Bakının fatihi - Nuri Paşa

Azerbaycan gökten inmiş kurtarıcısı bir melek gibi karşıladı

Rusya'da çarizm yıkıma uğradıktan sonra Kafkasya'da oluşan durum Azerbaycan'ı ve Azerileri büyük tehlike karşısında koydu. Bir yandan, S.Şaumyanın başkanlığındaki Bakü Halk Komiserleri Sovyeti esasen Ermeni Taşnakların oluşan ordusu, oluşmuş şartlardan kullanarak Bakü, Guba, Şamahı, Salyan, Kürdemir ve diğer şehir ve kasabaları dağıtıp viran koyarak Gence'ye doğru hareket ediyor, diğer yandan ise Zengezuru işgal etti Karabağ'a saldıran Andranik de Gence'ye saldırıya hazırlanıyordu.

Bununla ilgili M.Ə.Rəsulzadə yazıyordu: "Bu müşkül durumdan milleti kurtaracak tek bir çare vardı - TÜRKİYE. Umutlar hep oraya dikilmişdi: «O kardeş millet gelecek, bizi düşman elinden kurtaracak." Halkın bundan başka bir ümidi kalmamıştı. "
Henüz 1918 yılında 1 Mayıs toplanan Kafkasya Seymi Müslüman fraksiyalarının ortak oturumunda Trabzon'da düzenlenen barış konferansı hakkında Seymin üyesi M.Hacınski bilgi verirken bildirir ki, orada Enver Paşa ve başkalarıyla sohbetlerden anlaşıldı ki, Azerbaycan'a geniş şekilde yardım için Türkiye ciddi adımlar atıyor. Bu günlerde Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa 300 kişi eğitmen ile Tebriz'den geçerek Gence'ye gelmelidir.
M.Ə.Rəsulzadə yazıyordu: "O zaman müthiş bir anarşiye maruz, diğer yandan da, Bolşevik saldırısı ile tehdit edilen Gence Nuri Paşa'yı gökten inmiş kurtarıcı bir melek gibi karşılamıştı."

Bu öyle bir zaman oldu ki, Gence'ye hem Bakü'den hareket eden Q.Korqanovun başkanlık ettiği ve çoğunluğu Ermenilerden oluşan Sovyet ordusu, hem de Zengezur ve Karabağ yönünde hareket eden Andranikin nizami haydut çeteleri tehlike altına almışlardı. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ve Azerbaycan halkının ölüm-kalım meselesi çözüm ounurdu. Böyle bir zamanda F.X.Xoyski hükümet adına Türkiye devletine başvurarak, gerçek askeri yardım göstermeyi ister. Sonradan, Azerbaycan parlamentosunun ilk oturumunda Xoyski bu konuda şöyle demişti: "Mayıs ayının 28-de Azerbaycan bağımsızlığını ilan ederek, kendi hükümetini yarattıysa da, bu hükümet kanun ve kural oluşturmak, ülkenin savunma işinde aciz idi. Çünkü hiçbir askeri qüvvemiz ve silahımız yoktu. Türkiye ile yaptığımız anlaşmaya göre, Azerbaycan Türkiye'den biraz askeri yardım alabilirdi. Hükümet bu konuda Türk hükümetine başvurdu. Kendiniz bilirsiniz ki, Türkiye kendi borcunu yerine getirdi. "

Böylece, Türkiye'nin iki gruptan oluşan 5. Kafkas tümeni Gümrü-Dilcanda-Kazak yönünde Azerbaycan'a doğru hareket etti. Birinci grup iyunun 11-de, ikincisi ise Haziran 12 de Qazaxa ulaştı. Burada Azeriler Türk ordusunu görülmemiş bir sevinç ve samimiyetle karşıladılar. Sonra Karpat cephesinden 15. Çanaxqala diviziyası da Gence'ye geldi. Nuri Paşa'nın komutasında, Azerbaycan korpusu ile birleşen bu parçalar Kafkas İslam Ordusunu kurdu.
Nuri Paşa'nın Gence ve Bakü seferleri hiç de sorunsuz geçmez. Bu yol ciddi engeller ve zor savaşlarla eşlik ediyor. Öyle ki, Türk ve Bolşevik kuvvetleri Göyçay-Qarameryem cephe hattında bir süre karşı karşıya duruyor. Kafkas İslam Ordusu Komutanlığı Karargahı ve Nuri Paşa bolşeviklərə karşı saldırının iyunun 28-de başlatılmasına karar verir. Saldırı hazırlıklarının son derece gizli yürütülmesine rağmen, düşman kuvvetlerinin görülen işlerden haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Bolşevikler iyunun 27-de üç tabor yaya ile erkenden atağa geçiyor. Düşman kuvvetleri Göyçay-Qarameryem yolunun kuzeyindeki 10. Kafkas alayına kuzey yandan ve arkadan darbe indirir. 10. Kafkas Alayı'nın emrine verilen tümen rezervi 25. tabor ve nizami 2. süvari alayının da savaşa katılması ile kuzeydeki bu tehlike kısa sürede giderilir. Alayın her pillesindeki komutanlar, Qarameryem - Göyçay yolu boyunca ilerleyen düşman ateşine karşılık olarak, ciddi direnç gösterirler. Bolşeviklerin taktik ve manevrlerini zamanında sezerek, savaşların gidişini değişmekle düşmanın önlenir.

