Bir Şehidin Yolculuğu

Uzayın derinliklerinde parlayan bir yıldız, ömrünü tamamlar, enerjisi tükenince çöker veya patlayarak yok olur. Artık yıldız ölmüştür, yoktur ama sönmeden önce saldığı ışıklar bize ulaşmaya devam eder. Sanki hala orada, yerinde duruyormuş gibi görürüz. Aradaki uzaklık ne kadar ışık yılı ise, o kadar zaman boyunca bu sürecektir. Milyonlarca yıl önce sönmüş yıldızların ışıkları dünyamıza gelmeye devam ediyor.

Bazı insanlar da yıldızlara benzer: Ölümlerinden sonra nesiller boyunca, sağ iken saçtıkları gözle görülmeyen ince ve uçuk ışıklar, bizim zihin ve ruh dünyamıza akmaya devam eder.

Gün Sazak, o insanlardan biri…

Himmet Kayhan beş yıl araştırarak hazırladığı GÜN SAZAK adlı kitabında yukarıdaki görüşlerini arka kapak yazısı yapmış. İyi etmiş. Görüşlerine katılıyorum.

Gün Sazak, gerçekte altı ay Gümrük Tekel Bakanlığı yaptı. Yine de Cumhuriyet tarihimizin en önemli bakanlarından biri olmayı başardı. Kaçakçıların oyuncağı olmuş ve rüşvetin kurumlaştığı Bakanlığı arındırmış, karşıt görüşlülerin bile övgüsünü kazanmıştır.

Bakan Gün Sazak’ın Müsteşarı olarak kendisine Bakanlığı “Çağdaş Yönetim İlkelerine Göre Yeniden Yapılandırılması” sunuşunu yaptığımda şaşırmıştım. Konuyu biliyordu ve akçasını kendisi vererek bir şirkete bu konuyu ısmarlamıştı.

Bir söyleşi anımızda, kendisi gibi ülkenin sayılı zenginlerinden olan başarılı bir iş adamının neden MHP yi seçmiş olduğunu sormuştum. Dündar Taşer’in etkisi ile “Türklük ve Türk Dünyası Sevdası” dolayısıyla MHP ye girdim, demişti.

Bakanımı şehit olmasından bir süre sonra düşümde gördüm. Bir makamda oturuyor ve çevresine ışık saçıyordu. “Efendim siz şimdi neredesiniz?” diye soruyordum. O ise ısrarla önündeki yazılardan yanlış bir şeyler olduğunu bana anlatmaya çalışıyordu. Ben ise yine “neredesiniz?” diye soruyordum. “Ahiretteyiz işte!” diye karşılık verip yine yanlışları gösteriyordu. Sanırım onun ışık bedeni olacakları görüyor ve bizi uyarıyordu. “Olacaklar ne mi?” ne olacak üç dört ay sonra 12 Eylül oldu ve ülkücülere zulüm dönemi gerçekleşti.

12 Eylül öncesinde Milliyetçi Hareketin Türkeş’ten sonraki durumu hep konuşulurdu. Elbette Başbuğun sağlığında böyle bir gerek yoktu. Ama O da bir insandı ve başına her şey gelebilirdi. Hareketin seçkinleri arasında oy birliği ile Başbuğdan sonraki Genel Başkan olarak Gün Sazak konuşulurdu. Bir gün bunu kendisine söyledim ve o günlere hazırlanması gerektiği konusunda uyardım. Yüzü kızardı ve bu durumlarda yaptığı bir hareketi yaptı. Parmağıyla burnunun iki yanına vurdu. Sıkılmıştı. Üstelemedim.

Himmet Kayhan dostum da elbette Gün Sazak’ı yakından tanıyordu. Bununla birlikte gerçek bir araştırmacı olarak sabırlı ve ısrarlı bir çalışma yapmış ve ortaya bu eserini çıkarmış. Var olsun… Büyük bir boşluğu doldurmuş. Bu kitap öncelikle bütün ülkücülerin ama siyasete meraklı her yurttaşımızın mutlaka okuması gereken bir eser olmuş.

Yarkın Yayınları (Cengiz sokak 132/2 Yenimahalle/Ankara) adresinden veya e-posta yarkinyayincilik@gmail.com bilgi ağları (internet) adresinden temin edilebilir. Tel: 0 532 749 88 36

YORUM EKLE