Bulgaristan Türklerine Büyük Komplo 50 Yaşında

Onur ve Şeref Partisi Başkanı Korman İsmailov onursuzluk ve ş… sergilemeye devam ediyor.

“Tv7’ye konuk olan Reformcu Blok Milletvekili Korman İsmailov, statükocu partilerin yargı reformunu baltaladığını söyledi.”

Güler misin? Ağalar mısın?

Soru bizim memlekette kim yargılanacak.

Yargılanacak olan KATİLLER, HIRSIZLAR, DOLANDIRICILAR, HALKI EZENLER, VATANIMIZI SAATANLAR vs tespit edildi mi ki, onları yargılamak için reform yapılıp daha sert kanun çıkarılsın?!
Yoksa durum değişti de bizim haberimiz mi olmadı.

Bizim kesin inancımıza göre, ilk önce koğuşa tıkılacak olanlar, totaliter komünist rejim döneminde halkımıza kan kusturanlar, yargısız infaz yapanlar, insanlarımızı zan altında bırakanlar, toplumda nefret ateşi yakıp toplumu paramparça edenler ve 3 milyon vatandaşımızın ülkemizi terk etmesine sebep olanlardır.

Komünizm suçlarının af edilemeyeceği, hiç birinin aklanmaması gerektiği konusunda geçen hafta Sofya Bulgaristan Meclisi’nde bir kanun oylamaya sunuldu ve sen meclis salonunda yoktun, sandalyen boştu, masanın üzerindeki lamba yanmadı. Bunu nasıl açıklayacaksın!?

Cevap bekliyoruz.

Balıkta olduğunu söylediler. “Devin” barajında Balkan Alabalığı avlamışsın. Oruçlu olmayan Pomak kardeşlerimizse bir yandan ızgarada kızartırken indirip bindirmişsin ve sana şöyle bir soru sormuşlar: “Bulgaristan Türklerindeki Kırılma Noktası ne zamana rastlar?””

Önemli bir soru. Pomakların inandığı gerçeklere göre, biz 1972 Pomak Ayaklanmasına kadar kırılmamışız, yani Türkler dayanabilmiş, daha sonra birden “yumuşamışlar”, “çözülmeye başlamışlar” ve “kişisel kırılmalar” sonucu 1989’da kayıtlı “hainlerin” adeti 3 016’ya ulaşmış (Thaberden alıntı).

Korman arkadaşın bu soruyu cevaplayabilmesi için 50 yıl gerilere bakması gerekir ki, o henüz 42 yaşında olduğundan, boyundan büyük işlere uzanmak istemeye bilir.

Aslında insanlar, kendileri dünyaya gelmezden önce meydana gelen olaylardan sorumlu mudur değil midir sorusu da var da, görüldüğü üzere, işlerine geldiğinde “her koyun kendi bacağından, başkalarının suçlarından sorumlu olamayız” diyenler, başka bir durumda örneğin “Türkiye’deki Ermeni Soykırımı" "Bulgarlara Osmanlı Soykırımı ” konusunda hiç çekinmeden “evet” oyu kullanabildiler.

Korman’ın geçen hafta kullanmadığı oyun derin anlamını biraz açalım.

İsimlerimiz değiştirilirken 40 kişi öldürüldü, 12 bin kişi hapis yattı, “Belene” Ölüm Kampı, sürgünler, sopalar, dayaklar, yarım milyona yakın insanımızın göçe zorlandı ama suçlu bulunan, tutuklanan, sorgulanan, yargılanan, içeri düşen olmadı.

Sen bu eziyeti çekenlerin temsilcisi olarak mecliste bulunuyorsun ve en önemli yasa görüşülürken “Devin” Baraj gölünde alabalık avlıyorsun. Senin Sofya’dan “Reformcu Blok” Partisi oylarıyla meclise girmek durumu değiştirmiyor. Bu parti seni bir Türk temsilci olarak meclise seçtirdi, çünkü Türklerimiz seni ve akıl hocan olan K. Dal’ı tanıdığı için daha önce seçmedikleri gibi geçen sene de seçmeye-bilirlerdi.

