Bileniyoruz

İdeolojimiz kâinat merkezli olduğundan, yoktan var eden Allah’a (celle celalühu) dayanır. Allah’a (celle cemalühu) odaklanmıştır… Allah kendine en yakın yaratılışla yarattığı insanı da, kendi adına yeryüzünde tasarruf eden halifesi saymıştır. O kadar merkeze almıştır.

E tabii böyle olunca da dünyada mekân öne çıkmaktadır. Yani ülkücü hareket coğrafya merkezli bir siyaset güder. İdeolojisi  bu olunca, liyâkatı da öyle olmalıdır.

Yaşadığımız zamanda, dünyada, anlamlı geçerli bütün hakimiyet felsefeleri (düşünceleri), teorileri, doktrinleri, kanun ve yönetmelikleri enerji kaynaklarına sahip olmakla ilgilidir. Dolayesiyle coğrafya merkezlidir.

Bizim coğrafyamızda da bilinen dünya enerji kaynaklarının yüzde 80’i mevcuttur. Ve bizler bu kaynakların sadece % 10’unu kullanabiliyoruz. Gerisini hakim güçler kullanıyor…

Yani dünya hakimiyeti düşüncesi taşıyan bütün unsurlar, zamanımızda, Avrasya hakimiyetini esas alır. Bu coğrafyaya sahip olan, enerji kullanım haklarından istifadesine göre dünya hakimi demektir. Anlayışları bu, yaptıklarını, yapmak istediklerini böyle izah ediyorlar.

Türkler saf ve temiz “ Allah , Allah” derken, O’nun nimetlerine muhatap olmuş, O’nun tarafından seçilmiştir.. Gerisi de nimetin yanı başında dikilen hasedçileri kesilmiştir. Bu ilâhî takdirdir, kaderdir…Çünkü bu coğrafyaya türlü sebeplerle ve olaylarla Türkler yerleşmiştir.

O yüzden dünyanın neresinde yaprak kımıldasa, bu bizimle ilgilidir. Sahip olamadıklarına hasedçi olduklarından da bize düşmanlık ederler.. Hasedçiliklerinden mahrum, “kurnazlar mağdur olur” hükmünce de hep mağdur olurlar, medeniyetimiz her zaman galiptir..

Yeryüzünde hükümranlık hakları bize aittir. Değişeceğine dair bir emarede görünmemektedir.

Daha açık ve misallendirerek anlatayım.

“Parası olan hükmü (sokak dilinde raconu) keser” görüşü, dip tahlilinde asalak kültürün yani Yahudilerin görüşüdür. Küresel güç iddiasındaki Amerika tarafından sistemleştirilmiş ve dünyaya da plase edilmiştir. Vasıta olarak paraya hükümran banka ve sistemi kullanılmaktadır. 

Bu sistemde şeytanın dahi aklına gelmeyecek öyle enstrümanlar üretmişler ki, olmayan bir şeyi var gibi göstermişler, hayâllerini gerçek gibi yansıtmaya, yalanlarına toptan insanlığı inandırmaya çalışmışlardır.

Meselâ dünyanın en zengin devletlerinden biri olan Vatikan; kurnazlar ve ortaklar topluluğu lobileriyle, banka , vakıf, araştırma-geliştirme gibi kurumlarla sisteme dahil olarak dünyada yapılan bütün ticaretten pay alıp, fakat hükümranlık tahtına oturduğunu sanmıştır.Vatikan papazlarının tamamı da bütün süfliyatları ile bu işleri organize etmiştir, etmektedir..

Türkiye’ye gelen her ekonomik, sosyal, kültürel heyetin içerisinde muhakkak bir papaz da görevlendirilir, yer alır.

Lâkin Allah’ın helâkiyet sebeplerinden biri olan Lütîlik (homoseksüellik) papazların hayat tarzı yaşam biçimi olmuştur. Kendisi himmete muhtaç bir çürümüş, kimseye himmeti değmez acuze, aleme nasıl sultanlık etsin..Onun için hükümsüz söz eder, hatta hükümsüz söz meclislerini iltimas ederler. Allah’ın azlettikleri , asla sultanlık edemezler.

Bakın, bu zamanda Türk’e düşmanlık eden yeryüzünde her kim varsa, bir şekilde bunların çorbasını kaşıklarlar.

Müslümanlığın adeta bir Türk dini olduğu yorumlarının da yapılması bu sebeplerledir.

