Başkanlık seçimi yeni Türkiye algısı(2)

Türkiye’miz telafisi güç ve geleceği belirsiz  bir döneme doğru götürülmeye çalışılıyor.. 

   Bunun adı: Yeni Türkiye !.. Ve başkanlık sistemi !..

   Başkanlık sistemi “yakın tarihimizde”, Türkiye  gündemine1960 yılında sokuldu, fakat gündemi pek fazla işgal etmedi. 23 yıl sonra, 1983 yılında Turgut Özal’ın kurduğu ANVATAN partisinin  iktidar olduğu zaman, Özal sesiz düşündüğü eyalet sistemini, 1987 yılında sesli düşünerek tartışmaya açtı. Özal; direkt başkanlık sistemi demeden” EYALET SİSTEMİ” ifadesini kullandı, hatta eyalet sisteminde vali, emniyet müdürleri seçimle iş başına gelmelidir fikrini savundu.  Medya ise genellikle, Özal’ın  bahs ettiği eyalet sistemini,  başkanlık sistemi olarak verdi. Özal,medyanın verdiği başkanlık sistemi üzerine en iyi örneğin, ABD başkanlık modülünün  olduğunu ve bunun içinde eyalet sisteminde bulunduğunu belirtti ve  ekledi” bu ülkede  artık,  federasyon bile tartışılmalıdır dedi.

       Sonra 7‘nci Cumhurbaşkanı Kenan Evrenin görevinin sona ermesi üzerine , başbakanlığı yürüten Özal TBMM  Cumhurbaşkanı olarak seçilerek  8‘nci Cumhurbaşkanı oldu.Özal’ın köşkte ani ölümü üzerine boşalan  Cumhurbaşkanlığı koltuğuna, başbakanlığı yürüten  Süleyman Demirel  seçilerek 9’ncu Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı Demirel başkanlık sistemini şöyle dile getirdi; “Parlamento istikrarlı hükümet çıkaramıyor. Siyasi istikrar yok. Yürütme ve yasamanın birbirinden ayrılması gerekir. Türkiye'nin sorunu hükümet çıkaramamasıdır. Siyasi partiler bir araya gelerek seçim sistemini değiştirmelidirler. Siyasi istikrarın sağlanması açısından Başkanlık sisteminin şart olduğunun altını çiziyor ve "Başkanlık sistemi kaçınılmazdır. Türkiye bunu tartışmalı. Bunun için ittifakın şart olduğunu, seçime gidildiğin de ittifak yoksa sonuç değişmez” diyordu.

      Özal’ın başbakanken seslendirdiği başkanlık ”Eyalet” sistemini, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı olduktan sonra seslendirdi. Ancak; Demirel, Özal’ın, kullandığı  Eyalet ve Federasyon ifadesini, hiçbir zaman kullanmadı “ sadece başkanlık sisteminin siyasi partilerin ittifakı ile gerçekleşeceğini belirtti.

      MHP Genel başkanı Rahmetli “Başbuğ”Alparslan Türkeş, tartışılan başkanlık sistemi ile ilgi şöyle diyordu; “ Başkanlık sistemini Türkiye’nin içinde bulunduğu bugünkü  şartlara göre değerlendirilmek yanlıştır. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu şartlar, buna imkan veremeyecek kadar vahimdir. Bugün başkanlık sistemini istemek, ülkemiz için büyük felakettir.Böyle bir istek ülkenin bölünmesi demektir. Biz, buna asla müsaade etmeyiz ve ettirtmeyiz” ifadesi, işte bugünün reçetesiydi.

        Ama, bugün dünden ders çıkaramayan, Özal’ın iktidarı zamanında kendisinin başkanlık sistemini Özal’a sunduğunu belirten Kayseri /Develi ilçe doğumlu, İstanbul Milletvekili ve Anayasa komisyonu başkanı  Burhan Kuzu, konumu itibari ile başkanlık sistemini devamlı medyadaki açık oturumlarda dile getirerek gündemde tutmaya çalıştı ve halen daha çalışıyor. Başbakan yardımcısı Bursa Milletvekili Bülent Arınç ise, başkanlık sistemi ile görüşlerini satır aralarında saklamasına rağmen daha net veriyor. Arınç; "Bizim esasen yeni bir anayasa çalışmamız vardı. Bunda çoğunluğumuz yetmediği için muvaffak olamadık. Diğer partiler, bize destek vermediler. Ama 2015 seçimlerini takiben tek başımıza anayasayı yapacak noktaya gelirsek veya parlamentoda bir uzlaşma imkanı olursa yeni bir anayasa yapacağız. Bu anayasaya da başkanlık sistemlerinden “Özal’ın  dillendirdiği ABD modülümü, Fransa modülümü ? “  belirtmeden  ve adlandırmadan herhangi birisini, Türkiye için daha iyi yönetilebilir bir sistem olarak düşündüğümüz için gerçekleştireceğiz" demesidir.

    işte Arınç’ın isimlendirmeden belirttiği, 2015 yılında yapılacak olan genel seçimlerde AKP anayasayı değiştirecek yeter sayıda milletvekili çıkaramadığı zaman,başkanlık sistemi ile elde edilecek ve peşine daha fazla taviz koparma arzusunda olan, BDP nin çıkaracağı milletvekilleri sayısı ile anayasa değişikliği sayısının  tamamlanacağı işareti vererek, anayasayı değiştirip başkanlık sistemini 2015 yılı seçimleri ile gerçekleştirmeye çalışacaklarını dile getirilmesi ve  ifade etmesi BDP’lileri daha da  iştahlandırdı.   