Türk Kafkas İslam Ordusu Göyçay yakınlarında savaşırken, rus kazakı albay Biçeraxov 1500 kişilik askeri gücüyle Ənzəlidən gemilerle harekete başlıyor ve 1918 Temmuz 2'de Bakü'nün güneyindeki Alat kasabasında karaya çıkıyor. O, Şaumyanla buluşup, cephe bölgesi ile ilgili değerlendirme yapıyor. Biçeraxov 6 Temmuz'da rusbolşevik - Ermeni Taşnak güçlerinin kumandanlığına getirilir. Rus-Ermeni birleşik Kuvvetleri'nde cephenin sağ kanadının komutanı ise Korqanov idi. Nuri Paşa Ermeni Taşnak ve Rus Bolşeviklerin Ruslardan ve çevredeki Ermeni köylerinden sürekli destek alarak, arkadan ve yandan baskın şeklindeki saldırılara kalkmalarının ordu için tehlike oluşturduğunu görür, bu saldırıların devam etmesi halinde 5. Kafkas piyade tümeni büyük tehlike altında olacağından endişe taşır. Bakının mevcut kuvvetlerle ele geçirilebilir edemeyeceği kanaatini hasıl eden Paşa Doğu Orduları Grubu komutasında bir kez de destek istemeye karar verir.

Kafkas İslam Ordusu Göyçay ile Salyan-Neftçala bölgelerindeki düşmanı temizledikten sonra Temmuz ayının ortalarında başkent Bakü'ye 130 kilometre yaklaşır. Karşılarında Ağsu tepeleri ve bundan sonra Şamahı vardı. Enver Paşa, Nuri Paşa'ya gönderdiği emirde Bakü'nün yakında düşman işgalinden kurtarılarak askeri harekatın sona ermesini istediğini bildiriyordu. Çünkü Almanya ve Rusya'daki Bolşevik Sovyet idaresi askeri yürüşün durdurulması için baskılarını giderek artırırdılar. Nuri Paşa'nın denetimi altında bulunan askeri kuvvetler iki gruba ayrılmıştı. Kuzey grubu kurmay yarbay Osman Bey'in komutasında Şamahı üzerinden Bakü'ye hareket etmeliydi. Güney grubuna Azerbaycan Türkü olan Habib Selimov komutanlık yapıyordu ve bu grup Müsüslü-Kürdemir-Ağrı-Bakü demiryolu hattı boyunca güneye doğru ilerlemeli ve karşısındaki düşmanı temizlemeli idi.
Bakü'nün kurtarılması için hazırlıkların gittiği sürece, Almanlar şehrin Türklerin eline geçmesini istemediklerinden Türkiye Genel Karargahı'na yaptıkları baskıyı daha da arttırdılar. Bununla birlikte, Kafkas İslam Ordusunun birçok askeri birlikleri Ermenilerin Azerbaycan'ın çeşitli bölgelerinde yaptıkları katliamların önlemeye çalışıyordu.

Kafkas İslam Ordusu'nun Şamaxını ele keçirmesinden sonra Bakü'deki Halk Komiserleri Kurulu ve Şaumyan tüm umudunu Rusya'dan yardıma gelecek askeri güçlere bağlamıştı. Lenin Temmuz ortalarından itibaren silah ve malzeme yardımını artırıyor. Ukrayna cephesinde görev yapan Petrovun emrinde üstün silahlarla donanmış 780 kişilik bir ordu birleşmesi de Bakü'nün üzerine gönderilir. Aynı bağlayın birleşmesi Temmuz ayının 19-da Bakıya ulaşır.
Kafkas İslam Ordusu Bakü'ye yaklaştıkça, Bakü Halk Komiserleri çevresindeki siyasi güçler de ayrılmaya, gitgide parçalanmaya başlar. Azerbaycan Türklerinin milli çıkarlarını temsil etmeyen bu kuvvetler Bakü'nün elden çıkacağı takdirde, yaptıkları katliam ve zorakılıqların hesabını vermekten korkarak bu durumdan çıkış yolu aramaya başlar. Şaumyanın karşı çıkan çevreler İngiliz ordu birliklerinin Bakü'ye gelerek, Türkler çarpışmasının tek çözüm olduğu sonucuna gelirler.

