Caan, Özgecan

Tarsus’ta bir caan. Özgecan.

Henüz 20’sinde bir taze bahar, bir taze gül Özgecan.

Özgecan yavrumuz maalesef ki, insan sıfatına bürünmüş hayvandan aşağı birileri tarafından katledildi.

Mekanın cennet olsun güzel kızım, can kızımız.

İnan seninle ilgili haberleri dahi okumak içimden gelmiyor.

Ne vicdanım, ne de yüreğim kaldırmıyor. Kanım dondu, sızladı.

Çok manidardır; bir anda bu olayın hemen ertesi, 35 bin kişinin (üstelik 20’sinde kınalı kuzular) katili için serbest bırakılsın diye feryat figan edenler “idam isterük, linç edilsin” gibi baba söylemlerde bulunmaya başladı.

Sizin ne samimiyet, ne de vicdan ağınıza gelinmez, hiç de inandırıcı değilsiniz.

Tek amacınızın yine bir bahane bulup memleketi karıştırmak olduğu nasıl da aşikar, nasıl da aç çakallar gibi dolanmaya başladınız; hiç de inandırıcı değilsiniz.

Bu lafım elbette ki, vicdan, sağduyu ve insanlık adına tepki koyan temiz yürekli necip milletim için asla değil.

Bir de hükümete yalakalık sevdasında olanlar var.

Ya buna ne demeli: “Bikinili kızlarla survivor yarışmasına hazırlanıp da, sükseli laflarla caka satan züppe, insanlıktan ve vicdandan bihaber, insan sıfatına bürünmüş bir mahlûkatın ‘mini etek giyersen, böyle olur’ sözüm ona nasihat perver zırvalaması”.

Hunharca katledilen yavrumuzun yakılmasından, ne kıyafet giydiği tespit edilemezken, az gelişmiş duygularının kompleksi içinde toplumda sıfat ve kişilik bulmaya çalışan böyle sosyopat, ruh hastası sapıkların katılacakları yarışmanın da bilinçaltında hangi düşünceye hizmet ettikleri net ortaya çıkmış oluyor.

Sanırım duyarlılık ve vicdan göstergesi taşıyan formatın Türkiye yayın sahibi de bu süreçte sıfat mağduru bu tür mahlukları ekran karşısına çıkarmamış olur.

Türkiye kimlere kaldığının fotoğrafıdır ki, yazar sıfatıyla ortalıkta dolaşıp hükümet yalakalığı, tavşanlığı yapan; sözde tesettürlü olduğunu gördüğümüz yine insan sıfatı taşıyan mahlukat da, ‘bu tip olayların büyütülmemesini, ABD’de bile var’ söylemi ile farklılaştırılma lafları.

Yahu insanlıktan nasibinizi almadığınızı biliyorum da, bari vicdan taklidi yapın be kardeşim; belki alkış alırsınız. Bakalım bu gazete de bu yazarını ne kadar insanlık adına sahiplenecek; göreceğiz.
Toplum infialde; adeta ayaklanmış, katili linçe hazırlanıyor.

Evet, bu tiplerin toplumda yaşama hakları olmadığını ben de düşünüyorum.

Lakin bunu cezalandıracak mercii hukuk devletinde, yine yargının ta kendisi olacaktır.

Yasada yapılacak basit bir değişiklikle bu ve benzeri cinayetlerde, yani vahşi hisle insan öldürmelerinde, başka suçu gizlemek için cinayetler vb. durumlarda idam cezası çok da kolay yasaya eklenebilir.

Bunu meclisin bir an evvel değerlendirmesi gerekir.

Aksi takdirde adalet ‘insanlık’ adına gerçekleşmiyor, gerçekleşemeyecek.

Halk farklı düşünebilir, bir çok şeyin yapılmasını isteyebilir, buna linç de dahil.

Diğer taraftan da Mersin baro başkanı olan hukukçu meslektaşımın da açıklamasını dehşetle okudum. Neymiş, bu katile avukat yollamayacaklarmış. ‘Avukat, katili ve fiilini savunmaz’. Maddi gerçeğin ortaya çıkması için müvekkili olan kişiye, sadece hukuki yardımda bulunur.

Avukat olmadan orada yargılamanın yapılamayacağını da baro başkanının biliyor olması gerek.

Bir baro başkanı böyle popülist tavırlar sergilediği zaman yarın yargılamada oraya atanacak avukatı da sonrasında vatandaş, bu hayvanların suç ortağı gibi algılar.

Ve üzüldüğüm bir başka husus da bu insan sıfatına bürünmek isteyen hayvanların sosyal medyada daha önceden ‘Türk’ün sembolü bozkurt işareti yapmış olmaları.

Ülkücülük her şeyden önce ‘şahsiyet, insan, vicdan ve inançlı’ olmayı gerektirir.

Ben şucuyum demekle bir şey olunmaz. Ayrıca herşey bir yana yapılan fiil bir insanlık suçudur. Bunu yapanın insan olmadığını düşündüğümüz bir yerde, insanlığın seçilmişlerinden oluşan ‘Ülkücü’ olarak nitelendirilmesini de ancak ‘35bin kınalı kuzu’ katilinin yandaşları söyleyebilir.

Son 15 yılda ‘Ülkü Ocakları’ işlevini yitirmeseydi, okulundan çıkıp evine giden bir evladımıza minibüs şoförlüğü yapan bu mahlukatın, ‘Ülkü Ocakları’nın azamet ve şerrinden çekinerek böyle bir şeye asla cesaret edip, yanaşamazdı; tevessül dahi edemezdi.

Dün ‘Bozkurt’ işareti yapmaktan ve ‘Ülkücüyüm’ demekten hicap edenler, çekinip korkanlar bugün meydanı boş bulduklarından cirit atabiliyorlar.

Bugün Özgecan kardeşimizi katleden zevatın Bozkurt işareti yapmasıyla, Ülkücü karındaşlarımızı ‘Genel Başkan’a suikast yapacak diye gözaltına alıp tutuklatanların ve MHP milletvekillerine şerefsizce/alçakça kaset tuzakları kurup bu yaptıklarından dolayı da hesap vermek için adliyeye giderken ‘Bozkurt’ işareti yapanlar arasında asla bir fark göremiyorum.

YORUM EKLE