BAŞLARKEN...

Merhaba Sevgili Dostlar,

Kurulduğu günden bu yana çizgisinden hiçbir sapma yaşamadan, yandaş, yoldaş ve tetikçi habercilik zihniyetinden uzak, yerli ve milli yayıncılık ilkesinde ısrarcı, iç ve dış siyaseti objektif bir gözle aktaran, ekonomik öngörüleri ile Türkiye gündemine dair en isabetli haber ve yazıların yer aldığı, her gün doğru haber sloganını ispatlamış haberhergün.com’da tekrar yazılarımla sizlerle olmaktan gurur ve heyecan duyuyorum.

Yeniden Merhaba derken, aklım yettiğince, dilim döndüğünce toplumsal olaylar üzerine yorum yapma; sosyolojik sorunlar üzerine çözüm bulma gayreti içerisinde olacağım…

Hepimizin malumu ülkemiz yine zor bir sürecin içerisinde.

Binlerce yıldır başımıza gelen musibetlerin bir yenisi yine kapımızda. Siyasi, askeri ve ekonomik bir çatışmanın içerisindeyiz.

Gündemimiz yoğun, kafalarımız meşgul.

İslami ve insani birçok değeri unutmuş olduğumuzun, eğitimde, kültürde, ahlakta yozlaşmanın tavan yaptığının, bizi biz yapan birçok hassasiyetten uzaklaştığımızın farkında değiliz.

Sağ-sol yozlaşması ve ideolojik zehirlenme hat safhada, tüm fikirler adeta tek merkezli aynı dille saldırı ve müdafa ile meşgul.

Hepimizin dilinde süslü laflar herkes en üst perdeden konuşmakta pek mahir.

İki cepheli bir topluma evrilmiş durumdayız. İçerisinde bulunduğumuz meşekkatli hâli bir kutup hükümetin hatalarına, diğer kutup ise dış güçlere bağlayıp karşı tarafı karalama ve suçlama ile meşgul.

Aydınlarımız, akademisyenlerimiz, yazarlarımız çok kıymetli edebi ve felsefi kelimelerle birçok şey söyleyip hiçbir şey anlatmamakta ısrarcı.

Herkesin dilinde birlik beraberlik mesajları.

Magazin müslümanları, bir ‘’Devletçi’’ bir ‘’Ablacı’’ milliyetçiler, twitter solcuları, herkes vatan kurtarmanın peşinde.

Okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan ve anlamayan bir topluma dönüştük ve asıl meseleden uzaklaştık. Herkes kendini siyaset konuşmak zorunda hissediyor. Televizyonda, gazetelerde, sosyal medyada sadece politika empoze edilen bir milletin siyaset dışı bir gündeminin olmaması elbette yadırganamaz.

Çocukluğumdan bugüne dek ‘’içeride ve dışarıda’’ kavganın tam ortasında bulunmuş ve bedelini gençliğiyle ödemiş biri olarak politik söylemlerden uzak kalmayı, insani değerleri ve dünü anlayıp bugünü analiz edip geleceği doğru okumayı kendime yol olarak kabul ediyorum.

İyi eğitimli, saygılı, tüm canlıların yaşam hakkı eşitliğine inanan, toprağı, gökyüzünü, denizi ve tabiatı seven bir nesil yetiştirmekten başka bir çaremiz olmadığı kanısındayım.

Bugün yaşadığımız ekonomik sorunların başında sadece tüketen, müsrif bir toplum olmamız en büyük etken.

Peki nasıl üreten topluma evrilebiliriz?

Okumadan, anlamadan, maddiyatçı gözle dünyaya bakarak üreten toplum olmamız mümkün müdür?

Toprağını sevmeyen bir nesil tarımda ilerleyebilir mi?

Hepimiz adalet istiyoruz. Sanatçısı, sporcusu, yazarı olmayan bir toplum hangi merhamet duygusu üzerine adalet sağlayabilir?

Ortak insani değerleri benimsemeden milli bir gençlik yetiştirebilir miyiz?

Kendi tarihinde,ecdadında bölücülük ve ayrımcılık yapan, yeni Osmanlıcık zehrinin içine düşmüş ya da cumhuriyet öncesine nefret ile bakan bir nesil medeni ve ilerici olabilir mi?

Raflarda satılmayan kitaplar, bomboş kütüphaneler, fotoğraflarına bakılan gazeteler bilinçli bir toplumun işaretleri midir?

Milli duyguları ayaklar altına alanlar!, katledilen tabiata sesini çıkartmayan doğa severler!, işkence edilen hayvanlar, adalarda uzun kuyruklar oluşturup atların hiçbir hakkını gözetmeden fayton gezisi yapan merhamet sahipleri! Hangi dinin mensupları? Hangi değerlerin koruyucularıdır?

Her çıkan ayrıkı sese hain yaftası yapıştırmak bizi hangi geleceğe götürür?

Slogandan ibaret söylemlerle, gün birlik günü deyip kendi gibi düşünmeyen herkesi karalayan insanlar bu coğrafyada hangi güzellikleri yeşertebilir?

Bizim iyilik fidanı dikmekten başka çaremiz yok. 

Okumak, düşünmek, sorgulanmaz kabul edilen her şeyi sorgulamaktan başka çaremiz yok. Okumalı, düşünmeli, anlamalı ve doğruya ulaşıp inanmalıyız. İnançla topraklarımıza bağlanmalıyız.

Kim hangi kaynaktan beslenip iyi insana ulaşabiliyorsa ulaşmalı.

İdeolojide değil insani paydada birleşmeyi sağlamalıyız...

Sevgiyle...

YORUM EKLE