Çanlar bizim için çalıyor!

Filmin bitmesinden önceki son karedeyiz.

Türk milleti ve Türk vatanı son yüz yılın en büyük tehdidi altındadır.

Yazmaktan ve düşüncelerimizin ne işe yarayacağını bilmeden siz dostlarla paylaşmaktan başka elimizden bir şey gelmiyor.

Yazdık.

Soğuk savaş sonrası Türk devleti  güvenlik konseptini sağlam bir stratejik temele oturtamadı.

NATO alt yapılı iç ve dış tehditlere yönelik güvenlik stratejisi artık yeterli olmaktan çıkmıştır.

Batı’nın tehditlerinden kurtulmanın yolu Rusya'nın olduğu bloğa savrulmakla bulunamaz.

Unutmamamız gereken tarihi stratejik lineer siyasi doğru şudur.

Moskova, Erivan Tahran ve Şam arasındaki kutsal ittifak, doğuda tarih boyu Türk milletinin karşısındaki “şer seddini“ oluşturmuştur.

Tek bir ABD ve Batı yoktur.

Fakat tek bir Rusya ve İran vardır.

 

Katolik ve Ortadoks dünyası  aralarındaki 900  yıllık kini temizleyip barıştı.

 

Aralarında Türk milletine ve Anadolu topraklarına yönelik gizli bir ittifak ve sinsi bir tuzağın olup olmadığından emin olmadan Batı ve Rusya arasında savrulmanın bedeli çok ağır olur.

Haçlı seferlerinde İran hangi safta ise bugün de aynı saftadır.

Karabağ'ın işgalinde ve sonrasında Ermenistan’nın yanında saf tutan Rusya ve İran'ın Türkiye'nin ve Türk milletinin yanında olacağına nasıl inanıp güvenebiliriz?

Yarın belki de çok yakında ABD ve AB’nin önümüze koyacağı kesin olan Kürdistan’ın da olduğu yeni haritayı kabul etmediğimizde Rusya ve İran kimin yanında olacak sanıyorsunuz?

Kısaca çok tehlikeli,  derin ve teniği taktiği çok iyi çalışılmış bir tuzakla karşı karşıyayız.

 

Hızla zayıflatılıyoruz ve güvensizlik,  korku ülkemizi sarıyor.

Tuzağın ve tehditin halkımız farkına vardıkça iç barışımız daha kırılgan hâle gelecek.

 

Artık kesin olarak  ABD ve AB Türkiye de demokrasi temelli bir yönetim değişikli sürecini istemiyor, desteklemiyor ve bunun için en ufak bir işaret vermiyor.

Mısır ve Sisi modeli hâlâ kafalarındaki tek alternatif.

 

Bu durumda ilk yapılacak şey Türk halkı arasında ciddi kırılmalara ve fay hattına ve provakatif terör eylemlerine kaynaklık yapacak iktidar kaynaklı siyasi adımların  atılmamasıdır.

Bu konudaki en büyük sorumluluk halktan önce  en sorumlu makamlarda bulunanlara düşer.

 

Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemine geçiş süreci acilen durdurulmalı ve tasarı TBMM den çekilmelidir.

 

Anayasa tartışmaları,  dışımızdaki şer ittifakına karşı milletimizin birliğini tehdit eden ve edecek olan en büyük fitnenin ve güvensizliğinin kaynağı olacaktır. Yüzde elli dengesinde Milleti tam ortasından bölen  siyasi sistem tartışmaları zaten yeni sistemin  ölü doğması demektir. Sebep olacağı tartışmaların doğuracağı güvensiz ve nefret ortamı milli birliğimizi bozar ve terör odaklarına altın fırsatlar doğurur.

Terörün bu fırsatı değerlendirip yaygınlaşması batının ümitle beklediği “ Sisi” modelinin icrası için yeni bir darbenin fitilini ateşleme fırsatını verir.

Önümüzdeki tehdit,  ne kadar  aksasa da  yönetim sistemimizin şekli  değil, birliğimizi, beraberliğimizi tehdit edecek olan  iç siyasi tartışmalardır.

Bu durumda sorumluluk makamı iktidardır  ve ilk adım iktidar tarafından atılmalıdır.

Milli birliğimiz, ortak tehditin tanımında birleşmeden ve ülkemize kurulan Doğu -Batı ittifakındaki tuzağın  farkına varmadan sağlanamaz.

YORUM EKLE