Bu analizimizde bir basamak daha derine inelim:

Söz konusu olan SUÇLULARIN CEZALANDIRILMASI YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE ADALETİN YERİNİ BULMASIDIR. Sen bu yasa değişikliğinin temel taşı (ana ilkesi) olan “komünist totaliter rejimde işlenen suçların af edilmemesi, son tarihi olmamasını isteyen kanun teklifinin görüşüldüğü bileşimde hazır bulunmamakla, kendin kendi ellerinle ve kendi kafanla kendini siyasetten dışarı attığının farkında mısın acaba.
Siz akıl hocanız K. Dalla ikiniz, HÖH-DPS partisinden ayrılmakla, partiyi parçalamakla ve ne oldukları belli olmayan “reformcu” sürüsüne katılmakla ebedi politikacı olduğunuzu, Türkiye Cumhuriyetini ardınıza aldığınızı, Türkiye’deki bazı Balkan temsilcileri ve STK’lar aracılığıyla partinize oy alacağınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Siz Bulgaristan Parlamentosunda bulunan sözde Türk parti temsilcileri geçen hafta siyaset arabasından bir kepek çuvalı gibi düştünüz ve olay bitmiştir.

Bulgaristan “adalet” yarasının zonklayan özünde 1974’ten kapanmamış 2 cinayet dosyası vardır. Bunlardan biri Ahmet Hüseyinov (Ahmet Doğan) ikincisi de Nedim Gençev dosyasıdır. İkisinin kapağı da aynı yıl Şumen (Şumnu’da) açılmış, fakat ikisi de Sofya’da Bulgar devlet istihbaratının en gizli arşivinde en kalın çelik kapılı kasaların özel sırlar bölümünde halktan gizlenerek korunmaya devam ediyor.

Bu dosyaların içindeki sır evrakları birer birer anlatmazdan önce, geçen hafta mecliste oylamaya katılmayarak, oyunuzu adalet reformu için kullanmayarak, bu 2 cinayet dosyasının açılmasına bir daha engel oldunuz. Böylece Bulgaristan “adaletinin” kökündeki zehirin temizlenmesine, halkın rahatlamasına engel oldunuz ve bu konuda söz hakkınızı ebediyen kaybederken, politik geleceğinizi de kara listeye kendiniz aldınız.

Olay nedir?

1974 yılında Yüzbaşı Nedim Gençev Şumen İş İşleri Bakanlığı Amirliğinin “Türk Şubesi” nde subaydı. Bir Türk genci kovalarken kaza yaptı, genç öldü. O yılların trafik yasasına göre, N. Gençev’in tutuklanması, yargılanması ve hapse girmesi gerekiyordu. Bunların hiç birisi olmadı. Ölen gencin yakınları Türkiye’ye göç vizesi alma karşılığı olarak şikayette bile bulunamadı, Nedim tutuklanmadı. Oğullarının ölümünün acısıyla kıvrananlar göç ettiler. Nedim kurtuldu. Fakat Bulgar devleti Nedim Gençev’e yaptığı bu “iyiliğin” bedelini onun önüne hemen koydu.

“Resmi polisliği unutacaksın, halkın gözünden kaybolacaksın, din eğitimi almak için Şam’a göndereceğiz seni ve döndüğünde Bulgaristan’da İslam’ı ve Müslümanlığı çökertme davasında er olacaksın!”