Rus-Ermeni birlikleri ve Lenin başta olmak üzere Bolşeviklerin ciddi çabalarına rağmen Kafkas İslam Ordusu Bakü'yü tahliye edebildi.
Başkent tahliye edildikten sonra ordu bölümleri Karabağ'a gönderilir ve Karabağ'ın Ermeni Taşnakların temizlenmesi işlemine başlanır. Başarılı savaşlarla Türk-Azerbaycan askerleri Şuşaya giriş yaparak şehirde Azerbaycan bayrağını kaldırıyor. Fakat Türkiye'nin Birinci Dünya Savaşı yenilgisi Nuri Paşa'nın bu işini yarım koyuyor. 1918 30 Ekim de imzalanmış Mudros barışığın sonra Osmanlı kuvvetleri Azerbaycan'ı terk etmek zorunda kalıyor. Nuri Paşa 1920 Nisan darbesi sonra da gizli olarak bir grup Türk subayı ile Dağıstandan geçerek Şuşaya gelir, bolşeviklere karşı savaşlar götürüyor, Aran Karabağ ve Zaqatala bölgelerinde halkı bolşeviklərə karşı isyana kaldırır. Daha sonra bir Azerbaycan süvari alayı ve bir pil ile Türkiye'ye dönen Nuri Paşa Erzurum'a gelerek Nahçıvan takımına katıldı ve özgürlük mücadelesinde yer alıyor.

İstanbul'a yiyelenen İngilizler Nuri Paşa'yı hapsediyor ve onu Batumiye getirirler. İngilizler onu Bakü yürüyüşüne «binlerce Ermeni'nin öldürülmesinde» suçlayırdılar. Hiçbir taviz gidilmeden Paşa'nın idamına hüküm verilmişti. Haber Bakü'ye ulaşınca Azerbaycan hükümeti paşanın hapisten kurtarılması yollarını aramaya başladı. Başbakan Nesib bey Yusifbeyli Nağı bey Şeyxzamanov: «Nağı, Nurunu Batum'da açtılar" demekle, onun karşısına Paşa'yı kurtarmak görevini koyuyor. 1919 yılının Mart ayında azerbaycanlılardan oluşan özel hazırlanmış silahlı grup Batumide cezaevine baskın yaparak kurbanlar pahasına Paşa'yı oradan kaçırmaya nail olur.

Böylece, Nuri Paşa yeniden Azerbaycan'da idi. Azerbaycan 1920 yılının Nisan ayında Sovyet Rusya tarafından işgal edildikten sonra Ermeniler karışıklıktan yararlanarak, Karabağ'da, Zengezurda ve Göyçədə baş kaldırıyor, katliamlar çıkarırlar. Nuri Paşa 1920 yılının Haziran ayında Karabağ'da Bolşevik idaresini devirir ve ilerleyen «Kızıl ordu" ya ve Ermeni kuvvetlerine ağır darbeler vurur.
Elbette, bu savaşlar qurbansız başa gelmedi. Türkiye'den gönderilen askeri birliklerde 10 bin civarında asker ve subay olmuş, Azerbaycan'ın özgürlüğü uğrundaki savaşlarda onlardan bine yakını canını kurban vermişti.
Bu kurbanlardan biri de İzzet Bey adlı bir Türk əsgəriydi ki, Şamahı yakınlarındaki Acıdərədəki mezarda uyuyur. O günden bu güne kabrin adı "Türk mezarı" olarak anılıyor.

Bahtiyar Vahabzade "Tenha mezar" şiirinden birkaç mısraı, lövhəylə yazdırarak yolcular gelip geçtiklerinde görebilecekleri bir mekana asdırıb:
Yolun kenarında tenha bir mezar
Üstünde ne adı var ne soyadı.
Ey yolcu, arabanı bu yerde
Sor kimdir yatan tenha yerinde.
O bir Türk zabiti kahraman, metin
Doğma kardeşine yardıma geldi.
Katliama tutulan milletimizin
Haklı savaşına yardıma geldi.
Uzaktan hay verip senin sesine
Geldi, geldi dönmedi öz ülkesine.
Düşman saflarını o, soldan sağa
Biçip takımıyla cepheyi yardı.
Toprağın uğrunda düşüp toprağa
Senin toprağını sana gaytardı.
Özü koruduğu, hem can verdiği
Yolun kenarında defnedildi o.
Uğrunda canını kurban verdiği
Toprağı özüne vatan bildi o,
Yolcu arabanı bu yerde durdur.
O mezar önünde sen tazim eyle.
Saygı duy, dua ver onun ruhuna,
Ayak bastığın yer borçludur ona.

Türklerin bizim özgürlüğümüz uğruna bu fedakarlığına en yüksek fiyatı M.Ə.Rəsulzadə bildirdi: "Sonra mənhuz bir ixtilal sonucu mezarları unutulmuş kalan Anadolu məhəmmədcikləri Bakü'deki şehadetleri ile Türklüğe yeni bir siyasi vücut eta ediyorlardı. Məddətən unutulmuş, fakat manen bütün kalplerde defnedilmiş bu kahraman Şehitler sadece Bakıdamıdırlar? Naxçıvandan, Karabağ'dan, Şamaxıdan, Gəncədən ta Bakü'ye kadar bir yer var mı ki, orada böyle bir özverili yatmasın! ..?
YORUM EKLE