türkler olamayız kardeşler!
Bu tuzak bize kurulmuştu. Büyük oyun bozuldu. Artık büyük olan, oyun kuran biziz. Ava giderken ABD-İngiltere’yi avlayanda Biziz. Hezimete uğrasalar bile, yine de, düşüncesi bile, ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Düşüne biliyor musunuz: ?
FETÖ (Koalisyonu) hain darbe planı gerçekleştiğinde halimiz ne olurdu sevgili soydaş kardeşlerim? Hepimize yeniden göç yolu görünecekti. Evimizi, anavatanımızı bırakıp göç yollarına düşecektik. Alın yazısı deyip gidecektik. Ölen kardeşlerimizin acısıyla, parçalanan anavatanımızın feryadıyla, iç savaş ateşinde kaçarak yollara dökülüp yine sel olacaktık. Düşünmek bile ne kadar acı, ne kadar korkulu ve ne kadar tehlikeli!
Verilmiş sadakamız varmış. Büyük bir facia atlattık.
Yirmi birinci yüzyılın büyük önderi Sayın Recep Tayyip Erdoğan Türk silahlı kuvvetleri Başkomutanı sıfatıyla halkı meydanlara çağırarak hayatı ve düşmanların hesaplarını kilitledi ve kurduğu oyunla Koalisyonların darbe kalkışmasını hezimete uğrattı.
Büyük bir halk olduğumuzu yedi binyıllık tarihimiz olduğunu bileğimizin asla bükülemeyeceğini tekrar dünyaya gösterdik.
Emperyalizm, köleliği, orta çağ ilişkilerini, uşaklığı bize dayatamayacağını bir daha gördü. Atatürk zaferlerinden sonra ilk defa durumu lehine dönüştürme denemesi 15 Temmuz’da son kez kesin duvara tosladı. Dünyaya tekrar rezil oldu. Fakat bu ağır gelişmelerden mutlaka çıkarılması gereken dersler var.
Bir defa emperyalizmin İslam Dünyasında dünya imamlığı planı hala canlıdır.
Bu hayalin sert çekirdeği Fetocuların henüz ellerinde bir kozdur. Baş haini ABD vermek istemiyor. Kıvranıyorlar. Tarihlerinde ilk kez bu konuda masaya oturmak zorunda kaldılar.  Yani geriliyorlar. Amerika Başkan Yardımcısı Joe Biden son de PKK’yı kurtarmak ve PYD’yı Fırat nehrinin Batı kıyısına geçirmek için gelmişti, şimdide FETÖ’yu iade etmeme veya generallerine karşılık verme derdinde. Anlaşılan Türkiye’nin güçlenmesinden en fazla rahatsız olan İngiltere ve Beyaz Saray!
Türkiye olmadan Yeni Dünya kurulamaz;
İkinci olarak yenidünya Türkiye olmadan kurulamayacak, Batılıların üstesinden gelemediği sorunlar var. Bunların en önemlisi sığınmacılar problemidir. Avrupa liderleri İtalya’da yaptıkları son dörtlü zirvede göçmen-sığınmacı sorunlarını Türkiye’siz çözmenin mümkün olamayacağını itiraf etti. Türkiye’de darbe planlarının suya düşmesi hepsini düşündürmekle kalmadı, felç etti. Onların sistemli hainliği 100 yıldan beri Mustafa Kemal Atatürk dış siyasetindeki devamlılıkla yüzleştikçe hayal kırıklığı yaşıyorlar. Türkiye Başkanı Sayın R.T. Erdoğan’ın esnek ama ödünsüz dış siyasetini aşamıyorlar, endişeleri arttıkça artıyor.
Üç olarak, emperyalizm ve işbirlikçilerine bağlanmış olduğu oranda iktidar değişikliğine zorlanan Türkiye’de 2003’ten beri bu formül bu hükümete sökmüyor. Bu da Batıyı rahatsız ediyor. 7 Haziran 2015 seçim oyunuyla parlamenter sistemimizin tıkayabildiler ama beklenen sonucu vermedi. Bu sefer Devlet Bahçeli oyunlarını bozdu. Son 6 yılda denenen 15 darbe denemesi sökmedi. 15 Temmuz da başlarına patladı. Durumu değiştiren, yeni oyun kurucu Büyük Türkiye’dir. İşler, ipler Türkiye Başkanı R.T. Erdoğan’ın eline geçti. Rüyaları kâbus oldu.
Dördüncü, Türkiye halkının FETÖ ile PDY’nın iç hortlamasına 15 Temmuz cevabı tekrar yedi düvele örnek oldu. Dünya halkları 15 Temmuz’da 1919 Türkiye’si ruhunu gördü. Yeni doğan kardeşlik gücünü 80 milyondan alıyor.
Beşinci, Türkiye’de halk 2016’da cepheyi geniş aştı. Bir defa Amerikancı PKK kendi hendeklerine gömüldü. İninde vuruldu. 15 Temmuz 2016 tarihinde yine Amerikancı-İngilizci bölücü FETÖ örgütünün gece darbesi girişimi halk – ordu birlikteliyle önlendi ve ezildi. Türk halkı hiçbir düşmandan korkmadığını kanıtladı. Cesaretine cesaret kattı. Kısacası etnik PKK ve dini FETÖ kanlı kalkışmalarına karşı halk- ordu direnişleri eylemlerde zafer elde etti.
Türk halkı büyük bir olay yaşadı.
Savaşarak cumhuriyet, demokrasi ve özgürlüklerini daha da pekiştirdi. Birlik ve beraberlik yolunda yeni adımlar attı. Bu arada 21. yüzyıl hainliğinin ilk çizgilerini ortaya çıkarırken, karşı-devrim ve darbe yolunun da halkların güç birliği ile kapanabileceğini gösterdi. Şimdi hainlerden arınıyor. Yeni atılımlara bileniyor.
Görüldüğü üzere emperyalizm maşası PKK/FETÖ hainliğine karşı mücadele tarihi önemlidir. Türkiye’nin artık milli meselesi olmuştur.
Bu arada FETÖ kuyruğunu koklayarak feodalizmin ülkemizdeki kalıntıları olarak sürünen Nurcular, Nakşibendîler ve bilinen toplam birçok tarikat emperyalizm memesinden süt beklediği için, hepsine karşı uyanık ve dimdik olmalıyız.
Bulgaristan’da bile, isimlerimizi değiştirenlerin, bize anadilimizi ve dinimizi yasaklayanların FETÖ elemanlarına sahip çıktığını görüyoruz.
FETÖ konusunda alınan tavır, dostu düşmandan ayıran çizgi olmuştur.
Emperyalizmin bizdeki dayanaklarından biri de yerel ağalık düzenidir.
Onun da demokratik reformlarla yüzleşmesi zamanı çoktan geçmiştir.
Kısacası, Orta Çağdan kalan tüm küflü zihniyet sökülüp atılmadan, FETÖ, PDY ve PKK-PYD hiçbir izi kalmamak koşuluyla yok edilmeden YENİ BÜYÜK TÜRKİYE kurmak zor olur.
Biz Dünya İmamlığı içinde Türkiye şubesi olmayı asla ve hiçbir zaman kabul edemeyiz.
Son olarak da artık dünyayı okuyalım dünyayı okumak için de AKILLI OLMAK ZORUNDAYIZ, Dünyayı yönetmek için ise aklı öne koymalıyız.
Zaman geldi tekrar ayağı kalkma zamanı geldi, isteselerde istemeselerde
Türkler tekrar Dünya yönetiminde söz sahibi olacaktır.
Saygı ve sevgilerimizle,
YORUM EKLE