Borçalı'daki Türk Nüfusu, IŞİD ve Türkiye: Ne Yapmalıyız?

Sovyet Birliği Dağıldıktan sonra Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Kazakistan gibi devletler yeni ulus-devlet inşası sürecine girmiştir. Gürcistan çok uluslu devlet olduğu için bu devletlerin ulus-devlet inşasında azınlıkların entegrasyonu söz konusu olmuştur. Özellikle Tiflis ve Cavahetya’daki Ermeniler ve Borçalı’daki Türkler Gürcistan’daki en büyük azınlık gruplarını oluşturmakta ve onları Gürcistan’a nasıl entegre etmek Sovyet Sonrası Gürcistan için en önemli konu olmuştur. Ayrıca Gül Devrimi’nden sonra Gürcistan; Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkileri güçlendikçe Borçalı’daki Türk nüfusunun önemi daha da artmıştır. Böylece onların Gürcistan’a entegrasyonu daha ilerletip Türkiye-Azerbaycan ve Gürcistan’ı bağlayan köprü olarak daha aktif rol oynayacağı ve geleceğin daha parlak olacağı bekleniyordu.

Fakat günümüzde IŞİD’in Ortadoğu’da baş göstermesi münasebetiyle Borçalı Türklerinin durumu Saakaşvili zamanına göre kötüleştiği söylenmektedir. KAFKASSAM Başkanı Dr. Hasan Oktay’ın araştırmalarına göre günümüzde Gürcistan hükümetinin onlar üzerindeki baskı daha artmıştır. Aynı zamanda Pankisi gibi Gürcistan içinde Müslümanların yoğun yaşadığı bölgelerden IŞİD’e gidenlerin sayısı da gitgide artmaktadır. Dr. Hasan Oktay’ın Borçalı ziyaretinde alınan bilgilere göre Borçalı Bölgesi’nin Karacalar köyünde IŞİD’cilere ait mescitler açılmaya başlamış ve köydeki IŞİD’cilerin sayısı da artmıştır. Böylece Borçalı’da IŞİD’in etkisi ihmal edilemeyecek kadar büyümüş ve bu bölge için büyük tehdit oluşturmaktadır.

Gürcistan hükümeti bu duruma karşı baskı yoluyla mücadele etmeye çalışmaktadır. Fakat Borçalı’daki Türk nüfusuna baskıları artırmak o bölgedeki insanları daha radikalleştirmeye yol açar ve durumu daha da kötüleştirir. Borçalı’daki Türkler Sovyet Birliği’nin Dağılmasından sonra 2003 yılındaki Gül Devrimine kadar uzun zamandır Gürcistan hükümeti ve Gürcü milliyetçileri tarafından uygulanan baskı altında kalmış ve Gürcistan ve Gürcü toplumu tarafından dışlanmıştır. Özellikle Zviad Gamsakhurdia zamanında Gürcistan hükümeti ve Gürcü milliyetçileri Borçalı Türklerine karşı çok sert baskı uygulamıştır. Bu politika Gürcüler ve Türkler arasında ciddi bir güvenilmezlik ve gerginlik yaratmış ve birçok Türk nüfusu kendi memleketini terk etmek zorunda kalmıştır. Eduard Şevardnadze iktidara geldikten sonra Borçalı Türkleri üzerindeki baskı önemli derecede azalmış ve bu bölgede Gürcüce ve Gürcü kültürü zorlanmamıştır. Borçalı’da Rusça ve Azerbaycan Türkçesi ortak dil olarak kullanılmaya devam etmiş ve eski geleneksel sistem sağlam şekilde devam etmiştir. Fakat bu dönemde de Gürcü-Türk anlaşmazlığı hala devam ediyordu ve bu iki millet arasında ara sıra kavgalar çıkıyordu. Ayrıca bölgedekilerin çoğu hem ekonomik, hem siyasal, hem de toplumsal açıdan Azerbaycan ve Rusya ile ilişkileri güçlendirmiştir ve Gürcistan ile ilişkiler nispeten zayıf kalmış ve Gürcistan sosyo-ekonomik ve siyasal süreçlerinden uzun zamandır dışlanmaktaydı. Böylece Borçalı Türkler bu zamanlarda uzun zamandır dışlanma, ayrımcılık ve baskıya karşı dayanmıştır.
2003’te Saakaşvili Gül Devrimi münasebetiyle iktidara gelmesi Borçalı Türkleri için çok önemli değişim noktası olmuştur. Saakaşvili yönetimi bölgedeki Türk nüfusunu Gürcistan’a entegre etmek için çeşitli politikalar uygulamış ve Gürcü-Türk anlaşmazlığının ortadan kalkması için uğraşmıştır. Bu dönemde bölgedeki Türk nüfusuna Gürcüce eğitimi güçlendirilmiş ve ders kitaplar konusunda da Gürcülere dağıtılan ders kitapları Azerbaycan Türkçesine çevrildikten sonra dağıtılmaya başlamıştır. Diğer yandan üniversitelere giriş gibi noktalarda Gürcistan hükümeti Türkler gibi azınlıklara kolaylık tanımış ve Sivil Toplum Kuruluşlarına maddi destekleri daha yoğunlaşmıştır. Böylece Borçalı’daki Türkler Sovyet Birliği dağıldıktan sonra en özgür, demokrat ve rahat dönemle kavuşmuştur.