      Çünkü; AKP, BDP milletvekilleri heyetlerinin çözüm süreci adı altında, yeni anayasa  değişikliği ile başkanlık sisteminin pazarlığı içinde görüştüklerini, BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder açıkladı., Özal’ın seslendirdiği “Eyalet, Federasyon “  Recep Tayyip Erdoğan’ın    başkanlık sistemi, yeni Türkiye söylemiBDP’liler tarafından Otonom, Eyalet, Federasyon, Konfederasyon olarak mitinglerinde ve TBMM çatısı altında sürekli seslendirmeleri gündemde canlılığını korumaktadır. Oslo’da teröristlerle yapılan görüşmelerin ifşa olması üzerine yapılan açıklamalara karşılık, teröristlerle görüşen şerefsizdi, yoksa diyenler.. diye inkara kalkışan RTE iktidarı, TBMM’sinde çıkarılan Torba yasa içinde, 6 maddelik kanunun içinde, Teröristlerle bile görüşülebilir yasası ile resmiyet kazandırmaları “Öcal’ın istekleri ile örtüştüğü basında, sosyal medyada yer aldı” üzerine, Habur baş kahramanı Başbakan yardımcısı Beşir Atalay Kandile görüşmeye gidileceği açıklamasını yaptı. Bu durum küresel güçlerin Türkiye üzerine oynadığı, adını başkanlık sistemi olarak zihinlere yerleştirilmesi,  uygulanan bir planın parçasıdır.

      Bir arada yaşama kültürünü sürekli, etnik ve mezhepsel farklılıklar vurgusu yaparak, bunları derinleştirmek, resmi dile eş dil eklemek,bayrağı tartışmak, laik devlet anlayışını tartışmak, üniter yapımızı tartışmaya kadar mevcut anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesini kadar, BDP’lilerin istekleri AKP  ile yapılan pazarlığın şimarıklığıdır;

[1].

     Zaten ; 12 yıldan beri iktidarda bulunan AKP iktidarı başkanlık sisteminin alt yapısını bir proje ekseninde tek, tek yaparak bu günlere getirdi.

  “Büyükşehir Belediye yasası, Bölge İstinaf mahkemeleri yasası, Bölgesel kalkınma ajansları yasası ve 30 yıldır TBMM kanunlaşmaması için, bekletilen ve  genel kuruluna indirilmeyen ikiz yasaların, genel kuruluna indirilerek AKP tarafından TBBM’sinde yasallaşmasıdır”

       O zaman küresel ve ekonomik güç merkezi devletlerin, içimizde kullandıkları  işbirlikçilerle ülkemizin üzerinde  yapılan pazarlıklarla, bölücüler desteklenmekte ve onlarla kendi geleceğinin pazarlığını yapmak, devlet adamlılığına yakışmadığı gibi, yapılanın bencillik ve kör inattan başka bir şey olmadığıdır.

       Türkiye’mizde demokratik değerler karşısına, toplumsal barışı bozacak ve bölücü yaklaşımları savunanlarla, devletçiliği, sürekli demokrasi karşıtı bir argüman olarak göstermeleri bu ürünlerin eseridir.

       Koskoca Osmanlı İmparatorluğunun  küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti’nin çok ağır şartlar içerisinde var olduğunu, aç kalma, perişan olma pahasına hiç tereddüt etmeden, dişlerini mütecavize gömerek verilen kurtuluş savaşı ile bu ülkenin kazanıldığı unutulmamalıdır. Ebet müddet, ecdat emaneti olan cennet vatanın, birlik ve beraberlik içerisinde kollamak ve korumak, her Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin ve Türk vatandaşının boynun borcu olmalıdır.

         Bugün yapılan AKP olağan kongresinde (27 Ağustos 2914) Recep Tayyip Erdoğan, 2015 genel seçimlerine kadar 81 ile teşekkür ziyareti için gideceğini, Valilik ve Belediye açılış  ziyaretleri ile  bu gezilere devam edeceğini beyan etmesi, tabanı canlı tutmaya çalışacağı işaretini dile getirmesi ve gerginlik politikasını bu günkü konuşması ile sürdüreceği imasını vermesi unutulmamalıdır. Yarın (28 Ağustos 2014)  TBMM anayasa üzerine yapacağı yemin

[2] sonrası  Recep Tayyip Erdoğan köşke çıkacaktır..      

        Sonuç olarak: Getirilmek istenen başkanlık sistemi TV ekranlarında, Recep Tayip Erdoğan köşke çıkmasının ertesi gün, yandaş medya gurubunda” yeni Türkiye ve başkanlık sistemi” açık oturumları yapılmaya başlatılacağı ve  2015 genel seçimlerine kadar bu algı ile gidileceği, AKP organize ettiği fısıltı gazeteleri, billboardlarla destekleneceğinin siyasiler tarafından bilinmesi gerekir.

Günün sözü:  İNSANI YAŞAT Kİ, DEVLET YAŞASIN     


YORUM EKLE