Nedim Şam’da büyücülük eğitimi aldı. Döndü önce Kırcali Müftüsü, ardından Bulgaristan Müslümanları Manevi İşler Konsey Başkanı, daha sonra da Baş Müftü oldu. 1990’da Bulgaristan Müslümanlarını “Yuvarlak Masa” da temsil etti. Tüm görevlerden düştü ama ihanetine son vermedi. Bulgaristan Müslümanlarını bölmek ve Bulgaristan Müslümanları Baş Müftülüğünü parçalamak amacıyla Bulgaristan Müslümanları Suni Hanefi Müftülüğü kurdu. Müftülük taşınmazlarından birçoğunu “oğluna “sattı. Örneğin Rusçuk’taki (Ruse) Müftülüğünün mülkü olan Oteli bile oğluna devretti vs.

Geçenlerde Filibe (Plovdiv) iline bağlı Karlova şehrindeki (Ali Paşa) Kurşun Caminin mahkeme kararlarına rağmen, Belediyeye devrine karşı, Filibe Müftülüğü ’nün çağrısına uyularak Ulusal Müslüman Protestosu yapıldı. Bu Bulgaristanlı Müslümanların Baş Müftülük öncülüğünde “adaletsizliğe” karşı ilk ulusal başkaldırısı olarak tarihe geçti. 1475’te kurulmuş olan Kurşun Cami Filibe Müftülüğüne neden geri verilmedi biliyor musunuz?

Cevap veriyorum:

N. Gençev, Sünni Hanefi Baş Müftülüğü adına Sofya Temyiz Mahkemesine bir itiraz dilekçesi sunarak 600 yıllık caminin kendisine ait olduğunu iddia etti ve mahkeme onun düzmece iddialarını kabul etti. Yorumlamak istemiyorum, çünkü gözümün önünde hep şu zavallı genç Kroman’ın ikiyüzlü sırıtması şakıyor. Yapılacak ceza kanunu değişikliği ile Nedim Gençev’in 1974 dosyası açılmalıdır. “Polislerin kasıtlı cinayetlerine aklama süresi ve zaman aşımı olamaz!” diyen maddeye dayanılarak “ver bileklerini kelepçeni takalım” dense ve yargıdan şöyle bir 15 yıl alsa, o zaman ihanet, sahtelik, döneklik, şeytanlık, yalan, dolan kazanı kaynayamaz, adalet kendiliğinden yerini bulur vs.
Bugün bu kaşarlı ajan bozmalarının tuvalete gidişleri bile danışıklı dövüş. 1974’de insan öldüren Nedim Gençev, Bulgaristan Müslümanlığına karşı bu yeni komployu da yapmakla, hapse gitmemesinin bedelini biraz daha ödemiş oldu. Daha ne kadar ödeyecek, Allah bilir! Bunu anlatmakla ve bir cinayet olayını 1974 yılının karanlık bir gecesinden 2015 Haziranının son günlerinde yapılan Bulgaristan Türklerinin İlk Ulusal Müslüman Protesto Gösterisine kadar gelirken hep aynı hainliğin, aynı ihanetin, bir türlü kendine gelemeyen ruhsal kırılmışlığın ve irade ezikliğinin kırmızı komplo çizgisini izliyoruz. Bir de paralel çizgi var.

İkinci olay nedir?

Bu da yine Şumen’de yine 1970’li yıllarda olan başka bir cinayette, “Şumen Üniversi”nde bir Türk öğrenci kızın bıçaklanarak öldürülmesine ve olayın göbeğinde baş aktör rolünde Ahmet Doğan’ın olmasına dayanır. O kızcağızımızın babası da 1976’da Türkiye’ye göç ederken, Bulgar Dili Öğrencisi Ahmet Hüseyinov’u suçlayan dilekçesini geri aldı, karşılığında pasaport verildi ve Bursa’yı boyladı.

Ahmet Hüseyinov 1974’te gizli polise hafiye, muhbir olmuştu.