İslamiyet konusunda da SSCB yönetiminden dolayı birçok Borçalı Türkler dinden uzaklaşmış ve dini bilgiler konusunda cahillik büyük sorun olmuştur. Kırsal kesimlerde bile namaz kılmayanlar, içki içenler ve Ramazan ayında oruç tutmayanların sayısı çoktur. Özellikle Saakaşvili döneminden beri Türkler tarafından kurulan STK’lar İslamiyet’e dayalı adet ve gelenekleri bölgedeki Türklere tekrar yerleştirmek için uğraşmakta ve İslamiyet’i Türkiye üzerinden canlandırmaktadır. Ayrıca İslamiyet’in yerleşmesi için Tiflis ve Borçalı’ya Türkiye’den gönderilen birçok kuruluşlar ve insanlar faaliyet göstermektedir. Bu STK’ların çalışmaları çok olumlu sonucu kazandı ve Sovyet zamanından beri kalan kötü alışkanlıklarının önemli derecede kaldırılmasına yol açmıştır. Günümüzde genellikle 40 yaşı üstü olanların önemli kısmı hala içki içip Ramazanda oruç tutmazken genç kuşaklar ise İslamiyet’e dayalı hayata dönmeye başlamıştır. 2003’ten sonra Borçalı, “yerli İslamiyet”in tekrar canlanması ve buna bağlı düzenin tekrar yerleşmesine doğru gidiyordu.

Fakat son zamanlarda IŞİD, bölgedeki halkın önemli kısmının dini bilgiler konusundaki cahilliğinden yararlanarak etkisini yaymaya çalışmakta ve Gürcistan da bu duruma karşı mücadeleyi yoğunlaştırmaktadır. Fakat Gürcistan hükümeti bu süreçte Borçalı Türkleri Gürcistan’a entegre ederek İslamiyet’e dayalı adet ve ahlakı tekrar yerleştirmeye çalışan, yani IŞİD’e karşı olup “yerli İslamiyet”i savunan kuruluşlara da baskıyı artırmıştır. Gürcistan hükümetinin bu tutumu halkın Gürcistan ve Gürcülere karşı tepkisinin daha da alevlenmesi ve radikalleşmesine yol açar ve sonucu olarak bölgedeki IŞİD’in etkisinin daha da yoğunlaşacaktır. Gürcistan bu kuruluşlarla işbirliği ile bölgedeki IŞİD’in etkisini yok edebilir.

Ayrıca Borçalı’daki İslamiyet ve örf-adetleri Azerbaycan’a göre Türkiye’ye daha yakındır ve günümüzde Türkiye’deki birçok kamu kuruluşları, STK’lar, cemaatler ve insanlar Gürcistan’da birçok faaliyetleri göstermekte ve Müslüman bölgelerinde kendi etkisini büyütmeye çalışmaktadırlar. Bunun sayesinde de Borçalı’dakiler daha sağlam dini bilgileri elde ederek IŞİD’in yayması engellenmektedir. Diğer yandan Türkiye’de Borçalı hakkında yeterince bilinmemekte ve bu Türkiye’dekilerin bu bölgeye karşı ilgisizliğine yol açmaktadır. Bu bölgedeki IŞİD’in etkisini engellemek için Borçalı ve Türkiye arasındaki iletişimin daha yoğunlaşması ve her iki tarafının birbirlerini daha iyi tanıması oldukça önemlidir.


YORUM EKLE