Bir Yudum Su

Bir yudum sudur aradığımız. Bir dilim ekmektir söyleyemediğimiz. Cihan harbi kazanmış devletimizin varlığını hissetmektir çığlığımız. İki bin yıldır var olduğumuz topraklarda yaşama inadıdır hedefimiz.

İşte Halep Türkmen’inin söylediği budur. İşte Bayır-Bucağın haykırışı böyledir. Bir yıldır IŞİD denilen katiller sürüsüne terk ettiğimiz Musul Türkmen’inin beklentisi bu kadardır.

Bu çığlıklar duyulmaz mı?

70 milyon insan yıllardır perişan edilen Türkmen nüfusu ve kardeşlerinin yaşadığı bölgeleri kalbinde hissetmez mi?

Ey devlet! Ey büyük imparatorluk mirasını yönetenler duymaz mısınız Unkasır’ın, Halep’in, Musul’un çığlıklarını ve ey büyük Türk milleti dumura mı uğradı beyinleriniz?

Ey başörtüsü için sokaklara dökülenler, ey Filistin için kıyameti koparanlar Musul’dakiler de, Halep’tekiler de, Unkasır’dakiler de en az Filistin’liler kadar Müslüman, bilmez misiniz?

Yoksa fazlalıkları Türkmen olmaları mı?

Afrika’ya kuyu açanlar Somalı’ya ekmek götürdük diye böbürlenenler ey “eyler” Halep yanıyor. Musul’daki işgal, Gazze’den bin beter. Unkasır’daki ölümler Filistin’den fazla görmez misiniz, duymaz mısınız?

Ey çevreciler, ey hayvan severler, ey bir kelaynak kuşu için kıyameti koparanlar, bir milyonu sürgünde, üç milyonu zulüm bölgelerinde olmak üzere Türkmen kan kusuyor. Bir damla su arıyor, bir dilim ekmek arıyor.

Adları Türkmen diye mi ilgi alanımıza girmiyor?

Yoksa Türkmen’in kelaynak kuşları kadar kıymeti yok mu?

Ya ülkücüler size ne oldu?

Siz ki, Musul için, Kerkük için 5 bin kardeşimizi toprağa verdiniz.

Siz ki, on yıllarca zindanlarda çileler çekmiş bir misyonun takipçilerisiniz.

Siz ki, 44’de zindanlarda başlattığı esir Türkler davasının ölene kadar takipçisi olan bir ulu önderin Başbuğ Türkeş’in taraftarlarısınız.

Dünkü gibi az, yetersiz değiliz. Mecliste milletvekillerimiz, sahada varlığımızı sürdüren onlarca sivil kuruluşlarımız , on yıllardır yaşanan tecrübelerimiz var.

Size ne oldu?

İlgi alanlarınız mı değişti? Sizi siz eden dünkü hasretlerinizdir, sevdalarınızdır. Sevdalarınız için verdiğiniz kavgadır. Sevdanızı mı kaybettiniz? Sevdasını kaybeden aşığın meşki biter bilmez misiniz?

Bakın güneye; sevdanız yok olmuyor.

Ne yapalım diyen kavgacılar değiliz biz. Her şartta yapacağız, var olacağız diyen ülkücüleriz.

Öyleyse bir yerden başlayacağız. Su yetiştireceğiz, bir dilim ekmeğimizi bölüşeceğiz. Buradayız diyeceğiz. Yarın birbirimizin suratına bakarken utanmayacağız. 2000 yıldır var olduğumuz topraklarda kıyamete kadar kalacağımızı dünyaya hissettireceğiz. Hayr ve şerrin yaradandan olduğunu bileceğiz. Bu sefer ki imtihanın böyle olduğuna iman edeceğiz.

Var olacağız.

Hem yıllarca varız. 12 Eylül’lere rağmen demedik mi? Var olacağız Emperyalist kahpelere rağmen var olacağız. Komünist PKK artıklarına rağmen var olacağız. Katil sürülerine rağmen var olacağız.

Öyle demiyor mu Yunus ata “her dem yeniden doğarız; bizden kim usanası”

Sağlıcakla kalın.

YORUM EKLE