Şumen’de öğrenci olunca çok büyük aktiflik gösteren ve bu kırlı işte sınır tanımayan bir genç polis muhbirinin bir Türk kızını cinsel zorlaması sonucu bıçaklayarak öldürmesi, halk tarafından “kızdan ırz kanı değil hafiye olması istenmiştir, kabul etmeyince de bıçaklanarak öldürülmüştür” sözlerinin şişeden şeytan ruhu gibi çıkması Sofya’daki generalleri bile uykularından etmişti.

“Alın o yaramazı” oradan ve Sofya’ya getirin ve gözümüzün önünde dursun diyenlerin çok hiddetlendiği, olaya kapatmaya, muhbiri bu cinayet vesile edilerek ömür boyu zan altında bırakıp kullanma sonucunu doğurdu. Ahmet hapse gidip 10 yıl yatacağına, BKP MK Sekreteri St. Mihaylov’un özel mektubu, Bilim Ve Teknik Komitesi Başkanı N. Papazov’un yalvarmaları, hatta Bulgaristan İstihbaratı Birinci Şube Şefi Radobnov’un Sofya Üniversitesi Rektörüne çok ısrarlı gizli mektubu sonunda ilgili “çok kabiliyetli kişinin” yani “gizlenmesi gereken bir katilin” Şumen’den Sofya’ya devri gerçekleşti. Yıl 1976 idi. Bu “kabiliyetli kalpazan” derse girmeden, 2 yıl sallandı, şok ve stres dönemlerinden sonra FELSEFE FAKÜLTESİNİ BİTİRMİŞTİR DİPLOMASI aldı.

Bu olay da kimseyi şaşırtmadı. Bu işlerin iç yüzünü bilenler, “Bonfile” ateşe atılmazdan önce terbiye edildiğini iyi bildiklerinden, çok sabırlıydılar. Nihayet, karşılarındaki bir zavallı “katildi.” Cezasını çekmeliydi. Oltaya takışmış, ruhu kırılmıştı. Zaten kimliksiz olduğundan istedikleri gibi oynatıyorlardı. Bu arada, akıllarına gelen bir çılgınlık da, onu da ne pahasına olursa olsun yurt dışına ekmekti. Onu da Nedim Gencev gibi “yurt dışına çıkarma” serüveni başladı. Ne yazık ki, Bulgar gizli polisi de bir “şoparı” Bulgar toplumuna “Türk” olarak dayatmada başarılı olurken, daha öte yapılan b.. koktu da koktu. En sonunda “saray” denen hapishaneye kapamak ve konuşmasını ve burnunu kapıdan çıkarmasını bile yasakladılar. Şimdi bütün gece içiyor ve bütün gün uyuyormuş… Yani 20 yıldır sabah güneşini görememiş birinden bahsediyoruz.

Soruyorum:

A. Doğan’a karşı isyan eden ve HÖH – DPS partinden ayrılıp “Reform” heveslileri sürüsüne katılan Korman İsmailov, komünizm döneminde 1974 ve 1976 yılları da dahil Şumen şehrinde işlenen şu iki kalın ve ağır kriminal suç dosyalarının açılmasına ve Nedim Gençev ile Ahmet Doğan’ın 2 Türk genci bundan 50 yıl önce öldürmekten gecikmeli de olsa şimdi ve hemen yargılanmalarına ve en karanlık hapishanenin en zindan hücresine ömür boyu atılmasına neden karşı çıkıyor ve bu ne zamana kadar böyle devam edecektir.?

Türkler arasında ruhen ve vicdanen il kırılan iki hain Nedim Gencev ile Ahmet Doğan hak ettikleri cezayı çekmedikçe, hukuktan kaçtıkça ve bunlara çadır açıp kendilerini koruyan oldukça Bulgaristan’da adaletten söz edilemez.
Olayın asıl gerçeği budur. sözde Türk partisinden ayrılıp bu kervana katılanlarda kendini göstermiş oldular.

Bunlar tarihe not düşmesi için bunları yazıp çiziyoruz.

Saygılarımla,
YORUM EKLE