İki cihan sultanı önderimiz, peygamberimiz Ahmet’i Mahmud’u Muhammed Musatafa (ona selam olsun)  “Ahir zamanda Nasranilerin ruhanileri Müslüman olacak. Onları kendi meclislerinde aziz kılın”  buyurmuşlar, hiçbir şekilde hükümranlığı ruhanilerine bile bırakmamıştır.

Üstelik dünyada güç elde etmek için her türlü fırıldağı çevirenler ruhani olmadığı gibi, ulvîyatdan nasipsiz papazlar, süflidirler..

“İyilik, güzellik, ebedilik” kavramlarını belirsizliğe taşımaktan yorgun bir medeniyet iddası insanî olmadığı gibi, servete ulaşmışlık; bütün medeniyet tarihçilerince ve tarih felsefecilerince de malumdur ki medeniyetin doruğu olmakla, çöküşün başladığının da delilidir.

Her canlı gibi medeniyetler de doğar, büyür, gelişir, olgunlaşır, gücünü kaybedip ihtiyarlar ve ölürler. Bu yolculuk , niçin yaratıldığını bilmekle başlar. “ Nereden geldik, nereye gidiyoruz?”  insanlığın temel suallerindendir bu sebeple.

Niçin yaratıldığımız sualini, ilâhî ideolojimiz “Allah’ı bilmek ve ona kulluk etmek”diye cevaplar.

Yol büyüklerimizden biri Muhammed b. Fudayl Semerkandî’ye  “Allah’ı bilmek nedir?” diye sormuşlar. “Halkın üzerindeki Hakk’ın takdirini ayan beyan görmektir. Zarar-fayda, izzet-zillet… hepsi O’ndandır. Şöyle ki kendi varlığının Allah’a ait ve her şeyin Allah’ın avucunun içinde olduğunu, kendin için, O’nun seçtiğinden başka bir şey seçemeyeceğini görürsün. Sadece Allah için amel edersin.” diye cevap vermiştir.

Biz O’nun adamıyız… Bizi yenmek isteyen, gücü yetiyorsa O’nunla alakamızı kesebilmelidir. Huzur , mutluluk ve muradını isteyen de bizimle iyi geçinmeli ve dost olabilmelidir. Gerçek budur…

Şimdilerde iki yüzlü politikacılar, hükümsüz söz meclislerini iltimas eden şaşkınlar, ben merkezli servete susamışlar, güruhlaşmış hırçınlar, güç sevdalısı ahmaklar, şehvet düşkünü namussuzlar, soysuzlar,  Vatikan kilise papazlarıyla yarışan  süflî insanlar toplumumuzda görünmeye başladı..

Danemize kabuk olamayacak  ebleh insanlara elbette ülkücü değil, insan bile denemez.

Ülkücü insan Allah’ı bilen, O’na çalışan insandır. Dünyayı ihya edip yaşanır kılan, adalet ve yüce medeniyet hareketimizin öncüsü, bütün insanlığın muhtaç olduğu ilahî nizamı tesis edecek irade ve aşk sahibi, yüksek gayretle çalışan, bilim ve teknolojiye sahip, “iyilik, güzellik, ebedilik” kavramlarının sınırlarını çizmiş muhteşem bir ideolojisi ile ülkücü hareket insanlığın onuru, iftiharıdır.

Hayat hakkı sebebiyle hoş gördüğümüz Vatikan papazları, müttefikler tesis ederek “hoşgörü” masalı icad etmiş, 10 yıllardır bu masalın arkasından, arkamıza dolanmaya çalışmışlardır. Kilise papazları! . Bilin ki siz hoş görmüyorsunuz. Sadece bizim tarafımızdan hoş görülüyorsunuz. Bütün çabanız azabınızı artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Okudukça cahilliğiniz, çalıştıkça fakirliğiniz artıyor. Soyunuz kuruyor. Gördük hilenizi. Tövbe edin. Dermansıza konaklamadan  gelin Allah’ımıza iman edin. Korktuklarınızdan emin olun.

Türk ülkücü hareketine sığınmaktan başka bir çareniz yok.. İçtenlikle öpün elimizi, eli öpülecek hale gelesiniz.

Mülkün sahibi Allah (celle şanı hu) , bizi tasdik ediyor, bizi tesbih ediyor. Bizi diliyor, isteniyoruz. Bizi biliyor, bileniyoruz….

Bakî selamlar

YORUM EKLE