Bilgi Çağı Tırmanıyor

 1987'de İstanbul milletvekili oldum. Dönemin başbakanı T.Özal'ı BİLGİ ÇAĞI konusunda bilgilendirmek amacıyla kapsamlı bir çalışma yaptım. Uzunca anlattım. Birçok kitabı da masasına koydum. Kimilerini seçip aldı ve dedi ki :" Bu anlattıklarınızı ben filozofik olarak bilmiyordum ama empirik olarak biliyordum. Amerika’da bulunduğum yıllarda çocuklarının bilgisayarla yaşamağa başladıklarını görünce korktum ve Başbakan olunca ilk işim elektronik ürünlerin Ülkemize girişini kolaylaştırmak üzere Kararname çıkarmak oldu.

Özal Türkiye’yi BİLGİ ÇAĞI’na sokmayı başardı ama tüketici olarak. Konuyu filozofik olarak kavrayamadığı için çağın ürünlerini üretmek için gerekli olanları yap(a)madı.

Gerekli olan, Atatürk'ün AKIL VE BİLİM çizgisine dönmek, bilimlik bilgi üretmek ve bilgi çağı ürünlerini özendirmek ve desteklemek idi. Bunlar ne Özal'ca ne de öncekiler ve sonra gelenlerce yapılmadı.

Bugünlerde ise bilimin çok uzaklarına yolculuk durumundayız. Yazımın başlığı BİLGİ ÇAĞI tırmanıyor. Bu tırmanışın bugünkü evresine DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ deniliyor.

Bugünlerde DAVOS'ta toplanan 46. DÜNYA EKONOMİK FORUM'unun ana konusu böyleydi: Dördüncü Sanayi Devrimi… Konu basınımızda yeterli olmasa da yer aldı. Ülkemizi yöneten ve yönlendirenler ise bu işin çok uzaklarında... Kadızadeli kafalı DİB'i şişirip parlatmak ve boş buldukları her alana cami yapmak, tepeden başlayarak kamu kurum ve kuruluşlarına saraylar yapmak varken, bilimi, buluşu desteklemek de neymiş? Matematiğin, fiziğin, kimyanın zorunlu ders olmasını tartışılabilir bulan; din derslerinin zorunlu olmasının tartışılmasına dayanamayanların yönettiği bir Ülkeye ne gerek DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ…

BİLGİ ÇAĞINDA TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI adıyla yeni bir kitabım yayınlandı. ÖZAL'ın açış konuşmasını yaptığı bir toplantı düzenlemiş ve orada BİLGİ YILI'nı açmıştım. BİLGİ marka sürücüsü olmayan bir arabadan söz etmiştim. Yıl 1990 idi. Şimdi 2016 'dayız ve DAVOS 'ta gündeme getirilen DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ'nin belgisi sürücüsüz arabalar... Yapay zeka, nano teknoloji, 3 boyutlu yazıcılar... Çözüm mü: Bilgi Çağına söyletilmiş Türkçülük... Kitapçılarda kalmadı deniliyordu. Şimdi bulunuyor.

Bugünden on sene sonra, 19 Şubat 2000 tarihinde, Adem Ankara Bey’in hayatının bir bölümünü anlatmak istiyorum.

Adem Bey bugüne, her zamanki gibi, bilgisayarınca programlanmış ve kendisine neşe, yaşama ve çalışma zevki verecek bir müzikle uyanarak başlar… Çok amaçlı "Ankara" markalı bilgisayarı günlük programını anlatır. Dengeli beslenme kaidelerine ve o günkü programının gereklerine göre hazırlanmış kahvaltısını, hizmetçi robot hazırlamıştır. Kahvaltısını ailesiyle birlikte yapar ve evinden çıkar. "Bilgi" marka arabasına biner ve arabaya gideceği yeri bildirir. Otomobilin hafızasında sayısız haritalardan meydana gelen bilgiler vardır.

Çarpışmaya karşı bütün tedbirler alınmıştır. Araba bilgisayarca yönetilen şehir trafiğine uyumlulaştırılmıştır. Adem Bey, kolundaki bilgisayarından Opera Müdürlüğünü arar. Akşam programlarından birini seçer. Defalarca seyrettiği 4. Murat’ı tekrar görmek ister. Boş yerlerin listesinden istediği yerleri seçer. Bilet ücretleri, hesabından operanın hesabına geçer. Adem Bey, Milli Kütüphane BİLGİ BANKASI’ndan 18 Şubat 2000 tarihinde dünyada gerçekleşen buluşların listesini dinlediğinde gideceği yere ulaşmıştır…

YORUM EKLE